BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Abdülaziz Dîrînî “rahmetullahi aleyh”

Abdülaziz Dîrînî “rahmetullahi aleyh”

Bu zat bir sohbetinde buyurdu ki: (İns ve cin, Yaratıldı, sadece “İbadet etmek” için. “İbadet yapmak”tan da maksat ve gaye asıl, “İman-ı hakiki”ye olmaktır sonra vasıl.



Bu zat bir sohbetinde buyurdu ki: (İns ve cin, Yaratıldı, sadece “İbadet etmek” için. “İbadet yapmak”tan da maksat ve gaye asıl, “İman-ı hakiki”ye olmaktır sonra vasıl. Bu “Hakiki iman”a kavuşabilmek için, Nefsi iman etmesi lazım gelir kişinin. Bunu temin etmenin yolu ise bir tektir, O da, islamiyyete tam riayet etmektir. Yani nefs-i emmare, bulmadıkça itminan, O kimsenin imanı, değildir gerçek iman. Nefsi iman edince gerçekten bir insanın, O zaman hakikati hasıl olur imanın.) Bir gün de buyurdu ki: (Çok korkunuz Allahtan, Kaçının titizlikle her haram ve günahtan. Tenhada da günahtan kaçmalı ki muhakkak, Her gizliyi elbette görüyor cenabı Hak. Nitekim Hak teala buyurur ki: (Ey insan, Bilmiyor musun seni görüyorum her zaman.) Biri Resulullaha dedi: (Çoktur günahım, Şimdi tövbe edersem, affeder mi Allahım?) (Affeder) buyurunca, dedi: (Ya Resulallah, Ben onları işlerken görüyor muydu Allah?) (Görüyordu) deyince, bir “Eyvaah” dedi o an, Ve yıkılıp can verdi, budur “Hay┠ve “İman”.) Bir gün de buyurdu ki: (Bir kulun kalbi eğer, “Hasta”ysa, kabul olmaz yaptığı ibadetler. Kalbin hastalığı da, şudur ki asıl yine, Tutulmuş olmasıdır Hak’tan gayri birine. Belki de “Kendisi”ne tutulmuş olmasıdır, Bu, onun başta gelen mühim hastalığıdır. Çünki kul, “Kendi” için ister esas her şeyi, “Nefsi için” arzular, mal, mevki ve rütbeyi. Ve hatta çocuğuna besliyorsa muhabbet, Bu da, “Kendi nefsi”ni sevdiğindendir elbet. Maalesef onun nefsi, ona “Ma’bud” olmuştur, Çünki o, sırf nefsinin ardında koşup durur. İnsan kurtulmadıkça “Kendisine tapmak”tan, Kurtulamaz mahşerde cehennemde yanmaktan. Nefsin esaretinden, kurtulursa bir kimse, Sırf “Allah”a kul olur, Rabbine yönelirse. Yani “Nefse” değil de, “Rabbine” uyarsa hep, Nefsin arzusu için etmezse bir şey talep, Gitmiştir kalbindeki o şiddetli hastalık, Ma’budu, “Nefsi” değil, “Allah”tır onun artık. Çünki o, “Allah için” yapar her bir işini, Zira “Hakiki iman” kaplamıştır içini. Sırf “Allah rızası”nı düşünür her bir işte, Kendine tapınmaktan kurtulmak budur işte.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT