BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ‘Bu takım bizden iyi’ (İnci Ertuğrul ve RENKLER)

‘Bu takım bizden iyi’ (İnci Ertuğrul ve RENKLER)

Teknik Direktör Güneş: Benim oynadığım Milli Takım da başarılar kazandı ama şimdiki en iyisi.



Güvenimiz arttı “ArtIk hem Avrupa Kupası’nda hem Dünya Kupası’nda varız. Bu çocuklar, dünyaya sadece Türkiye’nin sportif görüntüsünü değil sosyal görüntüsünü de taşıdı. Kendimize güvenme konusunda büyük bir adım attılar.” Merak ediliyoruz “YURTDIŞINA gittim. Gazeteler bana ve Hakan’a geniş yer ayırdılar. Bizde ise bu kadar merak yok.” iz tam dünya kupası finallerinin eşiğindeyken hakkınızda çok şey söylendi ve yazıldı. Çok mu üzerinize gelindi? Bir ara sanki bunaldınız. Trabzonlu olmanız bile konu edildi, neydi bunların sebebi? -Bir işi yaparken eleştirilmeniz gayet doğal. Ben bunların olacağını biliyordum, bundan rahatsız değilim. Trabzon’da da benim başımdan geçtiği için alışkınım, soğukkanlıyım. Ama yapılanlar işimi etkileme noktasına gelirse rahatsız olurum. Beni istemediğini söyleyen, başta yok sayan kişi bununla yetinmiyor, ekip içerisinde rahatsızlığa yol açıyor. Öyle konular gündeme getiriliyor ki... Mesela oyuncu kulübüyle ilgili sorununu, mili takım kampına taşıyor. Kötü oynarsa, başarısız olursa o zaman da ‘ben demiştim, bu hocayla bu iş olmaz’ diyor. Onun için, biraz bunaldım. Beni sevmeyebilirsiniz ama müşterek bir iş yapıyorsak, birbirimize katlanmak zorundayız.. Birini istemeyince sebepler bulmak lazım. Yeterli olmadığım söyleniyor, siyaset, hemşehrilik, onun adamıdır gibi yakıştırmalan yapılıyor. Göreve getirilme konusunda kimseye karşı bir ezikliğim, borcum yok. Oyuncu cin gibidir -Bütün bu konuşmalar, eleştiriler takımı da etkiliyor mu? İstediğiniz ilişkiyi, güven ortamını kurabildiniz mi? -Yapılmak istenen bir güvensizlik ortamı oluşturmaktı. Her ne kadar Avrupa şampiyonasında çeyrek finale kalmış olsak da o gruba karşı bir kıskançlık mı, kızgınlıktan mı bilmiyorum. Bunların misyonu bitti dendi. Bazı oyuncular için yaşlı, iki şampiyonlukla tatmin oldular, parayı kovalıyorlar dendi, özel hayatlarıyla ilgili şeyler söylendi... Biz de yeni gelmişiz, ne yaptık. Oyuncuya anlatalım dedim. Bana göre şu anda takımla ilişkim çok olumlu. Anlaşmak biraz zaman aldı tabii... Oyuncu cin gibidir. Siz doğrular budur dersiniz, ama o sizin davranışlarınıza bakar. Acaba ne yapacak diye. Söylediklerinizle yaptıklarınız tutmuyorsa o iş orada bozulur. “Hadi aslanım” diyemem -Futbolculara yaklaşımınız nedir? Evlatlarım mı, arkadaşlarım mı diye yaklaşıyorsunuz? -O da eleştiriliyor bende. O karizma (biraz sitemli bir gülüşle söylüyor) da oradan geliyor işte. Duygusallığı ‘hadi aslanım şunu yapalım’ gibi kullanmam. Öyle bir stilim yok. Aklı ve bilgiyi kullanırım. Ben oyuncudan sorumluyum, benden de yönetim kurulu sorumlu. Hepimizden de Türkiye başarı bekliyor. Kendimi onların ayaklarını düz basması için bir rehber, bir yol gösterici olarak kabul ediyorum. Bunu yaparken Konfüçyüs’ün bir sözünü hatırlarım; “Birine yapma demekle öğrenmez. Söz uçar gider, söylemek kadar göstermek de lazım. Gösterdin mi bir de yapmak gerekir. Üçü birarada oldu mu öğrenme olur.” Pedagojinin de çok faydasını görüyorum.. -Uzun süre kaleci olarak sahalardaydınız. Kaleci için ‘yalnız adam’ derler. Sizin yalnız bırakıldığınız, dışlandığınızı hissettiğiniz hiç oldu mu? -Evet kaleci yalnız adamdır, çizginin dışında topa eliyle dokunamaz, başkasının hatasıyla gelen penaltıyı kurtarmak ona düşer.Trabzonspor-Fenerbahçe maçında kaybettik. (Şenol Güneş’in Trabzonspor’un antrenörü olduğu dönemde Fenerbahçe’nin 2-1 kazandığı ve Trabzonspor’un şampiyonluğu kaybettiği maç )Yuh’ladılar. Sen kötüsün, yaramazsın dediler. O kitle bunu başarısızlık olarak kabul etti. Trabzonspor’un yükselen bir trendi vardı, buna rağmen yalnız bırakıldım. Ben bunu bekliyordum. Bunu bugün de bekliyorum. Tek borcum çocuklarıma İki kızım var. İkisinden de çok memnunum. Onların bütün yükünü, şekillenmelerini eşim üstlendi. Onun yükü çok ağır tabii. Babanın da olması gereken yerler var ama olamıyorum. Eşim de öğretmendi, çalışmayı bıraktı. O gözönünde olmayı, konuşulmayı sevmez. Futbol oynarken bırakmamı isterdi, bıraktım şimdi daha yoğun ve sorumluluğu çok olan bir işe girdim. Ben eşime ve çocuklarıma borçluyum sadece. Onlar hiç sitem etmiyor. Takımdaki çocuklarla bazen onlardan daha çok ilgileniyorum. Küçük kızımla eşim Trabzon’da. Ama böyle olmuyor. Bu sene gelecekler artık. Büyük kızım üniversiteyi bitirdi. Master mı yapsın, çalışmaya mı başlasın daha karar veremedik. Oturup konuşamadık bile. Biz burada onunla birlikte kalıyoruz. Bazen kızım bana yemekler yapıyor ama çoğu zaman dışarda yiyoruz.. Tenise başladım -Şenol Güneş’in yılları futbolun içinde geçti bunu biliyoruz. Bunun dışında neler yaparsınız.Nelerden keyif alırsınız? -Geçen sene tenise başlamıştım. Belim rahatsızdı, sabahları da yüzüyordum. Şimdi dünya kupasına katılma yoğunluğu içinde başka hiçbir şey yapamıyorum.Tatil yaparız demiştik onu da rafa kaldırdık. -Şu anda belli bir işiniz bir sorumluluğunuz var. Peki daha sonrası için yapmayı düşündüğünüz nedir? Bir hayal var mı? -Çocukken dünya kupasına gitmeyi düşünmüyordum tabii. O zaman takımları seyredemez ancak radyodan dinlerdik. Kaleci olsam daha az gol yemek, o ilgiyi görmek, insanları mutlu etmek hayalim vardı. Bana göre bunda başarılı oldum. O az gol yeme rekorunu kırdım. Onun arkasından toplumu mutlu etmek geldi. Şimdi bu görev var. Bunun arkasından ne gelir diye düşünüyorum, onun adını koyamıyorum. Doğrularımda ısrar ederim øBasında ve halkta bizi bilen çok büyük bir ekip var... Bizim gücümüz onlardan geliyor. Sokağa çıktığım zaman rahat dolaşıyorum. Yaptığım doğru işten dolayı huzurluyum. øBen sokak arasında top oynayarak büyüdüm, futbolcu oldum. Milli takım kalesine geç dediler, geçtim. Dediler ki kötü gol yedin sen suçlusun. Ne bir eğitim, ne de yeterli tesis vardı. øFutbolcuların sadece futbol başarısı yok. Türkiye’de gençliğe örnek olmaları lazım.Toplumun ilgisini ve sevgisini sindirebilmek kolay iş değil. Ama bu çocuklar bütün bunu iyi taşıyor. øBenim Karadeniz’li olmamın getirdiği olumlu ve olumsuz şeyler var. Hırsım var, aceleciliğim var, zaman zaman kızgınlığım var. Ama onları düzeltmeye çalışıyorum, bunu yaptığıma da inanıyorum. Spor hayatımda da çok sıkıntı gördüğüm için sabırlıyım... Son noktaya gelmeden bir şey yapmam. Ama doğrularımda ısrar ederim. øMilli takım bizde çok güzel bir aile ocağı gibi oldu. Zaman zaman sıkıntısı olanlar orada bunu aştılar. Sonuçların da iyi olması bunu güçlendirdi. Bu çocuklar çok başarılar kazandı. Benim de futbol hayatımda başarılar var ama bu grup bizden daha iyi. Avrupa kupasında ve dünya kupasında varlar. Dışarıya sadece Türkiye’nin sportif görüntüsünü taşımadılar. Sosyal görüntüsü, dünyadaki varlığı ve güven duygusunda büyük bir adım attılar. øÇocukluğumda şehrin merkezinde sahilde denize girer, balık tutar, komşuların bahçelerinden taze meyveler yerdik. Onlarla herşeyi paylaşırdık. Şimdi zenginim, yaptığım iş açısından, popülarite açısından en iyi yerlerden birindeyim. Ama ne oldu? Benim çocuğum oynayacak bir yer, girecek temiz bir deniz, yiyecek taze bir meyve bulamıyor. Peki biz nereden nereye geldik. øBu iş, hayatımın bir bölümü. Herkes kendi rolünü oynuyor. Bazımız Ahmet Tarık Tekce’nin, bazımız Ediz Hun’un. Herkes başrol oynamak ister ama! Ha gayret bol şans! Geçen hafta adeta görücüye çıkan dünya kupası Taksim’den Kadıköy’e şöyle bir İstanbul’da dolaştırıldı. Şarkılar ve danslar eşliğinde bir konvoyla şehirde gezdirilen kupayı görmek isteyen insanlar sokaklara döküldü. Aslında görmek istedikleri kupanın şekli şemali değil de, onun kazanılmış olmasıydı. Genç, ihtiyar demeden binlerce insan bir an için her şeyi unuttu, bu hayale daldı. Peki, ya o kupa için mücadele eden milli takım? Ya o takımın hocası Şenol Güneş? Finallere adım adım yaklaşıldıkça oyuncuların da, hocalarının da heyecanı ve yoğunluğu artıyor şüphesiz. İşte bu hazırlık ve birbiri ardına gelen ödül törenleri içerisinde bize vaktini ayıran Şenol Hoca ‘çok şey başardılar’ dediği futbolcularıyla hiçbir eleştiriden yılmadan yollarına devam ettiklerini anlattı. 12 Şubat’ta Ekvador’la Hollanda’da yapılacak maç için 10’unda kampa girecek Ay Yıldızlılar. 27 Mart’ta Güney Kore, 17 Nisan’da Şili, 20-23 Mayıs’ta Hong Kong ve Meksika maçı, derken finaller... Aslında insanın hemşehrisiyle konuşması hem çok keyifli, hem de çok zor. Zaman zaman röportajdan uzaklaşıp Trabzon’un eski günlerine gittik ister istemez. İşte; Trabzon’da mahalle aralarında yapılan maçlardan, milli takım kalesine; oradan da dünya kupasına giden takımın başına geçişine kadar başarılarla dolu 20 yıllık futbol hayatının öyküsü ve Şenol Güneş’in anlattıkları... Güneş, ‘gruptan çıkarız’ diyor kendinden emin tavrıyla... Biz ise hayalimizi büyütüyoruz: Hadi o kupa ‘Şampiyon Türkiye’ nidalarıyla dolaşsın İstanbul’u diyerek. Ha gayret ve bol şans!.. Alınacak sonuç önemli Nereden geldiğimizi bilirsek nereye gideceğimizi de daha iyi biliriz. Değer kazanmak çok önemli. O olursa başarı da, kazanç da zaten gelir. Kupayı çok önemsemiyorum. Benim için verilecek emek ve alınacak sonuç önemli. Daha da önemlisi alacağımız sonuçların gelecek neslin önünü açması... Magazin ön planda Kızlar manken, erkekler futbolcu olmak istiyor. Birkaç tanesi başarıyor, gerisi heba oluyor. Diyorum ki ailelere, “çocukların futbolcu olma garantisi yok, böyle bir şartlanma içine girmeyin, baskı yapmayın. Ama spor yapsın. Yeteneği varsa o onu alıp götürür. Magazin bu kadar ön planda olmasın. Tanıtım için iyi fırsat Amerika’da Kosta Rika maçlarını izlemek için birkaç gün kaldım. Gazeteler bana ve Hakan’a geniş yer ayırdılar. Bizde ise dünya kupasıyla ilgili tek haber yok. Onlar bizi merak ediyor. Brezilya, Çin maçları düşünüldüğünde bile dünya bizi izleyecek demektir. Tanıtım için bundan iyi fırsat mı olur?
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT