BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir Buket Gül

Bir Buket Gül

Fikret farketmiyordu ama Gamze kederli bir hâldeydi. Gözlerini bir an kapattı, tekrar açtığında gözleri yaşarmıştı. Ağlamış gibi bir hâli vardı. Dudakları titreyerek: -Seninle konuşmaya geldim Fikret, dedi. Bana gizli gizli acı veren çok önemli bir konuyu konuşmaya geldim.



“Biricik yavrumuz ölecek Fikret!..” Fikret farketmiyordu ama Gamze kederli bir hâldeydi. Gözlerini bir an kapattı, tekrar açtığında gözleri yaşarmıştı. Ağlamış gibi bir hâli vardı. Dudakları titreyerek: -Seninle konuşmaya geldim Fikret, dedi. Bana gizli gizli acı veren çok önemli bir konuyu konuşmaya geldim. Fikret, onun eskisinden daha sade, az makyajlı yüzüne baktı. Epey değişiklik vardı Gamze’de. O şımarık, hoppa kız bir anda olgun bir hanımefendi olmuştu. -Seninle konuşacak bir şeyimiz yok, dedi gözlerini kaçırarak. Lütfen buradan git! Gamze: -Hayır, diyerek itiraz etti. Çünkü bu konu ikimizi de ilgilendiriyor Fikret. Söylemeye dilim varmıyor ama söylemek zorundayım. Bu sırrı sadece ben biliyorum ve her gün kahroluyorum. Herkese neşeli görünmekten, bu sırrı gizlemekten bıktım artık. Kimseye söyleyemedim, derdimi kimselere anlatamadım. Anneme, babama, en yakın dostuma bile anlatamadım. Dinle Fikret... Sustu ve hıçkırmaya başladı. Gözlerinden iri iri yaşlar boşanıyordu. Mendilini ağzına tıkamıştı. Bir süre bu halde kaldı. Fikret çok önemli bir olayın kokusunu almıştı. Merak ediyordu, sert tavrını değiştirdi. -Gamze ne anlatacaksan hemen anlat, dedi. Çok mu kötü bir şey... Kadın dudaklarını ısırdı. Kollarını açarak: -Çocuğumuz ölecek Fikret, dedi ve kendisini bırakıp, haykıra haykıra ağlamaya başladı. -Ne diyorsun sen?.. diyebildi Fikret. Yalan söylüyorsun, doktor iyileşecek demişti yalan söylüyorsun... -Ah keşke yalan söyleseydim, dedi Gamze. Keşke yalan olsaydı. Cahit ölecek, kurtuluşu yokmuş, çok geç kaldığımızı söyledi bana doktor. Amerika’daki doktor da yalan söyleyecek değil ya... Yardımcısı bir Türk’tü, bize yakınlık gösterdi. Cahit’i kandırdılar, yanlış teşhis edilmiş dediler. Ama ölecek çocuğum, gerçek bu Fikret, ölecek anlıyor musun?.. Fikret’in omuzlarından tutmuş, sarsıyordu. -Ölecek!.. Ölecek!.. Anlıyor musun?.. Yavrumuz ölecek!.. Ölecek!.. Donmuş gibi bakıyordu Fikret Gamze’ye. Onun anlattıklarını işitmiyordu sanki. Kadere inanmasaydı, başka türlü hareket edebilirdi. Ama o, tevekkül göstermek zorundaydı. Gamze devam ediyordu. -Doktorlar onu çok güzel kandırdılar, bütün şüphesine, öleceğine tam olarak emin olmasına rağmen gerçekten inandı çocuk. Oyunu ben devam ettirecektim. Çocuk yeniden dünyaya gelmiş kadar mutluydu. Onu mutlu gördükçe, güldükçe ağlamak istiyordum. Kimseye söyleyemiyordum. İlk sana söylüyorum, en son sana söylemem gerekirdi belki ama en başta ikimizin tahammül etmesi lâzım. Fikret elini başına götürdü. Hafakanlar basmıştı, gizli ve esrarlı sesler cirit atıyordu beyninde. Gözleri karardı. Gamze’nin yere yığıldığını hayal meyal hatırlıyordu... Artık şu esen rüzgâr, masmavi gökyüzü, tabiatın güzelliği, insanlar, evler, binalar ilgilendirmiyordu. Rüzgâr ne taraftan eserse essin umurunda değildi; tatlı tatlı yüzünü okşaması, saçlarını kaynaştırması ya da fırtınalar kasırgalar esmesi, dünyayı allak bullak etmesi onun için önemli değildi. Bu yara kalbine saplanmış bir hançer gibi, çıkarıp atmak imkânsızdı. > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT