BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hiç akıllanmadık

Hiç akıllanmadık

Afyon depremi, 17 Ağustos ve 12 Kasım’dan ders almadığımızı gösterdi 50 bin can verdiğimiz iki büyük depremden sonra, “Deprem değil bina öldürür” sözünü slogan edindik. Ölenlerin gerçek katili çürük binalar ve bu binaları yapan müteahhitlerdi. Ama onlar da mahkemeye çıkıp birer birer salıverildi. Hatta çoğu yeniden inşaatlara bile başladı. Bunu da unutacağız! Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara’nın “Bina uyarılarını” bile dikkate almadık. Onlarca cana malolan Afyon depreminde yerle bir olan binaların çoğu kerpiçten ve plansız yapılardı. Biliyoruz, 17 Ağustos’u unuttuğumuz gibi Afyon acısını da unutacağız. Ta ki, yeni bir felakete kadar... Türkiye yeniden kurulsun Prof. Dr. Işıkara, “Türkiye yeniden yapılandırılsın. Deprem İstanbul’da olsa viyadükler yıkılırdı” dedi. Deprem Kabine’de Bakanlar Kurulu’nun gündemi Afyon depremiydi. Başbakan Ecevit, 17 Ağustos ve 12 Kasım depremlerinden deneyim kazandıklarını belirterek, “Devlet, Afyon için seferber olmuştur” dedi. Soruşturma açacağız Başbakan Yardımcısı, Afyon’a giderek incelemelerde bulundu. Bahçeli, depremzedelerin, “Müteahhitleri yine serbest bırakmayın” sözleri üzerine soruşturma açılacağını belirtti. Müteahhitlere isyan! Afyon’un Çay ilçesindeki sanayi sitesindeki 30 bina tıpkı domino taşları gibi peş peşe yıkıldı. Afyon’un pek çok ilçesinde de binalar oldukları yere yığıldılar. Ölenlerine ağlayan depremzedeler acılarının yanı sıra bir de at arabalarında -4 derecede sokaklarda sabahladılar.



Hiç akıllanmadık... Bir gazeteci olarak 17 Ağustos ve 12 Kasım’da gün ağarmadan deprem bölgesindeydim. Aylarca o enkaz senin bu enkaz benim dolaştım. Ve oradan yaptığımız haberlerde bir çok kez Kızılay’ı ve yetkilileri hicvettik. Daha doğrusu acılı depremzedelerin görüşlerini yansıttık. Bu kez olmayacak Afyon depreminden sonra bölgeye gitmedim. Ama ekranları hep bir umutla takip ettim. Türkiye’yi acıya boğan iki depremin üzerinden yıllar geçmişti. Yetkililer yeterince dersler almıştı. Artık bu kez aynı şeyler kesinlikle yaşanmayacaktı!.... Hatta gazetelerin ve TV’lerin hep, “Yardım ekipleri deprem bölgesine ulaştı. Çadırlar kuruldu. Depremzedeler iki saat sonra sıcak çorbaya kavuştu. Bu kez tedbirliyiz” şeklinde başlıklarla ve altyazılarla acı olayı duyuracaklarını tahmin ettim. Ama maalesef... Ne yazık ki biz depremlerde yaşananlardan ders almak yerine, yaşadıklarımızı alışkanlık haline getirmişiz. İlk gün verilen haberlerde hep umut aşılandı insanlara; Başbakan Bülent Ecevit, deprem bölgesini bilmem kaç bakanla ziyaret etti. Çadırlar hazırlanıyor. Şu bakan talimat verdi, bu bakan “yapacağız” dedi. Kısacası hepsi birden, vatandaşa; “Devlet büyüktür, acılarınız sarılacak, yıkılan mutlaka yeniden yapılacak” vaatlerini tekrarladı. Çadır yine yok Bütün haberlerde Kızılay’ın bölgeye çadır göndermek için hazırlıklarını tamamladığından bahsediliyordu. Ama bize ulaşan bir bilgi vardı ki korkunçtu. Kızılay çadır göndereceği TIR’ların şoförlerini tatil günü olması nedeniyle bulamıyordu. Bu kadar komik bir durum olabilir miydi? O zaman Gölcük ve Düzce depremleri sırasında çadır gönderemeyen Kızılay Genel Müdürü Kemal Demir’in ne suçu vardıki görevini bırakmaya zorlandı? Deprem bölgesine koşar adım giden Kızılay’ın yeni Genel Müdürü Ertan Gönen beyin verdiği sözler nerede kaldı? Vatandaş “Deprem olduğu zaman Kızılay’ı yanımızda görmek istiyoruz” derken genel müdürümü kastetmişti? Bölgeye geçte olsa ulaşan çadırlar sabaha kadar neden kurulmadı? Vergiler ne oldu? Sahi depremden sonra vatandaşlardan toplanan vergiler nereye gitti? Bu vergilerle depreme karşı alınması gereken tedbirler, yatırımlar, ekipler nerede? Hâlâ toplanan bu paralar nereye harcanıyor? Neden kamu binalarını güçlendirmediniz? Yoksa Afyonlular yalan mı söylüyor? Gözlerimiz, kulaklarımız bizi yanıltıyor mu? Her depremde olduğu gibi yerel yöneticilerin verdikleri bilgiler aynı: “Kamu binaları büyük hasar gördü”, “Çadır gelmedi”, “Büyüklerimiz yardım sözü verdi.” Artık sözlerden ziyade icraata ihtiyaç var. Bilim adamları yoruluyor 17 Ağustos ve 12 Kasım depremlerinin izleri meğer ne çabuk unutulmuş! Demek ki, Türkiye’de deprem üzerine söylenenler yazılanlar ‘havanda su dövmek’ten başka bir şey değilmiş. Hele o bilim adamlarının TV’lerde, “Türkiye bir deprem ülkesi. Deprem gerçeğinin unutmayalım. İnsanı deprem değil binalar öldürür” şeklindeki sözleride hiç bir anlam taşımıyormuş. Aksini kim iddia edebilir ki? Peki ya İstanbul? İki büyük depremin üzerinden 30 ay geçti. Bu sürede bir çok yetkili ve bilim adamı çıkıp İstanbul’un bile depreme hazır olduğunu üfürdü. Peki şimdi adama sormazlar mı, “Samandağı’nda olan deprem ya İstanbul’da olsaydı?” Sahi bu deprem İstanbul’da olsaydı halimiz ne olacaktı. Fay uzunluğu 50 km olan bir bölgede bu kadar aciz kalanlar 7 bin çadırı iki günde kuramayanlar, en az 7 milyon insanımızı etkiyelecek muhtemel İstanbul depreminde ne yapacak? En iyisi yatıp kalkıp dua edin de; her seferinde tahminleri doğru çıkan bilim adamları bu kez yanlış bir tahminde bulunmuş olsun. Yoksa bırakın enkazdan kurtarmayı çadır kurmayı, yanımıza gelecek bir kişi bile bulamayacağız! Bütün Afyonluların ve Türkiye’nin başı sağolsun. Depremle ilgili her türlü tedbirler mutlaka alınmıştır. Türkiye yeniden yapılandırılmalı Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, Afyon Sultandağı depreminden çıkarılması gereken dersler olduğunu belirterek, “Devlet artı kamu ve özel bankaların, geri dönüşü küçük dilimler olmak üzere Türkiye’yi yeni baştan yapılandırmaya gitmesi çok doğru olur” dedi. Deprem ülkesiyiz Prof. Dr. Işıkara, yapı denetim kuruluşlarına sahip çıkılması gerektiğini vurgulayarak, devletin önemli bir adımı olan yapı denetim kuruluşları ile ilgili yönetmelikte eksiklikler olduğunu ve bu eksikliklerin bir an önce tamamlanması gerektiğini bildirdi. Işıkara, “Benim üzüldüğüm, devletin yapı denetim kuruluşlarına Afyon ve Uşak’ı dahil etmemesidir. Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğu gerçeği göz önüne alınarak, tüm illerin yapı denetim kapsamına girmesi zorunludur” diye konuştu. E-5 tehlike altında Prof. Dr. Işıkara, enstitüye bağlı Deprem Mühendisliği Anabilim Dalı’nın yaptığı bir araştırmaya göre, asma köprülerin depreme dayanıklı olduğunu, ancak viyadüklerde sorun bulunduğunu söyledi. Başta Ortaköy viyadüğü olmak üzere, gerek TEM’de, gerek E-5’teki tüm viyadüklerin mutlaka elden geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Işıkara, “Viyadükler yıkıldığında asma köprüleri nasıl kullanırsınız, yardımı nasıl ulaştırırsınız?” diye konuştu. Prof. Dr. Işıkara, doğalgaz boru hatlarının, sismik güvenli olarak deprem güvenli vanalar halinde olması gerektiğini belirterek, İstanbul’a gaz veren İGDAŞ’ın da bu konuda hassas davramasını istedi. Deprem kabinede Başbakan Bülent Ecevit, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından toplantının gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Devletin bütün kuruluşlarıyla ve bütün imkanlarıyla depremden zarar gören vatandaşlarımızın yardımına koştuğunu belirten Ecevit, “En kısa zamanda vatandaşlarımızın bütün ihtiyaçlarının olabildiğince karşılanacağına inanıyorum” dedi. Yeniden inşa gerekiyor Ecevit, Bakanlar Kurulu salonunda yaptığı açıklamada, toplantıda, Afyon’un Sultandağı ilçesinde meydana gelen deprem sebebiyle alınan önlemlerin görüşüldüğünü ifade etti. Ecevit, “Eber beldesi yerle bir olduğundan, buranın yeniden inşası gerekiyor. Depremin tatil günü olması tamamen yıkılan Çay ilçesindeki sanayi sitesinin can kaybına yol açmasını önledi” dedi. Depremin ardından birçok bakanla birlikte bölgede incelemelerde bulunduğunu kaydeden Ecevit, 45 vatandaşın hayatını kaybettiğini, 318 vatandaşın yaralandığını ifade etti. Ecevit, ilk belirlemelere göre, 71’i ağır ve yıkılmış olmak üzere toplam 622 binada çeşitli derecelerde hasar meydana geldiğini bildirdi. Depremin ardından Ankara, Bursa, İzmir ve Sakarya illeri sivil savunma ekiplerinin toplam 186 personel, 36 araç ve 9 arama köpeği ile bölgeye ulaştıklarını belirten Ecevit, gönüllü kuruluşların da bölgeye ulaştıklarını, ayrıca bazı ülkelerin insani yardım tekliflerinde bulunduklarını ifade etti. Acil ihtiyaçlar Kızılay tarafından bölgeye ilk etapta 3 bin 200 çadır, 11 bin battaniye ve 2 bin 480 katalitik soba ulaştırıldığını, akşama kadar da ilave 4 bin çadır, 10 bin battaniye, bin katalitik soba ile bir mobil mutfak ve 5 seyyar mutfağın bölgeye ulaşacağını bildirdi. Bölgedeki okulların 1 hafta süreyle tatil edildiğini bildiren Başbakan Ecevit, acil ihtiyaçların karşılanması amacıyla Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu’ndan bölgeye toplam 600 milyar lira ödenek ulaştırıldığını kaydetti. Ecevit, çıkarılamayan afet kararnamesinin toplantıda gündeme gelip gelmediği yönündeki bir soru üzerine, bu kararnamenin ele alınmadığını, çalışmalar tamamlandıktan sonra gerekli değerlendirmelerin yapılacağını söyledi. Ahmet Vefik Alp: Destek verilsin > Başbakanlık Başdanışmanı Ahmet Vefik Alp, “depremi önceden tahmin etme çalışmalarına” destek verilmesini istedi. Bu yönde araştırmalar yapan Türk bilim grubunun projesinin ‘deprem cihazı’ olarak bilindiğini hatırlattı. Alp, patent sahibi iki kişinin yüksek bir ihtimalle depremi en az birkaç saat öncesinden tahmin edebileceklerini ifade ederek, “Bu proje, geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Prof. Dr. Aykut Barka ve ekibi tarafından geliştirilmişti. > Ancak kaynak yetersizliği yüzünden sistemin ana unsuru olan cihazlar yaygın olarak konuşlandırılamadı. 10’a yakın bilim adamı tarafından yürütülen bu projeye destek verilmesi gerekir” dedi. Müteahhitlere isyan! 17 Ağustos Marmara Depremi’nde binlerce insanımız çürük yapıların altında kalarak hayatlarını kaybetti. Önceki gün meydana gelen Afyon Bolvadin’deki depremde yaşananlar da 17 Ağustos Depremi’nde yaşananların tekrarıydı. Afyon’daki sarsıntı sırasında en fazla can kaybının yaşandığı Çay Belediyesi’nde belediye tarafından yaptırılan “Çay Belediyesi Yeşil Çay Konut Yapı Kooperatifi”ine ait bloklardan ayakta kalan olmadı. Ayfon Bolvadin’de yaşanan deprem, tüm Türkiye’ye 17 Ağustos Depremi’nden ders çıkarılmadığını gösterdi. Kağıt gibi yıkıldı Marmara depreminde binlerce insanımız, çürük yapıların altında hayatlarını kaybetmişti. Artık benzer manzaralar yaşanmasın derken, bu seferde insanlar Afyon’da eksik malzeme kullanılan binaların altında kalarak hayatlarını kaybetti. Afyon’nun Çay Belediyesince yaptırılan “Çay Belediyesi Yeşil Çay Konut Kooperatifi”ine ait bloklar adeta kağıt gibi yıkıldı. Görenlerin “Bu kadarına da pes doğrusu” dediği binaların zemin etüdü yapılmadan yapıldığı ortaya çıktı. 8 kat 35 daireden oluşan blokların daha bitmemiş olmasından dolayı içinde oturanın bulunmaması muhtemel can kaybını önledi. Tatil can kaybını önledi Yine Çay’da, “Çay Küçük Sanayi” Sitesinin blokları iskambil kağıdı gibi birbiri üzerine yıkılmıştı. Yaklaşık bin kişinin çalıştığı ifade edilen sanayi sitende tatil sebebiyle çalışanların bulunmaması can kaybı olmasını önledi. İşyerlerinin yapımında kullanılan inşaat malzemelerinin eksikliği sonucunda işyerleri ya olduğu yere çökmüş ya da birbirinin üzerine devrilmişti. Birbirleri ile bağlantısını sağlayan kriş ve kolonlarda eksik demir ve toprak gibi elinizde dökülen eksik çimento kullanıldığı göze çarptı. Yardım yağdı ANKARA - Kızılay Genel Başkanlığı, depremin üzerinden 24 saat geçmeden bölgede çadır ve yemek alamayan hemen hemen hiç kimse kalmadığını bildirdi. Kızılay’dan yapılan yazılı açıklamaya göre, bölgeye, 3 bin 200 çadır, 11 bin battaniye, 2 bin 480 katalitik soba ulaştırıldı. Bölgeye bugün de 2 bin çadır, 10 bin battaniye, bin katalitik soba ve 1 mobil, 5 seyyar mutfağa ilave olarak 3 seyyar mutfak daha gönderildi. Açıklamada, çadır sayısının 7 bine ulaşacağı, gelen talepler doğrultusunda ihtiyaç malzemelerinin gönderilmesine devam edileceğini kaydedildi. Açıklamada ayrıca, deprem bölgesinde bulunan 77 kişilik Kızılay ekibinin, yardım çalışmalarını Afet Operasyon Merkezi ve kriz merkezleriyle koordineli sürdürdüğü belirtildi. Devlet Bakanı Hasan Gemici, depremin etkili olduğu Afyon ve ilçelerine, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu’ndan 600 milyar lira gönderildiğini bildirdi. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü, bugün 500 milyar liralık acil yardım ödeneğinin Afyon Valiliği’ne gönderildiğini bildirdi. Konya Valiliği, Afyon’da meydana gelen deprem nedeniyle bölgeye 3 kamyon gıda ve çeşitli ihtiyaç malzemelerinden oluşan yardım gönderdi. Bilim adamları uyarmıştı Afet İşleri Genel Müdürlüğü’ne bağlı 2 uzman, 1996 yılında yayımladıkları bir raporda Sultandağı’nda muhtemel bir depreme dikkat çekmişti. Ramazan Demirtaş ve Rüçhan Yılmaz’ın hazırladığı rapor “Türkiye’nin Sismotektoniği” adını taşıyor. Rapor bütün Türkiye’de deprem üreten ya da üretmesi olası fay alanlarını ayrıntılı olarak anlatıyor. Ramazan Demirtaş ve Rüçhan Yılmaz, bu raporu yazdıktan sonra Sultandağı Fayı’nda 15 Aralık 2000 tarihinde Sultandağı merkezli 5.8 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Deprem yüzünden 6 kişi öldü, 547 binada hasar oluştu. Bu depremden 2 yıl sonra Sultandağı bir kez daha büyük bir depremin merkez üssü oldu. Sigortası olmayana yardım yok İSTANBUL - Afyon depremi mağdurlarından zorunlu deprem sigortası yaptırmayanlar, devletin yaptığı yardımlardan istifade edememe durumuyla karşı karşıya bulunuyorlar. Zorunlu Deprem Sigortası’na dair kararname, konutu olan herkesin zorunlu sigorta poliçesi yaptırmasını zorunlu kılıyor. Uygulamadan ilk yararlananlar da yine Afyon depremi mağdurları oldu. Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) 15 Aralık 2000 tarihinde Afyon ve çevresinde meydana gelen ve bazı konutlarda hasara yol açan depremle ilgili ilk tazminat ödemelerini gerçekleştirdi. Ancak Afyon’daki binaların sadece 9 bin 661’inde Zorunlu Deprem Sigortası poliçesi satıldığı belirlendi. Ölü sayısı 43 ANKARA - İçişleri Bakanlığı Kriz Merkezi’ne ulaşan son bilgilere göre, Afyon ve ilçelerinde etkili olan depremde 43 kişi öldü, 318 kişi yaralandı. Bölgede toplam 622 konut, işyeri ve resmi binada ağır ve orta derecede hasar meydana geldi. İçişleri Bakanlığı Kriz Merkezi’nin “Afyon İli Deprem Durum Raporu”na göre, depremde, Sultandağı’nda 15, Çay’da 24, Bolvadin’de 1, Çobanlar’da 2 ve Sincanlı’da 1 kişi olmak üzere toplam 43 kişi hayatını kaybetti. Sultandağı’nda 30, Çay’da 67, Bolvadin’de 200 ve Çobanlar’da 21 kişi olmak üzere toplam 318 kişi ise yaralandı. Konya’nın Akşehir ilçesinde de 7 kişi yaralanırken, Gölçayır kasabasında bir cami çöktü. 622 bina hasarlı Ön hasar tespit durumuna göre, Afyon ve ilçelerinde 340’ı konut, 246’sı işyeri ve 36’sı resmi kurum binası olmak üzere, toplam 622 bina ağır ve orta derecede hasar gördü. Önceki gün saat 20.00 itibariyle arama kurtarma çalışmalarını sonuçlandıran birlikler, göçük altında hiçbir vatandaşın kalmadığı tespit etti. Ölenlerin kimlikleri Afyon’da dün meydana gelen 6.0 büyüklüğündeki depremde ölen 43 kişiden 35’inin ismi belirlendi. “Yıldız Gür, Raziye Demir, Ayşe Akbıyık, Kadriye Toptaş, Cemile Ayar, Tahir Şahin, Derhal Canağır, Keziban Öncü, Cemile Öncü, Keziban Saraçoğlu, Muzaffer Şimşek, İlyas Yılmaz (çocuk), İlyas Yılmaz, Veli Kaygısız, Dudu Yılmaz, Kübra Çetin, Ümmü Çetin, Döndü Akdeniz, Ayşe Kürkçü, Hüseyin Gümüş, Hacer Kılınç, Serkan Tosun, Pakize Taşer, Ümmü Çetin, Soner Genç, Cemal Canağır, Osman Öner Direk, Şükran Kükreç, Keziban Şeker, Habibe Gül, İsmail Tuncel, Keziban Saraç, Hatice Dağdelen, Fatma Karakuş, Eşe Akarsu” Sokakta sabahladılar AFYON - Depremde en çok hasar gören Çay İlçesi ile bu ilçeye bağlı Eber Beldesi, Sultandağı, Yeşilçiftlik Beldesi, Yakasenek, Deresenek, Bolvadin, Çobanlar ilçelerinde depremzedeler geceyi dışarıda geçirdi. Depremden en fazla zarar gören Sultandağı İlçesi, bu ilçeye bağlı Yeşilçiftlik Beldesi ile Bolvadin İlçesi’nde sabaha kadar süren artçı sarsıntılar korku ve paniğin devam etmesine yol açtı. Sıcaklık eksi 4 Hava sıcaklığının eksi 4 dereceye kadar düştüğü deprem bölgesinde, vatandaşlar bazı yerleşim merkezlerinde kurulan çadırlarda sabahlarken, depremzedelerin bir bölümü geceyi, sokaklarda ateş yakıp, evlerden çıkarttıkları ya da hayır kuruluşlarının yardımı ile aldıkları battaniyelere sarılarak geçirirken, bir kısmı da üzerlerine branda serdikleri kamyon kasalarında geçirdi. Kahvehaneler ile internet kafeler de boşaltılarak vatandaşlara sıcak bir yuva oldu. Depremzedeler arasında özellikle memurlar ve çevre illerde akrabaları bulunanlar, deprem bölgesinden sabah erken saatlere kadar göç ederek kendilerine yeni mekanlar aradılar. Sosyal Yardımlaşma Vakfı’ndan bölgeye ilk etapta depremzedelerin acil ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için 700 milyar lira istendi. Bölgenin çadır, battaniye, katalitik soba, su, süt ve hazır gıdaya acil ihtiyacı bulunduğu öğrenildi.Kriz Merkezi, bölgeye 20 bin adet çadır, 60 bin adet battaniye, süt ve çocuk maması gönderilmesini isterken, dün saat 21.00 itibariyle bin 700 çadır ve 11 bin battaniyenin geldiği bildirildi. Çalışmalar sürüyor Bölgeye ulaşan çadırları kurma çalışmaları sürerken, seyyar aşevlerinden depremzedelere yemek dağıtımı da devam ediyor. Çay Belediyesi, ekmek fırını 24 saat çalıştırılarak çevredeki bölgelerin ekmek ihtiyacının karşılanmasına çalışılıyor. Deprem bölgelerinde seyyar hastanelerin de sağlık hizmeti vermeye başladıkları bildirildi.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT