BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İnsana aldırmamak

İnsana aldırmamak

En kıymetli varlık insan. Bizde ise sanki en sıradan olanı o. Dünyanın başka memleketlerinde de deprem olmakta. Dünyanın başka memleketlerinde de başka tabii afetler yaşanmakta, dünyanın başka memleketlerinde de trafik kazaları meydana gelmekte. Ama en fazla kayıplar bizde. Onlar, benzeri âfet veya kazaları küçük ziyanlarla atlatmaktayken Türkiye’de can, mal kaybı felaket çapına varmakta.



En kıymetli varlık insan. Bizde ise sanki en sıradan olanı o. Dünyanın başka memleketlerinde de deprem olmakta. Dünyanın başka memleketlerinde de başka tabii afetler yaşanmakta, dünyanın başka memleketlerinde de trafik kazaları meydana gelmekte. Ama en fazla kayıplar bizde. Onlar, benzeri âfet veya kazaları küçük ziyanlarla atlatmaktayken Türkiye’de can, mal kaybı felaket çapına varmakta. Bundan ne gün ders alınacak bilmiyoruz. Bir başka ülkeyi örnek göstermek insana ağır geliyor. Doğrusu gına da getirdik. Ama ne yaparsınız ki gerçek böyle. Yer sarsıntıları -mesela- Japonya’da devamlı olmakta. Onlarda niçin milli facia halini almıyor. Sebep çok basit. Bizde yapılan işin hakkı verilmemekte. Eski seyahatnamelerde Türkiye rüya ülke olarak gösterilir, her alandaki yüksek haslet öve öve bitirilemezken şimdi aksi oldu. Şimdi bizimkiler başka diyarları yere-göğe koymuyorlar. Afyon depremindeki mağdurları görüyorsunuz. Mühendisten, müteahhitden şikâyetçiler. Vatandaş dertli. Demirden, çimentodan, malzemeden, işçilikten çalındığını söylüyor. Zaten her şey ortada. Onlar demese bile apaşikar görülüyor. Sebep olanlara yazıklar olsun. Şu hadise, varılan ahlaki düşüklüğü isbata yetmez mi? Marmara’daki depremzedeler için inşa edilen evler bile bin türlü hile taşıyor. Ne gaddarlıktır kavramak zor. Vicdanlar birazcık sızlamaz mı? Mağdur olmuş vatandaş bir kere daha mağdur ediliyor. Şu depremlerin hepsi olacaktı. Ancak inşaatların hakkı verilmiş olsaydı, ölümler bu kadar olmayacaktı. Peki suçlu yalnız inşaatçı mı? Hayır. Porojeleri tasdik edenler, binaları kontrol edenler, resmi makam işgalcileri de bir o kadar suçlular. İşin içine rüşvet girince bir yer kazanırken bir yerler mutlaka kaybedecektir. Bu kayıp ya malen veya canla olur. Depremlerde hem mal hem can kaybı veriyoruz... Bir başka acı olan da her defasında hamasi konuşmaların yapılıp öylece kalınması. Derde derman ne var? Hiçbir şey yok. Aynı acılar, aynı kayıplar, aynı vicdan fukaraları, aynı nutuklar. Çare eğitimden geçmekte. Vicdanlı, insaflı, Allah’tan korkan insanı nasıl yetiştireceksiniz? Bu suali sorup cevabını arayınız... Paraya düşkünlük birtakım kimseleri canavarlaştırıyor. Benden sonra tufan diyen canavar değil de nedir? Parayla yapılan her kirli faaliyet kendi çapında bir depremdir. Soruyoruz: İnsana vicdanı, insana Allah korkusunu, insana rüşvetten, paraya tapar olmaktan uzak durmayı, insana hemcinsine saygıyı nasıl öğreteceksiniz? Bunu öğretme derdiniz var mı? ‘Ne alakası var?’ demeyiniz; satanistlikle deprem sonuçları arasında görebilen için derin bir münasebet var. Her ikisi ve benzer binlercesi aynı manevi kısırlıktan, kavrukluktan mahrumluktan doğmakta. Rüşvet yaşadıkça maddeci yobazlık sürdükçe bu felaketler eksilmez.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT