BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir buket gül

Bir buket gül

Baba oğul korulukta başbaşa, yıllar sonra kavuşmuş hasretliler gibiydi. -Biliyor musun baba, annem seni hiç unutamamış. Kaç gece uyurken senin adını sayıkladığını duydum. Ondan çok nefret ediyordum ama bu hallerini gördükçe içim eriyordu. Hele ben ona, sen babama lâyık olamazsın dediğimde, önce şaşırdıktan sonra, “Evet oğlum ben babana hiçbir zaman lâyık olamam” demesi var ya, beni öyle üzmüştü ki...



Baba oğul korulukta başbaşa, yıllar sonra kavuşmuş hasretliler gibiydi. -Biliyor musun baba, annem seni hiç unutamamış. Kaç gece uyurken senin adını sayıkladığını duydum. Ondan çok nefret ediyordum ama bu hallerini gördükçe içim eriyordu. Hele ben ona, sen babama lâyık olamazsın dediğimde, önce şaşırdıktan sonra, “Evet oğlum ben babana hiçbir zaman lâyık olamam” demesi var ya, beni öyle üzmüştü ki... İlk defa ona yaklaşmak istedim ve gerçekten acıdım baba... Birkaç ördek, yavrularıyla birlikte suya girmiş, ötüşerek yüzüyorlardı. Cahit: -Ne güzel.. ne güzel!.. diye bağırarak nehir kenarına koştu. Onlara bakarken sevinçten uçuyordu. İki de kaz suya girmişti. Fikret hiç konuşamıyordu. Oğlunun kaderi de kendisininki gibiydi, demek ki... Hayata daha doyamadan bu dünyadan göçüp gidecekti. Gamze’nin söylediklerine hâlâ inanamıyordu. Sözlerine inanmasa bile, gözyaşlarına, hıçkırıklarına inanmak zorundaydı. Bayılarak yere yığıldığında, elinde bir ıslak mendille alnını ve yüzünü oğmuş, ağlayarak Fikret’i ayıltmıştı. “Böyle olmamalıydı... böyle olmamalıydı.” diyor, gözyaşlarını tutamıyordu. Gamze’yi yanından kovmak istiyordu ama bunu yapmaya gücü kalmamıştı. -Şu küçük ördekler annelerini ne çok seviyorlar baba. Hemen kanatları altına giriyorlar annelerinin. Küçük bir ördek biraz ayrıldı ve iri bir kazla karşı karşıya geldi. Öyle korktu, öyle telâşlandı ki, hemen annesinin yanına hızlı hızlı yüzdü. Bu bana neyi hatırlattı biliyor musun?.. Babasına soruyordu. Fikret hafif silkinerek mahmur gözlerle oğluna gülümsedi: -Neyi?.. diye sordu. Bunu sorarken çok meraklanmış gibi davranmaya çalışıyordu. Cahit muzipçe gülerek: -Nesrin’i... dedi. Onunla ilk tanıştığımızda bana şöyle bir söz söylemişti ki, hiç hatırımdan çıkmaz. “Herkes sevdiğinin yanında olmalı!” Gerçekten de öyle değil mi baba?.. İnsan ancak sevdiğinin yanında huzur buluyor, mutlu oluyor. Ben annemin evinde çok konforlu bir hayat yaşadığım halde hiç mutlu değildim baba. Çünkü hep seni düşünüyordum, seni ve Mahir ustayı. Sizin yanınızda geçen günlerim bir film şeridi gibi geçiyordu hafızamdan. Ama Allah’a çok şükür, sizin yanınızdayım şimdi. Benim için sevinçlerin en büyüğü, mutluluğun en güzeli... Fikret dudaklarını ağır ağır kıpırdattı. -Gerçekten öyle oğlum. -Kaç gün oldu annem beni aramadı, hayret ettim. Bugünlerde ne kadar iyi oldu. Hiç bu kadar uzun bırakmamıştı beni. Ama hiç aramasa daha iyi. Baksana baba, beni eskisi kadar sevmiyor galiba. Önceleri beni çok severdi biliyordum. Şimdi bana acıyarak, nazik bir şeye dokunmaktan çekinir gibi bakıyor. Onun gözlerinde anlayamadığım bir esrar var. Bir keresinde bana bakarken gözlerini kaçırdı, dudakları titremeye başladı. Hasta mısın diye sordum, bir şey demedi sonra başını eğerek bahçeye çıktı. Pencereden baktığımda onu havuzun kenarında dolaşırken gördüm. Beni sevmiyor mu yoksa baba, eskiden bana sarılırdı, benimle gülmeye oynamaya çalışırdı. Fikret başını yere eğdi, sonra ayağa kalktı. Gözlerini ufuğa dikti, siyah bulutlar gün ışığına karşı saldırıyorlardı. -Biraz dolaşalım oğlum. Cahit başıyla tasdik etti. -Peki baba. Fikret sıkıntısından montunu çıkarıp, omuzunun arkasına attı. Cahit de gülerek onun yaptığını yaptı, ceketini sırtına attı. Babasını taklit etmekten memnun gülümsüyordu. Şimdi lâcivert bir pantolon, bembeyaz gömleği, itinayla sağa taranmış saçları ile tam bir delikanlı olmuştu. Bir anda büyüyüvermişti adeta... > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT