BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir buket gül

Bir buket gül

Cahit konuşuyor, babası hep dinliyordu: -Baba, annemin evinde sana söylediklerim için beni affettin değil mi?.. Aklıma geldikçe hâlâ içim yanıyor. Fakat söylemek zorundaydım baba, elimde değildi. Burada bayıldığımda Mahir amca beni hastahaneye kaldırmıştı.



Cahit konuşuyor, babası hep dinliyordu: -Baba, annemin evinde sana söylediklerim için beni affettin değil mi?.. Aklıma geldikçe hâlâ içim yanıyor. Fakat söylemek zorundaydım baba, elimde değildi. Burada bayıldığımda Mahir amca beni hastahaneye kaldırmıştı. Gözlerimi hastahaneye girdiğimizde açmıştım. Onlara bir şeyim yok dedim. Ara sıra böyle oluyordu, üzerinde durmuyordum. Siz telâşlanmayasınız diye de size söylemiyordum. Ama onlar tedavi için ısrar ettiler. Doktor beni yatırıp, başıma bir şeyler taktı. Kendi kendine bir şeyler mırıldandı, sonra bir saat kadar yatırdı beni, kalktığımda bana: “Gerçekten de bir şey yokmuş.” dedi. Biliyordum zaten, sevinmiştim bir şey olmadığına. Birlikte koridora çıktık, Mahir amcamı görecektin baba, gülerdin, sigara içiyordu; onu gören karısı doğum yapıyor sanırdı. Doktor onu içeriye çağırınca şaşırdım, neden benim yanımda konuşmuyorlardı. Kapının arkasına dikildim. Doktor amca: “Şimdiye kadar niçin getirmediniz?..” diye bağırıyordu. Üç ay sonra öleceğimi de söyleyince az daha oraya yığılıverecektim baba... Cahit bütün bunları ölümün eşiğinden dönerek ağır bir hastalığı yenmiş hastaların yüz ifadesiyle, gözleri ışıl ışıl ve hayat dolu bir neşeyle anlatıyordu. Fikret bir şey söyleyemiyor, dudaklarını ısırıyordu. “Sus anlatma artık yeter!!..” dememek için kendini zor tuttu. -Ben hemen koridora fırlamıştım, amcamla doktor çıktılar. Bana gelirlerken Mahir amcamın hali öyle acıklıydı ki, kendi derdimi unutup ona acıyordum. Yalancıktan neşelenerek, bir şeyim olmadığını söylüyordu. Hiç ses çıkaramıyordum. Cahit yüzünü buruşturuyor, o zamanki duyduğu acıyı tekrar hissediyordu. Başını esefle sallayarak, ellerini iki yana açtı. -Ama o zavallı da ne yapsın, dedi. Beni çok seviyor, üzülmemi ister mi hiç, ben de gülmek istediğim halde içimden gelmiyor tebessüm bile edemiyordum. Sen öleceğini bilsen gülebilir misin baba?.. Bana balıklardan filan bahsediyordu. Parkta oturduğumuzda dayanamayıp herşeyi duyduğumu söyledim. Halini bir görseydin baba, ağlardın. Tamamıyla iyileşmiş, taburcu olmuş hastaların, hastalıkları sırasındaki zaaflarını anlatıp alay ettiği gibi Cahit o hallerine içtenlikle gülüyordu. -Oysa ben ölümden korkmuyordum ki?.. Korkuyordum da, daha çok senden, Mahir ustamdan ayrılacağım için üzülüyordum. Hele seni hiç üzmek hiç istemiyordum, çünkü ölseydim bütün dünyan yıkılırdı baba biliyordum. Fikret garip bir tarzda güldü, dudaklarını kanatırcasına ısırdı. -Ölümden fazla bahsetmiyor musun oğlum?.. O kötü günleri unut artık. Cahit babasının elinden tuttu. -Nasıl olsa geçti baba, dedi. Ne zararı var?.. Yanyana yürüyorlardı. Fikret elini onun omuzuna koymuş, Cahit de koluyla babasının beline sarılmıştı. Yeşil çimenler; mavi, kırmızı, sarı, beyaz çiçekler esen meltemden sallanıyorlardı. Bir yolcu vapurunun düdüğü kulaklarına çalındı. Bebek koyu buradan görünüyordu. Denizin üzeri güneşten kıpkırmızıydı. Balıkçılar kayıklarıyla dolaşıyorlardı. > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109288
    % -0.34
  • 3.8678
    % -0.6
  • 4.5644
    % -0.41
  • 5.1931
    % -0.51
  • 156.43
    % -0.11
 
 
 
 
 
KAPAT