BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İlim üstaddan öğrenilir

İlim üstaddan öğrenilir

Muhafız ve rehbersiz çöl yollarına çıkan kimse, kendini tehlikeye atmış olur. Onun sonu, sâhipsiz yetişen bir ağacın hâline benzer. Ağaç, bakıp sulayan olmazsa, çabucak kurumaya mahkûmdur. Hattâ bu ağaç, imkân bulup büyüse de, aşılanmamış olduğu için iyi meyve vermez. Bundan dolayı müslümanların dayanağı da âlimlerdir.



Muhafız ve rehbersiz çöl yollarına çıkan kimse, kendini tehlikeye atmış olur. Onun sonu, sâhipsiz yetişen bir ağacın hâline benzer. Ağaç, bakıp sulayan olmazsa, çabucak kurumaya mahkûmdur. Hattâ bu ağaç, imkân bulup büyüse de, aşılanmamış olduğu için iyi meyve vermez. Bundan dolayı müslümanların dayanağı da âlimlerdir. Irmak kenarında yürüyen bir âmânın, rehberine tutunduğu gibi, insan da âlime sarılmalı ve her hâliyle onun sözünü dinlemelidir. Hadis-i şerifte, “Bir âlim, bir şehirden gelip geçse, âlimin o yere ayak basmasının hürmetine, oradaki kabristandan kırk gün azâb kaldırılır.” buyuruldu. Bir insanın, ilim öğrenebilmesi ve doğru yolu bulabilmesi için, bir öğreticiye ihtiyâcı vardır. Çünkü hadîs-i şerîfte, “İlim üstâddan öğrenilir.” buyuruldu. Kur’ân-ı kerîmde ise, “Eğer bilmezseniz, bilenlerden sorun!” buyuruldu. Alimin ehemmiyetinin büyüklüğü buradan da anlaşılmaktadır. Allahü teâlânın rızâsına kavuşmak için de sebeplere yapışmak, bir âlimin gösterdiği yolda gitmek lâzımdır. Nitekim, Kur’ân-ı kerîmde “Ey îmân edenler, Allahtan sakının ve O’nun rızâsına kavuşmak için, vesîle, vâsıta arayınız!” buyuruluyor. Bu âyet-i kerîmeden de bir öğreticiye ihtiyâç olduğu anlaşılmaktadır. Bir kimsenin rehberi olmazsa, şeytan ona rehber olur. Şeytan rehber olunca da, kendisine tâbi olanı uçurumdan uçuruma atar. Büyük İslam âlimi İmâm-ı Rabbânî hazretleri bir nasihatında buyuruyor ki: “İki şey sizde varsa hiç üzülmeyiniz! Biri, bu parlak dînin sâhibine uymak, ikincisi, ilim öğrendiğiniz zâtın büyüklüğüne inanmak ve onu sevmek. Allahü teâlâya sığınınız ve O’na yalvarınız ki, bu iki ni’mette gevşeklik olmasın. Bu ikisi, olunca, başka şeylerin düzelmesi kolaydır. Öğreten zâta uymak, insanı çok şeylere kavuşturur. Onun yolundan sapmak çok tehlikelidir.” Ana-baba, çocuğunu dünya ateşinden koruduğu gibi, âlimler de halkı âhıret ateşinden korur. Âhıret ateşinden korumak ise daha mühimdir. Bu sebeptendir ki, alimin hakkı, ana-baba hakkından üstündür. Ana-baba geçici olan şu hayatın varlığına, âlim ise, ebedî saâdetin teminine vesîledir. Âhırette ebedî hayatı kazandıracak olan ancak âlimdir. Alim demek âhıret ilimlerini ve dünya ilimlerini öğreten kimse demektir. “İlim talebesi, ilme ve ilim öğreten âlime hürmet etmedikçe, öğrendiği ilmin faydasını göremez.” buyurulmuştur.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT