BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > BEŞLE BEŞYÜZÜN FARKI

BEŞLE BEŞYÜZÜN FARKI

İçinizde bu ülkede nasıl kanun yapıldığını bilen var mı? Hani kuvvetler ayrılığı gibi laflar ediliyor ya.. Yasama, yürütme, yargı.



İçinizde bu ülkede nasıl kanun yapıldığını bilen var mı? Hani kuvvetler ayrılığı gibi laflar ediliyor ya.. Yasama, yürütme, yargı. Bunlar birbirinden bağımsız oluyormuş. Kanunları yasama yapıyormuş. Peki nasıl yapıyor? Veya şöyle soralım: Bugüne kadar herhangi bir milletvekilinin teklifi kanunlaştı mı? Hayır.. Tasarıyı genellikle bürokratlar hazırlar, hükümet onaylar, Meclis’e sevkeder. Komisyonlarda görüşülür, genel kurula gelir, oylanır, geçer. Bu yollardan geçerken eğer başta tek parti iktidarı varsa hiç pürüz çıkmaz, patron talimat verir, komisyon üyeleri ve genel kurul üyeleri itirazsız el kaldırır. Yapılan konuşmalar adet yerini bulsun kabilindendir. Muhalefet bir iki laf eder, iktidar partisi üyeleri savunur.. Hepsi göstermeliktir. Hangi konuda hangi kanunun çıkacağına tek parti iktidarı varsa genel başkan, koalisyon varsa ortak partilerin başkanları karar verir, gerisini kurmay heyeti yürütür. Bunun adı da demokrasi olur. Peki beğenmedikleri, beğenmediğimiz ara rejimlerde bu iş nasıl olur? Mesela 12 Eylül’de nasıl oldu? Milli Güvenlik Konseyi’ne yasama görevi verildi. Hazırlanan tasarılar (ki hepsi istek üzerine idi) Konsey’e gitti, Konsey’deki dört paşa elini kaldırdı oldu kanun. O günün şartlarında istenildiği zaman günde otuz kanun da çıkarılabiliyordu. Olmadığı zaman hemen değiştirilebiliyordu. Anayasaya aykırılık problemi yaşanmıyordu. Ama şöyle salim kafayla düşünüldüğü zaman bugünkünden farkı yoktu. O niye ara rejim oluyor da bugünkü uygulama demokrasi oluyor. Sonu belli oylamalarda laf olsun diye onlarca kişi inip çıkıp konuştuğu için mi? O gün beş kişi arasında oylanıyor bugün 500 kişi arasında. Demokrasi kelle sayısı ile mi ölçülüyor? İKİNCİ EL OTOMOBİL İkinci el otomobil alsanız, biraz da uyanık olsanız ve deseniz ki, “Ben alım satım işlemlerini kendim takip edeceğim” Kanuni hiçbir engel olmadığı için size, “Hay hay buyurun” derler. Ama yapamazsınız. Önce dosyanız kaybolur, dosya bulunur evrak eksik çıkar, evrak tamamlanır başka bir terslik olur. Dönüp dolaşıp yine komisyoncuya gidersiniz. Komisyoncuya gittiğiniz zaman önünüze bir liste kor: Polis vakfına 15 milyon, tescil belgesi 14 milyon, trafik belgesi 15 milyon, dilekçe 1 milyon, tescil harcı 71 milyon, tescil masrafı 40 milyon, komisyoncuya 50 milyon, eğitime katkı 35 milyon.. Bu da yaklaşık 240 milyon eder. Bunun üzerine aldığınız otomobilin modeline, kilosuna, cc hacmine, kaçıncı derecede lüks olduğuna bağlı olarak ilave edilmesi gereken bir vergi daha vardır. Orta halli bir otomobil için bir milyardır. Bu kadar eziyet yerine, ikinci elde vergi alış fiyatının yüzde 8’idir veya 10’udur demek bizim şanımıza yakışmaz. İlk şart eziyettir. Eziyetten korunmanın yolunu ise vatandaş şöyle bulmuş: İkinci el satışların yüzde 60’ında resmi işlem yapılmıyormuş. Mecbur kaldığı için satış işlemi yapan yüzde 40’ını yolmak yerine işi kolaylaştırıp vergi oranını azaltıp yüzde doksandan aynı parayı toplamak da Türk’ün prensibine aykırı.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT