BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıskanç

Kıskanç

İstanbul sokaklarında; hayatın öteki yüzüyle karşılaşıp da şoke olan Kemal bey dolaşmıyordu sadece. Berrin de nereye gideceğini bilemez bir halde rastgele dolaşıyordu İstanbul’u... Canı sıkkın kadın, yol boyu hayatın bir başka yönünü görüyordu.



Çaresizce kuyruğun dışına itilen yaşlı amcaya seslendi Kemal bey: -Amca bir dakika bak, ben tamamlayacağım paranın üstünü gel. Memurun umurunda bile değildi. Para tamamlanınca bir bilet daha verdi. Sonra Kemal beyin biletini verdi. Kemal, yüz bin lira için niye bu kadar ısrarcı olduğunu sormak istedi memura. Aldığı cevap daha bambaşkaydı: -Sen neden söz ediyorsun beyefendi. Burda sabahtan akşama kadar kaç kişi geliyor böyle biliyor musun? Şurda günde onbeş kişiden yüzbin lira almasam, birbuçuk milyon eder. Ayda eder kırkbeş milyon. Bu benim bir aylık mutfak masrafım biliyor musun? Dudaklarını ısırdı Kemal. Biletini alıp uzaklaşırken, “Allahım hayat bu kadar ucuz mu?” dedi içinden. Oysa kendisi bu kadar parayı bazen bir yemekte garsonlara bahşiş olarak bırakırdı. Bir ailenin neredeyse mutfak masrafıydı ha? Bu aile neyle nasıl geçiniyordu? İş adamlarının yaptığı toplantıları ve oradaki konuşmacıları hatırladı. Sıkıntıdan söz ediyorlardı. Oysa hiçbiri sıkıntının ne olduğunu bilmiyor, sadece kendilerine göre konuşuyorlardı. Demek halk bu kadar tükenmişti. Kendi telaşını unutmuş, hayatın akışına bırakmıştı kendini. İnsanları seyre dalmıştı. İstasyona inip, tramvayı beklemeye başladı.  İstanbul sokaklarında, hayatın öteki yüzüyle karşılaşıp da şoke olan Kemal bey dolaşmıyordu sadece. Berrin de babasının evinden ayrılmış ve nereye gideceğini bilemez bir halde rastgele dolaşıyordu İstanbul’u... Canı sıkkın kadın, yol boyu hayatın bir başka yönünü görüyordu. Sanki şık arabalarda şen şakrak geçen insanlar ve yanıbaşındaki eşleri hep Berrine inat yapıyorlardı bunu. Güzel günleri geldi gözlerinin önüne. Sonra bu güzelliğe kezzap döken Arzu. Ardından da Arzu’nun işvelerine kapılan karaktersiz kocası Kemal: “Alçak adam. Beni bir sürtüğe tercih etti.” dedi yüreği sızlayarak. Sonra Kemal ile büroda yaptığı kavga geldi hatırına. Bir daha hiçbir şekilde bir araya gelemeyecekleri kadar ağır konuşmuşlardı birbirlerine. “Bu iş buraya kadar” dedi. Nasıl olsa oturduğu evi kendi üstüne yaptırmıştı Kemal. Hayatın geri kalan kısmını bu evde geçirecekti. Ama önce bu kâbustan kurtulmalıydı. “Benim hayatta Kemal diye bir eşim yok artık. Olmayacak da” düşüncesi her adım attığında bir kere daha kopyalanıyordu öfke ve kin dolu düşünce sayfasına... İstanbul’un en işlek semtlerinden birine geldiğini fark etmemişti bile. Arabasızlık zordu ama insanı çok değişik yerlere taşıyabiliyordu toplu taşıma araçları. Gördüğü bir tabela, beynindeki öfke seline kılavuz olmuş ve Berrin’i birdenbire harekete geçirmişti: “Avukat Murat Çakmak” Belki bir fikir sormak, belki verilmiş bir kararı yerine getirmek duygusuyla adımlarını çevirdi. Binanın üçüncü katında olduğunu tabelasından öğrendiği büroya gitmeye karar verdi. Merdivenlerden heyecanlı ama yavaş adımlarla çıktı. Kapının önünde zile bastı. Az sonra kapı otomatiği açıldı ve Berrin titrek bir gölge gibi içeri süzüldü. Sekreter Burcu, şık giyimli, çok alımlı ve belli bir seviyeye erişmiş olduğu halinden belli olan bu müşterisini ayakta karşıladı: -Buyurun, hoşgeldiniz. Berrin Burcu’nun gülümseyen gözlerinden olacak, çevresine bakınamadı bile. -Hoşbulduk. Ben Avukat beyle görüşecektim. -Efendim, sizi içeriye alayım. Orada Haluk beyle görüşebilirsiniz. -Peki. Burcu, alımlı müşterisine birkaç metrelik refaket etti. Haluk ve Murat beyin beraber çalıştığı odanın kapısını tıklattı ve içeri girdi: -Haluk bey, bir bayan var. Sizlerle görüşmek istiyor. > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT