BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çöl kelebekleri...

Çöl kelebekleri...

İlk bakışta anladı doğduğu yüzyılın farksızlığını ve ağlamaya başladı acıyla. Gün onun için ısınmıştı ama eksik olan birşeyler vardı. Hissetti, gözlerini kapadı. Derin rüyalara daldı. Çöl mavilğinin serâbî tonuyla tanıştı kanatlarına baktığında. Uyanmak istedi, fakat sonsuzluk uykusundan uyanamadı. Artık başlamıştı bir çöl kelebeğinin hikayesi. Özgürlüğe uçmak arzusuyla...



İlk bakışta anladı doğduğu yüzyılın farksızlığını ve ağlamaya başladı acıyla. Gün onun için ısınmıştı ama eksik olan birşeyler vardı. Hissetti, gözlerini kapadı. Derin rüyalara daldı. Çöl mavilğinin serâbî tonuyla tanıştı kanatlarına baktığında. Uyanmak istedi, fakat sonsuzluk uykusundan uyanamadı. Artık başlamıştı bir çöl kelebeğinin hikayesi. Özgürlüğe uçmak arzusuyla... İçinde bulunduğu alemin o büyülü havası renkleri karşılıyordu gözlerinde. Kesin emin değildi güneşin sarı olduğunda. Sadece varsayımlar üretiyordu hayata dair. Korkuları engelliyordu kozasıdan çıkmasına ama bir gece kendisinden habersiz çöle salıverdi yavru kelebek. Anladı, meydan okumalıydı susuz ve kimsesiz diyarlara. Büyümeliydi. Gece, tüm yolları örmüştü. Olduğu yerde kalakaldı. Ta ki şiddetli rüzgarlar tarafından sürüklenene dek. İşte tam bu sırada kıpırdanmaya başladı kanatları. Uçacak mıydı yoksa, gelmiş miydi zamanı giz dolu ufuklara süzülmenin? Öğrenmenin tek çaresi vardı. Geride kalanlar İleri atıldı kelebek, üzülmeye fırsat bulamadan çocukluğundan ayrılışına. Ve uçtu hayallerine doğru bin bir yeni umutla. Gözyaşları düştü çöle, inci taneleri gibi pırıldıyordu kumlar. Doğuya gidiyordu. Yani güneşe, her kanat çırpışında yaklaşarak ateşi sorgulamaktaydı teninin sıcaklığını ve yüreğinin soğukluğunu. Uçmak güzeldi ama yine de garip üzüntüsünü atamamıştı içinden doğduğu yerden uzaklaşmanın. Günler geçtikçe morlaşmaya başladı gökler. Tam düşünceleri değişiyordu ki, yerdeki kırmızı kelebekleri gördü. Hepsi de yorgundu ve kanatları yanmıştı. Belli ki onlar da güneşe ulaşamamıştı. Vazgeçmeli miydi acaba, hala uçabilirken kozasına dönmeli miydi? Kendisine küs çiçeklere “merhaba” demeli miydi? Hayır. Geride kalanlar geride bırakılmalıydı ya da bırakılmamalıydı. Uçmak için doğanlar ne olusa olsun uçmalıydı. Bir daha uçamamak pahasına da olsa. Yükseldi kelebek, kurtuldu derin düşüncelerinden dipsiz kuyusundan ve yol aldı ufuktaki hedefine doğdu. Gece oluncaya dek kanat çırptı. Karanlık çöktüğünde ise gözüne ilişen ilk kum tepesinin üstüne bıraktı kendini. Kanatları yandı Öylesine yorulmuştu ki, yere iner inmez uykuya daldı. Rüyasında, güneşe ulaşmayı başarmıştı ve masmavi kanatlarıyla güneşte gezdiğini gördü. O kadar çok mutlu olmuştu ki, rüyada dahi olsa bunun hoşnutluğunu anlayabiliyordu. Ve bu hoşnutluk hiç bitmesin istiyordu ama artan bir sıcaklık bedenini gitgide sarmaya başlamıştı. Bu herhalde ısınan yüreğinin sıcaklığıydı. Ama nasıl olurdu? Gördüğü sadece bir rüyaydı. Hemen açtı gözlerini kelebek, inanamadı. İnanmak istemedi. Uykuya kalmıştı. Gün doğmuş, güneş tüm yakıcılığı ile kanatlarını tutuşturmaya başlamıştı. Kurtulmak için çırpındı ama çok geçti. Çölün esrarengiz mavisi ateşe teslim olmuştu. Oracıkta yandı kelebeğin kanatları. Gecenin kör karanlığında indiği tepede, bir günlük hayatı boyunca yaşamak zorunda kalmıştı. Yine de herşeye rağmen pişman değildi. Çünkü büyümeyi, öğrenmeyi başarmıştı. Gerçek güneşin, içindeki hisler olduğunu anlamıştı. >Faik UZUN / BURSA
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109877
    % 0.19
  • 3.8589
    % -0.82
  • 4.5524
    % -0.67
  • 5.1623
    % -1.1
  • 156.204
    % -0.26
 
 
 
 
 
KAPAT