BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Biz kimiz?

Biz kimiz?

Yine aklımda binbir tane düşünce var. Çok yoğun bir gün beni bekliyor. Bu arada yazının yetişmesi gerekiyor. Ne yazabilirim diye düşündüğümde aklıma gelen ilk konu Tatlıses- Altaylı çekişmesi oluyor. Malum İbrahim beyin beş yıldızlı otelin bir odasında mangal partisi düzenlemesi Fatih beyin eleştiri oklarını fırlatmasına sebep olmuştu.



Yine aklımda binbir tane düşünce var. Çok yoğun bir gün beni bekliyor. Bu arada yazının yetişmesi gerekiyor. Ne yazabilirim diye düşündüğümde aklıma gelen ilk konu Tatlıses- Altaylı çekişmesi oluyor. Malum İbrahim beyin beş yıldızlı otelin bir odasında mangal partisi düzenlemesi Fatih beyin eleştiri oklarını fırlatmasına sebep olmuştu. Bu olay bana bir kez daha Türkiye’nin genel portresini hatırlattı. Her zaman ülkemizin çok renkli mozaiği ile övünürüz. Gerçekten de bu topraklarda sayılamayacak kadar çok kültür besleniyor. Tarih boyunca da bu böyle olmuş. Renkli mozaik iyi de acaba bir ortak sesimiz, tipimiz var mı? Aslında yok. Otel odasında mangal partisi veren İbrahim Tatlıses’e yaptığı normal görünüyor. Yani onun açısından baktığınızda ortada eleştirilecek bir şey yok. Fatih Altaylı ise tamamen farklı bir kültüre sahip. Onun gibi bir insan parti görüntülerini izlediğinde dehşete kapılıyor. Ortada suçlu yok. Herkes kendi doğru bildiğini iddia ediyor. Tehlikeli olan ise Tatlıses’in savunmasında saklı. ‘Ben bu ülkeye senden daha fazla aitim. Bu ülkenin insanları beni yirmi bir yıldır seviyor. Böyle yaparsan yarın sokakta yuhalarlar seni!’ ve benzeri sözler. Burada beni iki kişinin kavgasından ziyade olayın içeriği ilgilendiriyor. İbrahim Tatlıses doğru söylüyor. O bu ülkenin genelini Altaylı’ya göre daha çok simgeliyor. Bütün mesele de bu zaten! Çok farklı, çok renkli ve çok sesli olan bu topraklarda herkes kendisini yalnız hissediyor. Aydın kişilere gidiyorsunuz, ‘Bu insanlar bizi dinlemezler, ilgi alanları düşünmekten, okumaktan geçmiyor. Bu yüzden Türkiye’de kişi başına düşen kitap ve gazete harcaması yılda iki dolardır.’ diyorlar. Hazin bir tablo. Doğu kökenli vatandaşa yaklaşıyorsunuz, okuyamamışlığın ezikliğini gizlemek için savunmaya geçiyor. İşlense, imkan sağlansa inanılmaz ürünler verecek olan zekalarını, kendi kültürlerine dört elle sarılarak saklıyorlar. İstanbul, Berlin ya da dünyanın herhangi başka bir yeri. Nereye gitseler âdetlerini de yanlarında götürüyorlar. Onların tek dayanakları bu çünkü. Hem coğrafi hem kültürel hem de gelir dağılımı açısından ortada yer alanlara baktığınızda ise kendisini tamamen televizyon dizilerine vermiş, gerisini boşvermiş bir kitle çıkıyor karşınıza. İşte size Türkiye! Tabii ki Altaylı ile Tatlıses anlaşamazlar. Anlaşmaları mümkün değil. Bu, hepimizin her gün karşılaştığı ve sıkıntı duyduğu gerçeklerden kaynaklanıyor. Biz, ‘biz’ dediğimizin kim olduğunu bilmiyoruz!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT