BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yapayalnız kurt!

Yapayalnız kurt!

Selman Raduyev: “Ne Rusları çağıran biziz, ne de savaşı çıkaran biz. Evet Ruslara direndik, sorarım size, kadınlarımız ve çocuklarımız öldürülürken ne yapabilirdik?”



Raduyev Kimdir? Selman Raduyev 1967’de Gudermes’de doğdu. İlk ve orta tahsilini burada yaptı. 1988 Yılında Rostov Üniversitesini birincilikle bitirdi ve ekonomist oldu. Yüksek lisansını Bulgaristan’da yaptıktan sonra ülkesine döndü. 1992 yılında Gudermes Belediye Başkanı seçildi ve Çeçenistan Devlet Başkanı Cehar Dudayev’in yeğeni ile evlendi. 1996 yılında Ruslar ülkesine girince o yurdu işgal edilen her vatanseverin yaptığını yaptı, düşmanla çarpıştı. Hatta birara Rus topraklarına girdi, aldığı rehinelerle adını dünyaya duyurdu. Ancak “Yalnız kurt” ne sivil, ne de asker hiçbir esirini incitmedi. Bu olgunluk Çeçenlere milletlerarası siyaset arenasında puan kazandırdı. Yeltsin, büyük para, itibar ve asker kaybedince Çeçenistan’dan çekilme kararı aldı. Ancak eski bir KGB ajanı olan Putin sertlik yanlısıydı. Moskova’da bombalanan binaların faturasını alel acele Çeçenlere çıkardı ve ikinci işgali başlattı. Çeçenler bu bombalama olaylarını lanetle kınadılar. Kaldı ki bu eylemleri KGB’nin yaptığına dair ciddi ipuçları vardı. Putin Çeçen meselesini sonsuza dek bitirmekte kararlıydı ve 10 yaşındaki çocukları bile çetecilikten suçlayıp tabutluklara tıktırdı. Rus askerleri öldürdükleri Çeçenlerin kulaklarını biriktirip kolleksiyon yaptılar, altın dişlerini söküp ceplerine attılar. Bırakın direnişe katılanları yoldan geçenleri bile çevirip içeri aldılar, başlarına kızgın miğferler geçirdiler beyinlerine çiviler çaktılar. Putin’in özellikle Raduyev’le görülecek hesabı vardı. Nitekim adamlarını topladı ve genç mücahidin resmine kırmızı bir çarpı çekti. İşte Raduyev o günden sonra sayısız suikast geçirdi. Yanağının yarısını, burnunu, gözünün birini ve böbreklerini kaybetti. Istırabının dayanılmaz olduğu günlerden birinde arkadaşlarının ısrarı üzerine doktora gitmeye razı oldu ve tuzağa düştü. Gerisi bildiğiniz gibi... Mohaçkale’de pis ve köhne bir bina. Üzerinde kril harfleri ile “Lefortova Hapishanesi” yazıyor. O gün Rusya tarihinde olmayan bir şey oluyor, hakimler bir mahkumu yargılamak için bizzat hapishaneye geliyorlar. Ancak dinleyiciler içine tek Çeçen alınmıyor. Askeri yargıçların (davaya henüz bir ay evvel atandıkları için) delil inceleyecek ve şahit dinleyebilecek fırsatları olmamış. Zaten buna gerek de görmüyorlar, Moskova ne isterse onu yapıyorlar. Davanın seyri gibi alel acele hazırlanan kürsüye kuruluyor ve üstüne basa basa “Müebbet!” diyorlar. Peki ne yapmalıydık? Ancak kurt gibi kafes ardında tutulan adam pişman görünmüyor. Aksine yüzüne dolu dolu huzur oturuyor. Hakimleri bile imrendiren berraklıkta bir Rusça ile “Biz sadece vatanımızı savunduk” diyor, “Evet Rus ordusu ile çatıştık ama onları bu topraklara çağıran biz değiliz ki. Sorarım size kadınlarımız ve çocuklarımız öldürülürken ne yapmalıydık? Beni müebbed hapse mahkum edenlere sadece gülüyorum. Hakkımdaki hükmünüz ceza değil mükâfattır. Ben Allah’ın bana verdiği ömrü O’nun yolunda harcadım. Şimdi O istediği için buradayım ve hapisten O istediği zaman çıkacağım.” Genç mahkum hakimin usulen sorduğu “Pişman mısın?” sorusuna “Asla!” diye cevap veriyor, “Asla! Biz utanılacak birşey yapmadık ki!” Ama karar değişmiyor. Rus hakim yanındaki çavuşa “Yaz oğlum” diyor, “Silahlı Kuvvetlerimize karşı direnen Çeçen asıllı Salman Raduyev’in müebbet hapsine ve...” Bunun adı “tek kale maç.” Zaten Ruslar üçyüz yıldır bunu yapıyor. İtiraz edecekler O anda Mohaçkale’de bulunan Selman Raduyev’in eşi Lida (Aynı zamanda rahmetli Dudayev’in yeğenidir) duruşmaya alınmıyor. Mahkemeyi ancak monitörden izleyebiliyor. İşin teknik yönüne bakılırsa bu karar “son” değil. Bayan Raduyev davayı temyize taşımayı, eğer Moskova’daki üst mahkemeden de netice alamazsa AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine) götürmeyi düşünüyor. Zira sivillerin askerler tarafından yargılanması ve kararın siyasi olması hukukçular tarafından hoş karşılanmıyor. Kaldı ki Salman Raduyev’in böbreklerinden biri yok ve snaypırla (nokta atışı yapan bir suikast silahı) dağıtılan yüzü adeta çürüyor. Ancak Lefortova Hapishanesinde bırakın sağlık hizmetlerini, aspirin bile verilmiyor. İnsan hakları konusunda sayısız sabıkası olan Rusya, bu karar yüzünden geri adım atmaya zorlanır ve tazminat ödemeye mahkum edilir mi bilinmez ancak davanın AİHM’ye getirilebilmesi dahi mesafe sayılıyor. Nereden nereye! Salman Raduyev’in hanımı ve çocukları şimdi bir hayırseverin gösterdiği evde kalıyorlar. İstanbul gibi pahalı bir kentte tek kuruş sabit geliri olmayan bir insan nasıl yaşarsa öyle yaşıyorlar. Belki aç ve açıkta değiller ama okul masrafları bile bel büküyor. Lida’nın tek arzusu Salman Raduyev davasını AİHM’ye (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine) taşımak. Bunun için öncelikle bulunduğu devletin hukuk kurallarını tüketmek gerek. Ancak bir Rus Avukat için Raduyev gibi mimli bir Çeçen’i savunmak çok riskli. Bu riski aşmanın tek yolu var: “Dolar!” Lida bu parayı bulabilmek için çalmadık kapı bırakmadı lâkin çok güvendiği insanlardan bile nasihat aldı. Şu dünyanın işine bakın, bir zamanlar General Raduyev’in etrafında pervane olan insanlar Mahkum Raduyev’i tez unuttular. Zelimhan (4) ile Cehar (6) bir gün babalarının hapisten çıkacağına ve birlikte sofraya oturacaklarına inanıyorlar. Ne bıkıyor, ne usanıyorlar, her akşam cam kenarına oturup yol gözlüyorlar. Çocuk işte, birisi onlara Salman Raduyev’in diğer çocukların babası gibi belediye otobüsü ile gelmeyeceğini söylese iyi olacak ama... Ama... Aması yazılmıyor...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT