BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sevginin günü

Sevginin günü

Sevginin giderek azaldığı günümüzde, gelin 14 Şubat’ı sembol yapalım. Kötümserliğe, karamsarlığa teslim olmaktansa, bugünü bir başlangıç sayalım ve sevginin bir gün değil ömür boyu sürmesi için bir adım atalım. Çünkü, birbirimizi sevmek birçok problemi çözecektir.



Uzmanlar, “14 Şubat Sevgililer Günü”nü dört gözle bekleyen aşıklara, önemli tavsiyelerde bulundu... Bir karar vermeden önce programların uyduğundan emin olunması gerektiğini belirten uzmanlar, “Biriniz veya her ikiniz de çalışıyorsanız, mesai saatlerinizi gözden geçirin. Randevunuzu kesinleştirdikten sonra en kısa zamanda rezervasyonlarınızı yaptırmalısınız” diyorlar. Sevgilinin beğenilerinin ön planda tutulması gerektiğini ifade eden uzmanlara göre, sevgiliniz çiçeklerden, romantizmden ve dans etmekten mi hoşlanıyor, yoksa evde, başbaşa olmaktan mı zevk alır? Onun tercihleri, planlarınızı yönlendirmeli. Emin olamıyorsanız, nasıl bir gece geçirmek isteyeceğini sorun. Planınızı yaparken rezervasyona gerek olup olmadığını, bahşiş ve diğer ödeme şartlarını, ulaşım, kıyafet ve diğer detayları öğrenin. Sizin de eklemeniz gereken bir şey var mı (mesela mum getirmek gibi), varsa ne yapmalısınız, şimdiden tasarlayın. Gerekli tüm bilgileri (kıyafet mecburiyeti gibi) partnerinize bildirmeyi unutmayın. Klasik seçim... Romantizme geçit verilmesi gerektiğini de kaydeden uzmanlar, hediye seçiminin de önemli olduğunu vurguluyor. Hediyelerin, pek çok kişi için en az randevu kadar önemli olduğuna dikkat çeken uzmanlar, “Pahalı olması gerekmez, ancak özeninizi ve ilginizi ifade etmesi beklenir. Çiçekler ve çikolata gibi klasikleşmiş bir hediye vermek istiyorsanız, özel ve özgün bir yanı bulunmasına dikkat edin. Örneğin 11 gülü bir demet olarak vermektense, ayrı ayrı gönderin. Ya da fantastik çikolatalar seçin” önerisinde bulunuyor. Son hazırlık... Bir gece önce yapılan rezervasyonlar ve siparişler hakkında hiçbir problem olmadığının kontrol edilmesinin de önemli olduğunun altını çizen uzmanlar, “Bu hem işleri yoluna koymaya, hem de içinizi rahatlatmaya yarar” diyorlar. Uzmanların son önerisi ise, “Rahatlayın ve tadını çıkarın. Sevgilinizle birlikte mutlu ve özel bir gecenin keyfine varın”... 14 ŞUBAT'I UNUTMA “-Meğer ne canlıymış renkler... Sarılar, griler artık hüzün demek değil... Aydınlık da olurmuş geceler, sırf kâbusların beşiği değil... Beni öpücüğünle, gerçeklerin güzelliğine uyandırdığın için teşekkürler... Dostum, can yoldaşım, eşim EMREM...” (Jülide Ateş) “-Aşk insanı uçurur, uçurur... Sonra paraşütsüz bir şekilde aşağıya bırakır...” (İzel) “-Nefes almakla vermek arasındaki kısacık zamanı kime armağan edebiliyorsanız, sevgiliniz O’dur... Yaşamımın bütün nefeslerinin içine birer kalp yerleştirerek size uzatıyorum... Ufacık bil gülümsemenize karşılık sizi seviyorum...” (Ajda Pekkan) “-Aşk biteceğini, sevgi ömür boyu süreceğini bilmektir...” (Hande Yener) “-Sevmek... Söylemesi kolaymış gibi görünen ama aşkın meyvesiyle büyüyen, fedakarlık denen olguyu da hep içinde gizleyen çok yüce bir duygu bana göre... Bütün bu güzellikleri içinde yaşayarak sevginin kıymetini bilen, seven, sevilen herkesin günü kutlu olsun...” (Deniz Seki) “-Sevgi dondurma yemek gibidir, çabuk erir... Sevgi sürekli çikolatalı pasta yemek gibidir, çok şekerdir... Ama sonrası zehir içmek gibidir...” (Ayşe Hatun Önal) “-Yaşamak için acele etmeliyiz... Kısa yaşanmışlıklar hiç yaşanmamış olmaktan daha iyidir... Sevgiyle kalın...” (Ebru Gündeş) “-Seninle var olmayı seviyorum... Hep yanımda kal aşk...” (Güzide Duran) “Bugün bir karar aldım... ‘Bizim için’, ‘şimdi’, ‘seni seviyorum’ demenin tam zamanı olduğunu düşünüyorum... Yarın diyip de geç kalmadan, keşkelerden kurtulmuş, dolu dolu, seni bana anlatan, sana sevgimi hatırlatan, telaşsız, yoğun, dupduru ‘seni seviyorum’...” (Esra Ceyhan) “-Gerçek sevgi evlada benzer... Hangi anne-baba evladını bir beklentiyle sever...” (İzzet Yıldızhan) “-Kendini ne zaman mutlu, güçlü ve gülerken görürsen anla ki sevgi bedenine girip sen olmuştur... Sen ne zaman hareket edersen, o da hareket eder. Ne zaman uyursan, o da uyur. Ne zaman ağlarsan, o da ağlar... Sevgi seninle yaşayan belirsiz bir bedendir...” (Asena) Çiçek sevmektir Caddeler “Sevgililerin Günü”nün sembol hediyesi olan çiçeklerle doldu... Çiçeklerin en gözdesi kırmızı gülün fiyatı ise 2 ile 4 milyon arasında değişiyor... Çiçekçiler; bazı reklamların insanlarda ‘çiçek göndermeyin’ imajı bıraktığını ve etik bir durumun bulanmayan reklamları esefle karşıladıklarını söylerken, “Çiçek sevmektir. Sevmek ülkeyi ve insanları sevmektir. Sadece bir gün için sevgi olmaz. Çiçeğin alternatifi yine çiçektir” diye konuşuyor... Efsaneleşen sevdalar Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı ve Ferhat ile Şirin... Tanımayan yoktur bu meşhur aşıkları... Onları unutulmaz kılan, aşk denen duyguyu en iyi yaşamaları, en iyi özümsemeleri, ama ne acıdır ki, bu dünyada vuslata erememeleriydi. Leyla ile Mecnun... Mecnun, bir kabile reisinin dualar ve adaklarla dünyaya gelmiş olan Kays adlı oğludur. Okulda bir başka kabile reisinin kızı olan Leyla ile tanışır. Bu iki genç birbirlerine aşık olurlar. Okulda başlayıp gittikçe alevlenen bu macerayı Leyla’nın annesi öğrenir. Bu duruma kızan anne, kızına çıkışır ve bir daha okula göndermez. Kays okulda Leyla’yı göremeyince üzüntüden çılgına döner, başını alıp çöllere gider ve Mecnun diye anılmaya başlar. Mecnun’un babası, oğlunu bu durumdan kurtarmak için Leyla’yı istese de Mecnun (deli, çılgın) oldu diye Leyla’yı vermezler. Leyla evden kaçarak, Mecnun’u çölde bulur. Halbuki o, çölde ahular, ceylanlar ve kuşlarla arkadaşlık etmektedir ve mecazi aşktan ilahi aşka yükselmiştir. Bu sebeple Leyla’yı tanımaz. Babası Mecnun’u iyileşmesi için Kabe’ye götürür. Duaların kabul olduğu bu yerde Mecnun, kendisindeki aşkını daha da arttırması için Allahü tealaya dua eder. Bir çok tereddütten sonra her şeyi göze alan Leyla, Mecnun’u çölde aramaya başlar. Fakat Mecnun, dünyadan elini eteğini çekmiş ilahi aşk yüzünden Leyla’nın maddi varlığını unutmuştur. Leyla, çölde Mecnun’u bulduğu halde, Mecnun onu tanımaz. Leyla onun erdiğini anlarsa da yine onsuz yaşayamaz. Hastalanıp yataklara düşer. Kısa zaman sonra da ölür. Mecnun, Leyla’nın ölüm haberini Zeyd’den öğrenir. Gelip mezarını kucaklar, ağlayıp inler ve kabri kucaklayarak ölür. Bir müddet sonra Mecnun’un sadık arkadaşı Zeyd, rüyasında, cennet bahçelerinde birbiriyle buluşmuş iki mesut sevgili görür. Bunlar kimdir? diye sorunca, derler ki: “Bunlar Mecnun ile onun vefalı sevgilisi Leyla’dır. Aşk yoluna girip temiz öldükleri, aşklarını dünya hevesleriyle kirletmedikleri için burada buluştular.” Aslı ile Kerem... Meşhur “Kerem ile Aslı” hikayesinin kahramanı olarak tanınan Kerem’in, 16. yüzyıl aşıklarından olduğu bilinmektedir. Hikayeye göre, Kerem İsfahan şahının oğludur. Şahın hazinedarı Ermeni keşişin kızı Aslı’ya aşık olur. Bir Müslüman kızını vermek istemeyen keşiş kızını alır, kaçar. Kerem peşlerine düşer, şehir şehir, köy köy onları takip eder. Nihayet bütün engeller ortadan kalkar. Evlendikleri gece, keşişin yaptığı sihirle Aslı’nın gerdek gömleği bir türlü açılmaz. Kerem sabaha kadar gömleği çıkarmaya çalışır, başaramaz. Sonunda içinden gelen bir ateşle tutuşup yanar, kül olur. Külleri süpürmeye uğraşan Aslı da tutuşarak yanar. Ferhat ile Şirin... Doğuda Ferhat dağı, batıda Kırklar dağı, ikisinin arasından Yeşilırmak, yeşil yeşil süzülür, gider. Yamaçlarda Amasya’nın birbirinden güzel evleri. Buradaki dağa adını veren Ferhat, hepinizin bildiği “Ferhat - Şirin” hikayesinin kahramanıdır. Ferhat’ın da bir yüreği vardır. Bu yürek alev alev Şirin için yanmaktadır. Amasya beyinin güzel kızı Şirin, onun yüreğini ateşlemiş, bu ateş bir yangın olmuş. Gel gör ki beyin bir şartı var, kimseler yerine getiremez; “-Dağın ötesindeki suyu şehre akıtacak yiğite vereceğim kızım Şirin’i...” Tek başına koca bir dağ yarılır mı? Yarılır. Ferhat gibi aşık olan yarar bu dağı. Almış balyozu eline Ferhat, çıkmış Şahinkaya’ya. Vurdukça ferahlamış, taşlar bileklerinde erimiş. Kocaman kayalar küçülmüş, Yeşilırmak akmış, Kaynar Havuz akmış Amasya’ya. Ferhat’ın alın teri gibi akmış sular şehre. Böylece iş bitmiş, Şirin’ine kavuşmuş mu? Hayır. Kötülükler onu da bulmuş. Şirin’in öldüğü haberini vermişler, suların şehre doğru çağıldadığı gün. Bağrındaki yangını bu sular söndüremez. Atmış havaya elindeki kırk okkalık demir külüngü, düşürmüş başı üzerine. Hemen orada can vermiş Ferhat’cık. Bu acıklı olay unutulur mu hiç? Amasyalılar bu dağa Ferhat demiş, onun dağ gibi derdiyle dertlenmişler yıllarca.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 110248
    % 0.84
  • 3.8277
    % -0.93
  • 4.5278
    % -0.49
  • 5.1355
    % -0.16
  • 155.463
    % -0.28
 
 
 
 
 
KAPAT