BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yazmak

Yazmak

Geçenlerde Çetin Altan’a neden yazar olduğunu sordum.Durdu. Daldı. Belli ki geçmişin koridorlarında geziniyordu. Gözleri hafif nemlendi mi ne? Sonra ailesinin kendisini sekiz yaşındayken İstanbul’a getirip yatılı okula bıraktığını anlattı. Tatil günlerinde nasıl diğer çocukların aileleriyle neşe içinde okuldan ayrıldıklarını, onları izlerken nasıl içinin burkulduğunu, koskoca dünyada kendisini ne kadar yalnız hissettiğini söyledi.



Geçenlerde Çetin Altan’a neden yazar olduğunu sordum. Durdu. Daldı. Belli ki geçmişin koridorlarında geziniyordu. Gözleri hafif nemlendi mi ne? Sonra ailesinin kendisini sekiz yaşındayken İstanbul’a getirip yatılı okula bıraktığını anlattı. Tatil günlerinde nasıl diğer çocukların aileleriyle neşe içinde okuldan ayrıldıklarını, onları izlerken nasıl içinin burkulduğunu, koskoca dünyada kendisini ne kadar yalnız hissettiğini söyledi. ‘Ben galiba yalnızlıktan kurtulmak için yazmaya başladım’ dedi. Yalnızlıktan kurtulmak! Boş, beyaz bir sayfa ve onu renklendirecek mürekkep gerçekten yalnızlığı unutturabiliyor. Yazmak kaçış anlamına gelebilir mi? Sanırım evet. İnsan hayatında çok önemsiz gibi görünen ayrıntılar bütün geleceği değiştirebiliyor. Altan benimle dertleşirken gözümün önüne kendi çocukluğum geldi. Benim dışımdaki bütün çocukların aileleri bir aradaydı. O yıllarda boşanma bu kadar yaygın değildi demek. Bense evde babamın bulunmamasına alışıktım. Bunun farklı bir durum olduğunun farkında bile değildim. Ta ki okula başlayıncaya kadar. Orada diğer yaşıtlarımın babalarını her gün gördüklerini anladım. Onlar da beni tuhaf buluyorlardı. Aralarında fısıldaşıp annemle babamın ayrı olduğunu birbirlerine haber veriyorlardı. Bu cümlelerde biraz acıma biraz da ‘oh olsun’ tavrı gizliydi. Hayatımdaki eksiklik onları biraz olsun rahatlatıyordu. Diğerlerinden daha uzun boylu ve daha zengin oluşumun hıncını alıyorlardı. İnsanoğlu böyledir. Bir başkasının daha avantajlı konumda olmasını pek sindiremez. Bu tip boş işlerle uğraşmayı bırakmanın tek yolu kafayı çalıştırmaktır. Dünyayı, varoluşu sorgulamak, öğrenmek, okumak ve araştırmakla geçen zaman dedikodu ve hasetle geçen zamandan kat kat kıymetlidir. Ama bu yazdıklarımı yaygınlaştırmak neredeyse imkansız. Çetin Altan’ın haklı olduğunu biliyordum. Çünkü ben de yalnızlıktan ve acımasızlıktan kurtulmak için yazmaya başlamıştım. Dokuz yaşındayken biriktirdiğim harçlığımla kırtasiyeciye koşturmuş yüz tane dosya kağıdı ve çeşitli kalemler almıştım büyük bir heyecanla. Dünyanın en genç yazarı unvanını almak niyetindeydim. Oturup müthiş bir roman yazacaktım. O hevesle eve geldim. Elimdeki paketi gören annemler planımı duyunca kahkahayı patlattılar. ‘İmkansız’ dediler, ‘Yapamazsın!’ Kırıldım, gücendim. Hevesim, kendime güvenim uçtu gitti. O romanı yazamadım. Ama o günden sonra hep yazdım. Yazacak sözcüklerin bitmesi için acıların tükenmesi lazım herhalde. Bu da olmayacağına göre kitaplar hep yazılacaktır. Bunları neden size aktardığımı bilmiyorum. Belki çocuklarınıza ne söylediğinize dikkat etmeniz için belki kendi acılarınızı kâğıtla paylaşmanızı önermek için belki de sırf laf olsun diye. Siz neden okuduğunuzu biliyor musunuz?
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT