BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ‘Hedefimiz kararsızlar’

‘Hedefimiz kararsızlar’

DYP Genel Başkan Yardımcısı Kozakçıoğlu, sonbaharda seçim olacağını belirterek, hedeflerinin kararsızlar olduğunu söyledi.



ANKARA- DYP Genel Başkan Yardımcısı Hayri Kozakçıoğlu, Türkiye’nin terör başta olmak üzere milli çıkarlarını korumak için partiler ve siyaset üstü bir milli politika oluşturması gerektiğini söyledi. Kozakçıoğlu önümüzdeki bir yıl içinde bir erken seçim olacağını ileri sürdü. Medya Grup Başkanı ve Gazetemizin Ankara Temsilcisi Nuri Elibol’un siyaset, dış politika ve terör ile ilgili sorularını cevaplayan DYP Genel Başkan Yardımcısı Kozakçıoğlu, önemli açıklamalarda bulundu. Kozakçıoğlu’nun sorularımıza verdiği cevaplar şöyle: Soru: Siyasi partilerden memnun olmayanların sayısı artıyor? Bir kararsız seçmen ordusu oluştu. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? DYP yüzde 35’lere... Cevap: Bize 99’da oy verenler pişman değil. 99’da bize oy verenler daha da artarak bizim arkamızda duruyor. Peki karasızlar kimler? Bizden giden kararsızlar yok. Benim oyum arttığına göre benden giden oy olmadığına göre, benim icraatım yok. Bu icraattan şikayetçi olanlar kimler? İktidar partisine oy verenler. Yani oy verdikten sonra oy verdiklerine pişman olmuşlar. Yüzde 40’a yakın oy var kararsızlarda. Ben 99’da oy verdiğim partiye bir daha oy vermeyeceğim diyenler. İşte DYP’nin oy alacağı yer orasıdır. Bu kararsız kesim bu üç partiye oy vermeyecektir, bu kesin. Bu kesim gerçek niyetini seçim kapıda olduğu zaman gösterir. Sandık ortaya konulduğu zaman bu yüzde 35 civarındaki oyun bize ve diğer muhalefet partilerine kayacağını düşünüyorum. Artık seçmenler bir tek vaatle oy vermiyor. Çok iyi değerlendirme yapıyor. Terazisini çok hassas tartıyor. Seçim yaklaştıkça bence oy paylaşımının ortaya çıkacağını, o zaman DYP’nin yüzde 35’lerde olacağına inanıyorum. Soru: Radikal bir parti ile koalisyon yapma ihtimali ortaya çıksa nasıl bakarsınız? Cevap: Siyasi partiler legal biçimde seçime girerler. Oy alır, meclise girerler. Efendim meclise giren şu parti ile koalisyon yapamazsınız. Yaparsanız cezalandırılırsınız görüşü bana uygun bir görüş değil. O mekanda bulunan tüm siyasi partiler birbirleriyle koalisyon yapabilirler. Bunu normal karşılamak gerekir. Burda önemli olan şu, bu koalisyon protokolü ile bu koalisyonun yaptığı hizmetlerde kamuoyunu rahatsız edecek ve sizi legaliteden uzaklaştıracak, sizi radikal güçlere çekecek. herhangi bir durum var mıdır yok mudur? Soru: Seçim en erken ne zaman olmalıdır? Cevap: Hemen yapılmasını istiyoruz. Sonbaharda seçim olabilir. Siyasi konjonktürde sonbaharda seçim çıkması lazım. Siyasiler artık belediye başkanlığı seçimleriyle siyasi seçimlerin beraber olmasını istemiyorlar. 2003 Nisan’ından önce bir seçim olmalıdır. Bu yılın sonbaharında ya da 2003 yılının baharından önce bir seçim olmalıdır. Soru: AK Parti’nin tabanınıza yöneldiğini düşünüyor musunuz? ‘Kulvarımız farklı’ Cevap: Ak Parti’nin söylemleri bizim tabanımıza büyük bir etki yapmaz. Çünkü AK Parti kamuoyuna yansıtıldığı gibi yeni elemanlardan kurulan bir parti değil. Tepesine baktığımızda yıllardan beri politika yapan kamuoyunun yakından tanıdığı insanlardır. Yani bir yenilik hareketi olarak ortaya koyuyorlar. Evet ama sadece yeni kurulan bir partidir. Bizim kulvarlarımız farklı. Onların koşacağı kulvarlar farklıdır. Biz herkese koşuyoruz. Soru: PKK ve DHKP-C’nin terör örgütleri listesine alınmamasını nasıl karşılıyorsunuz? Cevap: PKK’yı terör örgütü olarak kabul etmemek bence bizim çok klasik tabirimizce ‘güneşi balçıkla sıvamaktır’ Nasıl gerçekler örtülemeyecekse PKK’nın da terör örgütü olduğunu kabul edilmesi mutlaka bir gün gerçekleşecektir. Özellikle batı ülkeleri ve ABD’nin PKK’yı tanımamasına imkan yok. PKK’nın 1984’ten bu tarafa yaptığını bütün dünya biliyor. Kimse deşifre bilgim yoktu, fikrim yoktu, pardon diyemez. Eğer dünyada terörle mücadele ediyorum diyorsa ABD’nin 1. Görevi PKK’yı terör örgütü olarak ilan etmektir. Soru: ABD, PKK’nın siyasallaşmasına göz mü yumuyor? Cevap: Amerika ve Batı ülkeleri bu tavırlarıyla PKK’nın siyasallaşma amacına yardım etmiş oluyorlar. O kafada olanlar terör örgütü değil, özgürlük mücadelesi yapıyorlar gibi kılıfın arkasına sığınıyorlar. Şimdi bu eylemler Irak’ta olsa bu dedikleriniz mücadele olabilir. Çünkü Irak’ta Kürt asıllılar cumhurbaşkanı olamaz, belli bir oranda parlamentoya girebilirler. Devlet kademesinde belli bir noktaya kadar gelebilirler. Bana Irak’ta bulunan bir Kürt lider, söylemişti. Masaya oturduğumuz zaman bir tek şey istiyoruz. Türkiye’deki Kürtler kadar hak istiyoruz. Türkiye’de Kürt asıllı bir insan Cumhurbaşkanı olur, başbakan olur, askerde istediği rütbeye gelir. Sivil yönetime vali olur. Bu nedir? Herkesin eşit ve milletin saygıdeğer bir parçası olarak görülmesidir. Türkiye’de yapılan bu toprakları bölme mücadelesidir. ABD’nin bu görüşünü tasvip etmiyoruz. Ama kapılarının arkasında öyle bir niyet vardır. Türkiye bu konuda tavrını çok net koymalıdır. Yalnız o bölge için değil, Kıbrıs için Ege denizi için hepsi için Türkiye’nin bir milli politikası olmalı. Bu politika dosta düşmana ilan edilmelidir. Hiç kimse de Türkiye’ye karşı yanlışlara girmemelidir. Soru: Terörle mücadelede Türkiye ordusu PKK’nın belini kırdı. Ancak psikolojik, siyasal ve ekonomik boyutlar ihmal edilmemiş olsaydı bugün yaşananları daha rahat aşmış olmaz mıydık? Cevap: Tabii ki rahat aşmış olurduk. Biz olayın silahlı tarafını çok iyi yürüttük. Ama işin psikolojik sosyal boyutunu ekonomik boyutunu iyi götüremedik. O bölge ekonomik açıdan büyük zarar gördü. Mesela o bölgedeki projelerin yapılmasında uluslararası kuruluşları kullanmalıydık.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT