BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > KUŞÇU

KUŞÇU

Tam bir hayvan tutkunuydu. Öyle ki, bir kuşun televizyondaki ölümünü bile görse, gözleri nemleniyordu. Ayrı yaşayan ebeveyninden annesini daha çok sevmesi, babasının avcılık merakına duyduğu nefretten kaynaklanıyordu belki...



Tam bir hayvan tutkunuydu. Öyle ki, bir kuşun televizyondaki ölümünü bile görse, gözleri nemleniyordu. Ayrı yaşayan ebeveyninden annesini daha çok sevmesi, babasının avcılık merakına duyduğu nefretten kaynaklanıyordu belki...  İnsan hegemonyasının hüküm sürdüğü yaşlı dünyamızda, bir havansever olmanın çilelerini anlatırdı. “Evlenmeyi düşündüğüm kadının kürk zaafını öğrendiğim gün sevgim nefrete dönüştü” demişti. Evlenmemişti tabii...  Hatırı sayılır bir kuş “koleksiyonu” vardı. En büyük zevki, kuşların o küçük ve yumuşacık başını öpmekti. Onlarla çeşitli oyunlar oynar, yoklama yapar, sohbet eder, yarıştırır, takla attırır, keyifli zamanlar geçirirdi.  Kuşseverliğinin yanında, dünya çapında genç bir sporcuydu o... Kangurular ülkesindeki turnuvada iddialıydı. Coşkulu seyirci önünde turları birer birer çıkarken... O talihsiz an gelip çattı. Kaderin böylesine garip cilvesinin izahı yoktur: Genç sporcu, bütün gücüyle vurduğu tenis topunun, inanılmaz bir zamanlama ile havada kuşla buluşmasını farkettiğinde, dizlerinin bağı çözüldü. Tüyleri havada uçuşan kuş o saniyede parçalanmıştı ve genç tenisçi çöktüğü yerden kalkamamıştı. Şuursuzca: “O benim kuşum, o benim kuşum” diye sayıklıyordu. Ölen kuşun gerçekte onun koleksiyonundan olması ihtimali zayıftı; ama doktorlar genç tenisçiyi müşahade altına aldılar. Henüz bir daha bir tenis maçına çıkamadı.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT