BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bilsem ki Döneceksin

Bilsem ki Döneceksin

Grubun şaşkınlığı geçmeden Serkan da karnına inen sert bir tekme ile neye uğradığını bilemedi. Kızların çığlıkları arasında hemen kendini toplayıp Sabiha’nın üzerine yürüdü. Genç kız, bu defa göğüs hizasına ve dönerek attığı ikinci bir tekme ile Serkan’ı parkın duvarına yapıştırdı.



Grubun şaşkınlığı geçmeden Serkan da karnına inen sert bir tekme ile neye uğradığını bilemedi. Kızların çığlıkları arasında hemen kendini toplayıp Sabiha’nın üzerine yürüdü. Genç kız, bu defa göğüs hizasına ve dönerek attığı ikinci bir tekme ile Serkan’ı parkın duvarına yapıştırdı. Sabiha kendini bir an spor salonunun havasına kaptırmış, karşısındakileri de müsabakadaki hasımlarına benzetmişti. Fakat bu eğlenceye devam etmesi doğru olmazdı. Son bir perde ile kapanışı yapmak üzere bağırdı: - Başka tatlı isteyen var mı? İki arkadaşının da yardıma hazır olduğunu gören Serkan, nefes almakta zorlanarak ayağa kalktı. Onların yanına gitti. - Lüzum yok! Dedi. Kızlar, oğlanların ikisinin de çok korktuklarını ve birbirlerinden cesaret almaya çalıştıklarını görünce ne yapacaklarını şaşırdılar. Hatice, kız arkadaşlarının koluna girdi. - Bence yalnız bırakalım, dedi. Onun, önce soğuk bir duşa ihtiyacı var. Serkan, burnunu tutarak ter kokusundan rahatsızlığını ifade ederken haklılığını savunmak için: - Bence de, diye söylendi. Aralarında fısıldaşarak parkın içinde gözden kayboldular. Sabiha kararsızca etrafına bakınırken yaşlı büfecinin kendisini gülümseyen gözlerle süzdüğünün farkında bile değildi. *** Sabiha’nın farkında olmadığı iki seyirci daha vardı. Bunlar, bütün gece otobüsle yolculuk yaptıktan sonra, sabahın erken saatlerinden beri ayakta olan iki yabancıydı. Biraz dinlenmek ve bazı konuları nasıl çözeceklerini konuşmak için parkın caddeye en yakın bankında oturuyorlardı. Ellerinde henüz okumaya fırsat bulamadıkları gazeteleri, yanlarında içleri bir yığın evrakla dolu bond tipi küçük bir çantaları vardı. Biri altmış yaşlarında, beyaz saçlı ve takım elbiseliydi. Diğeri en fazla otuzunda gösteriyordu. Kıyafeti daha gündelikti. Genç olanı yorulmak bilmeyen bir tempo ile sürekli bir şeyler anlatıyor, bazen el hareketleriyle de sözlerini destekliyordu. - Abicim, işin en zor kısmını hallettik sayılır. Proje müracaat süresi dolmuş. Listeler kapatılmış. Evrak kaydını halletsem bile sonrasını aşmak imkânsızdı. Hemen bir taksiye atladım, doğru bakanlığa... Adam, yabancı olduğumu anladı. Baktım, Bahçelievler’e doğru götürüyor. Her ne kadar Ankaralı olmasak da keriz de değiliz. Abi ne diyorum biliyor musun? Bu defaki senaryomuz çok süper... Gider, hem film çeker, hem tatil yaparız. Ege, Akdeniz sıkıntı verdi. Bir de Karadeniz’in tadına bakalım, diyorum. Orası daha bakir. Daha egzotik. - Bakalım zaman ne gösterecek? - Abi, bizim için bakanlığın ne göstereceği daha önemli. Yaşlı olanın gülümsemesi kısa sürdü. - Bakanlığın ne göstereceğini de zaman gösterecek, dedi. Şimdi birlikte Sabiha’ya bakıyorlardı. Genç kız, kısa bir tartışmadan sonra, kimse ne olup bittiğini anlamadan, etrafındaki arkadaş grubunu bir anda darmadağın etmişti. Üstelik bu işi tereyağından kıl çeker gibi halletmiş, kendisine de en ufak bir zarar gelmemişti. Sakin görünüşü devam ediyor, sadece hangi yöne gideceğine karar vermekte zorlanıyordu. Necip Bey, farkında olmadan şahit olduğu bu bocalama esnasında kararını vererek ona seslendi: - Bir dakika gelir misin? Genç kız, acaba bir başkasına mı sesleniyorlar diye etrafına bakınma lüzumu hissetmeden karşılık verdi: - Buyurun! - Sakıncası yoksa bir iki dakika görüşebilir miyiz? - Tanışıyor muyuz? - Hayır. Öncelikle bunun için yanımıza gelirseniz seviniriz. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT