BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıskanc

Kıskanc

Murat hiç birşey olmamış gibi yemeğe devam ederken, “Ellerine sağlık çok güzel olmuş” diyerek konuşmayı tekrar eve sofraya çevirmek istedi... Ama o telefon güzelim yemek masasında karı kocanın keyfini kaçırmaya yetmişti.



Gelen telefonla keyifleri kaçmıştı! Doğrusu aradan üç saat bile geçmemiş olmasına rağmen Berrin’in kendisini aramasına anlam verememişti Murat. Fakat önemli bir şey olmalıydı. Ama bunu hanımı Ayşe’ye nasıl anlatacaktı. “Şu an meşgulüm Berrin hanım, lütfen daha sonra arayın!” deyip telefonu kapatsa, Ayşe’nin kesinlikle gönlü olurdu... Ya Berrin? O nasıl karşılardı bu hareketi? Kendisini para karşılığında avukat olarak tutmuş ve her sıkıştığı anda arayabileceği vaadini almıştı. Bu cevap karşısında “Affedersiniz” mi derdi? Bir saniye içinde ne fırtınalar yaşıyordu Murat. Ama telefon bekliyordu. Konuşması lazımdı. Duygularını belli etmeden ahizeyi ağzına yaklaştırdı: -Alo, buyurun Berrin hanım? -Murat bey, sizi rahatsız ediyorum. Ama sizden sonra düşündüm ve vazgeçtim. -Neden vazgeçtiniz? -Kemal beyle siz de görüşmeyin? -Anlamadım? -Hani siz demiştiniz ya, eşinize bu konuda dava açacağımızı siz mi söylersiniz ben mi diye? -Evet? -İşte o konuda, siz de görüşmeyin. Bu konuyu mahkemeye geldiğinde öğrensin olur mu? -Şey, siz nasıl isterseniz Berrin hanım. Tabii, tabii... Zaten celp eline geçince anlayacaktır. Ben adresine yazılı olarak gönderirim. -Görüşmek üzere? -İyi günler. Murat telefonu kapatırken, Ayşe hiç oralı olmamış gibi kendini yemeğe veriyor, Emel ise babasının telefon konuşmasını kendince taklit ediyordu: “Tabi tabi... Tabi tabi” Annesi, öfkesini Emel’den aldı: -Sus kız!. Yemeğini ye haydi. Murat hiç birşey olmamış gibi yemeğe devam ederken, “Ellerine sağlık çok güzel olmuş” diyerek konuşmayı tekrar eve sofraya çevirmek istedi. Ama o telefon güzelim yemek masasında karı kocanın keyfini kaçırmaya yetmişti. Murat hanımının böylesi kıskançlıklarına anlam veremezken, Ayşe de Murat’a karşı haksızlık edip etmediğinin sorgusunu yapıyordu beyninde. Birkaç dakika sonraydı: -Bardağına su koyayım mı canım? Bu söz anlamlıydı. Murat da aynı şekilde cevap verdi: -Olur tatlım. Çok teşekkür ederim. Bir iki yudum sonrasında Ayşe’ye baktı: -Herşey eskisinden de güzel olacak. -Murat seni öyle seviyorum ki, çok korkuyorum. -Neden? -Seni kaybetmekten. Ben sensiz ne yaparım? -Yahu düşündüğün şeye bak. Allah canımıza sağlık verdiği sürece bizi kimse ayıramaz. Aslında bu aşırı sevgin sebebiyle çok üzülüyorsun. Ben de ona üzülüyorum. -Biliyorum elimde değil. Bazen seni üzdüğüme de üzülüyorum. Bana kırılmıyorsun değil mi? -Kırılmak mı? Sana kırılmak mümkün mü hiç? Sen dünyanın en güzelisin... -Beni şımartıyorsun...  Rasim beyin adamları, gerçekten de plakasını aldıkları taksi şoförünü yakalamışlar ve bir kenara çekmişlerdi. Şoför yaşadığı olayın şokundaydı. Bu adamlar kimdi? Kendisini niçin sorguya çekiyorlardı? -Abi benden ne istiyorsunuz? Paramı istiyorsanız yemin ederim ben taksi şoförüyüm. Araç sahibi değilim. Akşama kadar çalışıp, benzin deposunu dolduracağım. Sonra adamın günlük tarifesini ödeyeceğim. Eğer kalırsa evime ekmek parası götüreceğim. -Tamam be kes salatayı? Sen sorularımıza cevap ver. -Ben birşey bilmiyorum abi? -Bize doğruyu söylersen, belki evine ekmek yerine pasta bile götürebilirsin. Yok yanlış bilgi verirsen belki evine bile gidemezsin. Anlaşıldı mı? > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT