BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > EKO LİFE

EKO LİFE

Doğalgazda büyük bir dram yaşıyoruz ve çözüm hemen yanı başımızda olmasına rağmen hiçbir şey yapmıyoruz. Doğalgazda hükümet ve belediyelerin ortaklaşa yaptığı “komik çözüm”den sonra ne oldu? Değişen hiçbir şey yok. Yüzde 10’lar seviyesinde kalan bir indirim ve doğalgaz soygununa devam.



Ankara cevap ver! Doğalgazda büyük bir dram yaşıyoruz ve çözüm hemen yanı başımızda olmasına rağmen hiçbir şey yapmıyoruz. Doğalgazda hükümet ve belediyelerin ortaklaşa yaptığı “komik çözüm”den sonra ne oldu? Değişen hiçbir şey yok. Yüzde 10’lar seviyesinde kalan bir indirim ve doğalgaz soygununa devam. Geçenlerde Türkmen doğalgazının Türkiye’ye ulaştırılması konusunda incelemelerde bulunmak için TBMM’den bir grup muhalefet milletvekili Aşkabat’a gitti. Grupta DYP Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük, Manisa Milletvekili Rıza Akçalı ile Bursa Milletvekili Oğuz Tezmen vardı. Milletvekillerimizi kabul eden Türkmenistan Petrol ve Doğalgaz Bakanı Gurbannazar Nazarov’un Türkiye’ye yönelik sitem dolu sözleri gerçekten çok anlamlıydı. Nazarov, milletvekillerimize bakın neler dedi: “Bizde gaz çok. Halkımıza doğalgazı ücretsiz olarak kullandırıyoruz. Elimizde doğalgaz fazlası var ve biz bunu ihraç etmenin yollarını arıyoruz. Durum böyleyken, Türkiye’nin doğalgaz politikası bizi çok üzüyor. Türkiye ile tarihten gelen bir dostluğumuz ve kardeşliğimiz var. Bunları da bir yana bırakın. Olaya sadece ekonomik açıdan baktığımız zaman, aklımıza şu soru geliyor: Türkiye doğalgazı neden bizden almıyor? Türkiye, Türkmenistan’dan daha ucuza doğalgaz alacağına niye Rusya ve İran’dan daha pahalıya alıyor, diye düşünüyoruz, ama işin içinden çıkamıyoruz. Bu konu Devlet Başkanımızın da kafasını kurcalıyor. Durum böyleyken, Türkiye’deki insanların (Doğalgazı neden daha pahalı alıyoruz?) diye isyan etmesi, bana göre son derece haklı.” Evet, doğalgazı niye daha pahalıya alıyoruz, diye biz de soruyoruz ve Ankara’dan cevap istiyoruz. MHP’de ekonomi Faruk Bal’a emanet Koalisyon iktidarlarında ana sorun hep “ekonomiyi kimin yöneteceği” konusu olmuştur. Bu konuda ANAP kanadının özellikle Genel Başkan Mesut Yılmaz’ın son zamanlarda serzenişlerini görüyoruz. Yılmaz, ısrarla “ekonominin tek elden yönetilmesini” istiyor ve adres olarak ANAP’ı gösteriyor. Bildiğimiz o ki, başta Başbakan Bülent Ecevit olmak üzere MHP lideri Devlet Bahçeli de böyle bir olaya sıcak bakmıyor. Özellikle MHP kanadında ekonomi üzerine çok sıcak gelişmeler yaşanıyor. Koalisyonun kurulmasının hemen ardından, ekonomiyle ilgili toplantılara, mali politikalara yönelik liderler zirvesi olsun, kurmaylar zirvesi olsun MHP kanadından Sanayi ve Ticaret Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun katıldığını gözlemlerdik. Son zamanlarda dikkatimizi çeken bir şey oldu. Tanrıkulu’nun yerine bu görevi MHP’de Devlet Bakanı Faruk Bal üstlenmiş durumda... Ekonomiye yönelik her toplantıda MHP’den temsilci olarak Bakan Bal’ın da katıldığını görüyoruz. MHP’nin ekonomiye yönelik politikasında artık Bakan Bal’ın izlerini açıkça hissedebiliyoruz. Devlet Bahçeli, Sanayi Bakanı Tanrıkulu’nu devreden mi çıkarıyor, diye sorduk. Hayır, cevabını aldık. MHP çevreleri, “Bakan Tanrıkulu’nun işleri çok yoğun, yeterince vakit ayıramıyor” diyerek bize olayı özetlediler. Faruk Bal’ın ekonomiyle ilgilenmesini ısrarla Devlet Bahçeli istemiş. Devlet Bakanı Bal da, olayın sebebini, “Genel Başkanımız bize hangi görevi verirse biz onu yapmaya hazırız” diyerek, tek cümleyle açıklıyor. Ve, Faruk Bal, ekonomi politikalarında başarılı bir grafik çiziyor. Sürekli yukarı doğru çıkan bir başarı grafiği sergiliyor. Açıklamaları olsun, izlediği politika olsun ekonomide “feveran”lık yerine “sağduyuyu” öne çıkarıyor. Faruk Bal, ekonominin yeni yıldızı olmaya aday bir görüntü ortaya koyuyor, Koalisyonun ANAP kanadı ne kadar ekonomiye iştahlansa da dediğimiz gibi MHP kanadının bu konuda taviz vermeye hiç niyeti yok. Gözünüz aydın! Özilhan da bıraktı Geçen yılın son döneminde hükümet beyaz eşya ve otomobilde KDV oranlarını aşağıya çekince, inanılmaz bir patlama yaşanmış ve bu sektörün temsilcilerinin yüzü gülmüştü. Hem onlar kazanmış hem de vatandaş bu sektördeki ürünleri düşük vergiyle alabilme imkanı yakalamıştı. İşadamları, KDV indiriminin yılbaşından sonra da sürmesini istediler ancak Devlet Bakanı Kemal Derviş’ten “ret” cevabı aldılar. Ve, 2002 başından itibaren beyaz eşya ile otomobil sektöründe KDV oranları yeniden eski seviyesine çekildi. Sonuç: Otomobil ve beyaz eşya sektörü krizde... Satışlar bir anda bıçak gibi kesildi. Malumunuz geçen yıl önce Sakıp Sabancı, otomobil sektöründen çekildi, ToyataSA’daki “SA”sını bıraktı. Krizden dolayı en son olarak geçtiğimiz hafta içerisinde de TÜSİAD Başkanı ve Anadolu Grubu Başkanı Tuncay Özilhan, Japonlar’la Honda otomobillerinde yaptığı ortaklığı bitirme kararı aldığını açıkladı. Hem otomobil hem de motosiklet alanında Japonlar’la ortaklık yapan Özilhan, sadece iç piyasaya değil dünyaya da otomobil ve motosiklet gönderiyordu. Bugünlerde Özilhan’ın ağzını bıçak açmasa da, gerçek şu ki; Honda’nın Avrupa’da İngiltere’den sonra ikinci büyük üretim fabrikası olan Gebze tesisleri, en geç bir ay içerisinde kapısına kilit vuracak. Keza, motosiklet üretilen Kartal’daki tesisler de kapanacak. Oysa Perşembe’nin geleceği Çarşamba’dan belliydi. En azından şu KDV oranında yapılacak yeni bir iyileştirme belki de Özilhan’ı bu kararı almaya itmeyecekti. Bunu da bir yana bırakın, otomotiv sektöründe rakamlar her geçen gün gerilerken, Ankara’nın bu manzaraya kayıtsız kalması işadamlarını daha da çıldırtıyor. KDV inmiyor, SSK primleri yükseliyor, bürokrasi yerinden bile kıpırdamıyor, rüşveti kimse durduramıyor. Ve bu ortamda işadamlarından daha fazla ticaret isteniyor. Gel de çık işin içinden... Lütfen, korna terörünü bitirin! Trafik Kanunu sürekli yenileniyor ama şu “korna terörü”ne kimse ‘dur’ demiyor. Hele minibüslerin meydana getirdiği korna kirliliğine dayanmak mümkün değil... Yurtdışı gezilerimizden bir korna sesi bile duymadan döndüğümüz aklımıza gelince daha da kızıyorum. Kamyon kornası taktıran minibüsler bile var... Kendi yaşadıklarımıza ve okuyucularımızdan gelen şikayetlere kayıtsız kalamadığımız için buradan yeni hazırlanacak bir kanunda bu terörü sona erdirecek tedbirlerin de alınması gerektiğine inanıyoruz. Artırılan cezalarla birlikte trafik kazalarında bir azalma olduğunu görebiliyoruz. Pekala korna cezası uygulanarak bu gürültü kirliliği de sona erdirilebilir, diyoruz. Ağlayacağımıza gülüyoruz Gümrük Müsteşarlığı’nın açıkladığı rakamlara göre Ocak ayında ithalat yüzde 50.6, ihracat da yüzde 2.9 düşmüş. 2001’in Ocak ayında 4 milyar 152 milyon dolar olan ithalat bu yıl 2 milyar 50 milyon dolara gerilemiş. Böylece ihracat rakamlarımız, ithalatı aşmış. Bu kimilerini sevindirdi. Ama kazın ayağı öyle değil. Bu milletin yoksullaştığının bir işaretidir aynı zamanda. Halkın alım gücünün düştüğünün de göstergesidir. Alternatifsiz şekilde yerli mala teslim olduğumuzun bir delilidir. Giderek içe kapandığımızın acı ifadesidir. Hızla 80 öncesine döndüğümüz gerçeğini göremeyip ağlanacak halimize gülüyoruz.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109156
    % 1.14
  • 3.8206
    % -0.38
  • 4.5076
    % 0.05
  • 5.1028
    % -0.67
  • 153.399
    % -0.43
 
 
 
 
 
KAPAT