BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bilsem ki Döneceksin

Bilsem ki Döneceksin

Ilık bir duş alıp odasına dönerken kendini bir kuş gibi hafif hissetti. Üzerinde, odasında giydiği eşofmanlar vardı. Saçları ıslaktı. Biraz kurulayıp bırakmıştı. Aynanın yanındaki küçük raftan tarağını alıp yatağına oturdu. Saçlarını taramaya başladı. Kötü bir gün geçirmişti.



Son günlerde hırçınlaşmıştı! Ilık bir duş alıp odasına dönerken kendini bir kuş gibi hafif hissetti. Üzerinde, odasında giydiği eşofmanlar vardı. Saçları ıslaktı. Biraz kurulayıp bırakmıştı. Aynanın yanındaki küçük raftan tarağını alıp yatağına oturdu. Saçlarını taramaya başladı. Kötü bir gün geçirmişti. Okulda öğretmenler bildiklerini bir defa daha tekrarlamış, öğrenciler de onları dinliyor görünmüşlerdi. Birbirlerini mi kandırıyorlardı yoksa eğitimin kuralı mı buydu belli değildi. Bugün sözlü ve yazılı olmaması büyük şanstı. Okuldan çıkınca spor salonuna gitmişti. Yorucu bir seanstan sonra arkadaşlarının günlerdir dillerinden düşürmedikleri buluşma gerçekleşmişti. Günü kazasız belasız geçirme gayretleri o dakikalarda hüsranla sona ermişti. Yarın okula gittiğinde arkadaşlarının yüzlerini görür gibi oluyordu. Yanından nefret dolu duygularla geçerken ona sanki “Ne kadar kabasın!” der gibi baktıklarını hissedecekti. Zaten çok az olan arkadaş sayısı yarından itibaren azalacak, bir gün yapayalnız kalacaktı. Son günlerde iyice hırçınlaştığının farkındaydı. Etrafında ne varsa kırıp döküyor, sürekli birilerine zarar veriyordu. Sonradan aklının başına gelmesi ya da pişmanlık duyması gideni geri getirmeyecekti. Kız arkadaşlarının ısrarlarına rağmen buluşma tekliflerini kabul etmeyebilir, son dakikada bile olsa kibarca reddedebilirdi. Oysa bunu yapmamış, bütün programı bir anlık öfkeyle altüst etmişti. “Acaba hata mı yaptım? Yarın onlardan mutlaka özür dilemeliyim,” diye aklından geçirirken saçındaki bir dolaşıklıkla düşüncelerinden sıyrıldı. Saçı bir türlü çözülmek bilmiyordu. Tarağı hızla çekince acıyla bağırdı. Düşünceleri ve sakinliği bir anda kayboldu. Saçlarını sert ve kaba hareketlerle taramaya devam ederken kız arkadaşlarının kendisi için ayarladığı gencin bugünkü kavga öncesi söylediği “Ben karşımda bir genç kız göreceğimi umuyordum.” dediğini hatırladı. Kendi kendine mırıldanmaya başladı: - Uzaylı yaratıklara mı benziyorum?.. Diğer genç kızlar nasılsa ben de öyleyim. Kim aksini iddia ederse... Sustu. Derin bir nefes aldıktan sonra söylenmeye devam etti. - İşte benim farkım burada. İknâ usullerim doğru değil. Ya güzelliğim... Yerinden kalktı. Aynanın önüne geçti. Ayna yüksekte olmasına rağmen bacakları uzun olduğu için boyu yetişiyordu. O uzun bacaklar gerektiğinde bir yay gibi gerilerek kendini koruyabilecek çevik bir vücut taşıyordu. Ölçülerinde normal olmayan bir bölüm yoktu. Belinin aşırıya kaçmayan inceliğinin yanında kilolu da sayılmazdı. Dikkatle bakıldığında yüz hatlarındaki narinliğin biraz kaybolmuş olduğu fark ediliyordu. Siyah gözleri, kısa kirpikleri ve ince kaşları makyaj malzemeleri ile hiç tanışmadıkları için doğal halini koruyordu. Çenesine doğru incelen oval yüz hatları, uzun bir boyunla buluşuyor, kahverengi saçlar bu güzelliğin son parçasını tamamlıyordu. Göğüslerinin iri olmaması spor çalışmalarında büyük rahatlık veriyordu. Aynaya bakmaya devam ederken yüzündeki sivilceyi gördü. Canı sıkıldı. Düşünceleri büsbütün dağıldı. - Dokunmazsam tehlikesiz bir düşman. Onun dışında batı cephesinde yeni bir şey yok. Dokunmak istemiyorum, fakat bugün düşmanlarıma tahammülüm yok. Sivilceyi parmaklarının ucuyla sıktı. İkinci defa canı yanınca öfkeli bir çığlık attı. - Artık acı çekmek istemiyorum! Oysa ne gün bitiyordu ne de acılar... Öfkesi de dinmek bilmiyordu. Elindeki tarağı duvara doğru fırlatınca tarağın sapı duvardaki aile fotoğrafının camını paramparça etti. Henüz ilkokul son sınıfta iken çekildikleri o fotoğrafta annesi ve babası da vardı. Ailenin birlikte çekindikleri bu fotoğraftan birkaç ay sonra, memleketten dönerken başlarına o korkunç kaza gelmişti!.. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT