BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Beyni sanki uğulduyordu!..

Beyni sanki uğulduyordu!..

Şirketin dış kapısı önünde Sermet’in nezaketle yol vermesi üzerine, İclal için yapacak başka şey kalmamıştı.



Şirketin dış kapısı önünde Sermet’in nezaketle yol vermesi üzerine, İclal için yapacak başka şey kalmamıştı. Kekelememek için bütün gücünü kullandı: - Teşekkür ederim. Hayırlı günler diyerek dış merdivenin ilk basamağına adımını attı. Sermet, sevinçten uçuyordu. Daha ilk anda, genç kızın mahcubiyetle kızaran yanaklarını fark etti. Hükmünü verdi: - Bu zamanda yüzü kızarabilen bir kıza rastlamak, eskiye nazaran son derece zor. İşte böyle bir kız, hem de İclal gibi bir kız, beni görür görmez feleğini şaşırdı. Ne müthiş bakış atarmışsın be Sermet! Onca zaman uğraştın ve nihayet muvaffak oldun. Sevinmek hakkındır çapkınlar profesörü Sermet! Bir saniye içinde aklından bunlar geçmişti. Aynı zamanda kızın peşinden merdivenleri çıkıp içeri girmesi, son derece tabii idi. - Hatta bu şartlarda üç beş nazik kelime sarfetmemek ayıp dahi kaçardı. Hakikaten buna lüzum yoksa da genç adam nezaket icabı hareket ediyormuş gibi yaparak: - Soğuk hava sizi hızlı yürütmüş. Bu yüzden hayli erken teşrif etmişsiniz. Beklerken sıkılacaksınız, dedi. İclal irkildi. Yoksa genç adam, sıkılmasın diye bunu bahane ederek bekleme salonuna mı girecekti? Cevval zekalı Sermet, İclal’in tedirginliğini hemen sezdi. İçinden: - Aman, dedi. İlk anda ürkütmeyeyim. Yeri gelince sabreden adam, usta çapkındır. O kim? Ben!.. Bu esnada, üç beş basamakla çıkılan dış kapının önüne gelinmişti. Sermet’in bu kapıyı iterek açması, İclal’in girişine yardımcı olması kadar tabii bir şey yoktu. Sağ kolu ile kanadı itip açık tutarak İclal’e yol verdi.Kız geçince o da ardından içeri girdi. Camlı kapı, kendi kendine, ağır ağır kapanmaya başladı. İşte Ali Cengiz’in gelişi, bu zamana tesadüf etti. Genç delikanlı konuşmaları işitmediyse de, karşılaşmanın bütün safhalarını harfiyyen takip etmişti. Şimdi, camlı kapının arkasını da görmek istiyordu. Orada durup içeri bakması çok garip kaçacaktı. Hatta Sermet yahut İclal, tesadüfen onu görebilirlerdi ki, kendisini pek mahcup edecek, biraz da küçültecekti. Ama diğer taraftan, Sermet ile İclal’in konuştuğunu ve beraberce içeri girdiklerini görmesi üzerine beyni uğuldamaya başlamıştı. Kafası, adeta yerinde yok gibiydi. Bütün hisleri donmuştu. Mahzurları düşünecek halde değildi. Kapıya doğru dönmüş, yaşayan bir ölü gibi açık açık içeriyi seyrediyordu. Yoldan geçen iki üç kişi, ona garip garip bakarak uzaklaştılar. Öte yanda İclal’de, öteden beri hemen herkeste bulunan şu düşünce vardı: - Bu zamanda hele evlenmek niyetiyle hareket eden doğru dürüst bir koca bulmak son derece zordur. Şans işidir. Eh... Mantık ölçülerine vurulursa Sermet, uygun bir koca namzetiydi. İclal de evlenme çağında bulunuyordu. Böyle dört başı mamur bir kısmet bir daha karşısına ya çıkar ya çıkmazdı. Bekleme odasında onunla beraber üç beş dakika oturmasının ne mahzuru olabilirdi? Genç kız, bu düşüncesine rağmen: - Kendimden eminim. Mahzuru da yok gibi. Ama yine de bana ters geliyor, diye düşündü. Kapının içinde, sahanlığa varan birkaç basamağı çıkarken kararlı bir hal aldı. En usta bir çapkın olarak Sermet’in altıncı hissi son derece kuvvetliydi. Kızın duygularını sezdi. Buna göre davrandı. - İçerde alakanızı çekecek ciddi mecmualar var. Sehpada göreceksiniz. Yeşilay mecmuasını bilhassa tavsiye ederim, dedi. Bilindiği üzere bu, içki ve sigarayla mücadele eden Yeşilay derneğinin çıkardığı bir dergidir.¥ DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT