BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tarihi Kent Dokularının Korunması ve Geleceğe Taşınması

Tarihi Kent Dokularının Korunması ve Geleceğe Taşınması

‘Türkiye Tarihi Kentler Birliği’nin kurulmasından sonra, zaten var olan tarihi dokuyu koruma ve şehir estetiği hususundaki dikkat ve bilincim daha da arttı. İçinde yaşadığım İstanbul’un çarpık yapılaşma ve betonlaşmasının sebep olduğu ruh yorgunluğu beni adamakıllı sardığı bir sırada, Kültür Bakanlığının değerli basın müşaviri Nafiz Şahin, bana Antalya’da tertiplenen “Türkiye’de Tarihi Kent Dokularının Korunması ve Geleceğe Taşınması” sempozyumunun haberini verdi. Elimdeki bütün işleri bırakarak bu anlamlı ve hayati önem taşıyan sempozyumu takip etmek üzere Antalya’ya koştum.



‘Türkiye Tarihi Kentler Birliği’nin kurulmasından sonra, zaten var olan tarihi dokuyu koruma ve şehir estetiği hususundaki dikkat ve bilincim daha da arttı. İçinde yaşadığım İstanbul’un çarpık yapılaşma ve betonlaşmasının sebep olduğu ruh yorgunluğu beni adamakıllı sardığı bir sırada, Kültür Bakanlığının değerli basın müşaviri Nafiz Şahin, bana Antalya’da tertiplenen “Türkiye’de Tarihi Kent Dokularının Korunması ve Geleceğe Taşınması” sempozyumunun haberini verdi. Elimdeki bütün işleri bırakarak bu anlamlı ve hayati önem taşıyan sempozyumu takip etmek üzere Antalya’ya koştum. Kültür Bakanlığı ve Öger Turizmin birlikte tertipledikleri sempozyuma yerel yöneticiler, milletvekilleri, akademisyenler katılmıştı. Beni en fazla etkileyen şey, katılımcıların çokluğundan ziyade ele alınan konuda duyulan ortak heyecan, idealist bir tutumun hakim olduğu umut verici yaklaşımlardı. Açılış konuşmasında insanla bütünleşmeyen değerlerin korunmasının mümkün olmadığını belirten Kültür Bakanı Sayın İstemihan Talay, halkın bu konudaki sorumluluğu hususunda şunları söylüyordu: “Kültürel mirasın korunması, tarihi dokuların yaşatılması sadece yönetimlerin görevi değildir, sivil toplum örgütleri, halk kesimi de meseleye sahip çıkmalıdır.” Diğer taraftan, gece gündüz çalışarak bu işe gönül koyan sevgili Metin Sözen Hoca da, kısa zamanda gelişen koruma bilincinin ateşlenmesiyle yurt çapında bir müdafaayı kültür faaliyetinin kurulmuş olduğunu belirterek, her zamanki çarpıcı ve etkileyici üslubuyla bilimselliğin öncelikli doğruları bulup uygulamaya koymak; toprağın altına da, üstüne de sahip çıkmak demek olduğunu vurguluyordu. Bu toplantıda, Milli Eğitim Bakanının da olmasını isterdim. Çünkü kültürel mirası koruma, her şeyden önce bilinç ve eğitim işi... Müfredat programlarında reform adına “Failatün failün” fırtınası koparılacağı yerde, asıl böylesi hayati konular ele alınmalı. Geleceğimiz olan gençlerin kültür mirasına sahip çıkma kültürü edinmeleri hususunda sıkı bir eğitimden geçmelerine özen göstermeli. Öger Tur, “Tarihi Kent Dokularının Korunması ve Geleceğe Taşınması” ana başlığı altında yasal, yönetsel ve uygulamaya yönelik tartışmaların yapıldığı, gelecek adına gurur verici adımların atıldığı böylesine önemli bir sempozyuma destek olmakla kültürel sorumluluk görevini yerine getirmiş bulunuyor. Temennimiz, diğer turizm şirketlerinin de bu çalışmaların geliştirilmesi için kendilerine düşen kültürel sorumluluk payını idrak etmeleri... Turizm alanında atılımcı projelerle dikkat çeken Turizm Bakanı Sayın Mustafa Taşar da, bu sempozyumun devamı niteliğinde olabilecek bir sempozyum tertiplerse öyle sanıyorum ki, Kültür Bakanlığının açılmasına vesile olduğu ufuklar biraz daha genişleyecek, yeni imkanlar sağlanacak; 21. yüzyıla hakim olacak gibi görünen kültür ticaretinin yolu açılacaktır. Bu işe gönül verenlere kolay gelsin diyorum!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT