BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıskanç

Kıskanç

Genç kız, sessizlikten sonra kendine hitaben yapılan çağrıyı duymuş, birazcık kendine gelebilmişti. Arzu da zaten hemen eğilmiş ve genç kızın kollarına girerek onu kaldırıp sandalyesine oturtmuştu. Hemen bir kolonya ile ellerini yüzünü ıslattı...



Sedef’in korkudan düşüp bayılması, bir an için gözlerin ona çevrilmesine sebep olmuştu ama, hayatları vurup kırmak, devirmek olan adamlar için bu olay daldan kuş uçması kadar sıradandı. Ama bu kutunun çok önemli olduğunu kesinkes anlamışlardı. Alel acele kutuyu alıp zarafetine hiç saygı göstermeden cart curt yırttılar. Ortaya çıkan manzara onları da şoke etmişti. Çünkü koskoca kutudan ortaya, çıka çıka bir sayfalık kağıt çıkmıştı. Önce tuhaf tuhaf birbirlerine baktılar. Ardından Sedef’in yerde yatan hareketsiz bedenine. Sonra çete başı kâğıda göz attı. Okumaya başladı satırları. Bu yazılar, Berrin hanıma hitaben yazılıyordu: “Sevgili Berrin, beni gerçekten arayıp sorduğun için teşekkür ederim. Çünkü Sedef’e tembih etmiş ve demiştim ki, “Eğer Berrin gerçekten benimle görüşmek isterse, bunu kendisine verirsin!” Berrin, belki sen bu yazıyı okuduğunda ben hayatta olmayacağım. Belki hayatta olsam da eski Kemal bey olmayacağım. Ama şunu bilesin ki, seni asla aldatmadım. Asla sana ihanet etmedim. Bu gerçeği sana anlatamazdım. Anlaman da çok zor hatta imkansızdı. Ama üzülme. Şu an için bütün mal varlığımı senin üzerine geçirmiş durumdayım. Şirketi fesh için gerekli işlemler yapıldı. Bankadaki mevduatımın tümü de senin hesabındadır. Kendine iyi bak. Beni dert etme. Kemal” “Vay bee!” dedi çete başı... Biz de meğer çekirdek kabuğunu aramaktaymışız. Adam sadece kabuk kalmış iyi mi? İçini olduğu gibi boşaltmış. -Ne yapacağız abi? -Ne yapacağızı var mı be? Doğru patronun yanına. Rasim belki üzülecek ama, biz ona Kemal beyi getirsek bu kadar sevinmezdi. Şimdi kestane kabuğuyla değil, kestaneyle uğraşması gerektiğini bilecek en azından. Yürüyün haydi... -Abi kız ne olacak? -Uyanır o merak etme. Üç orman kaçkını, ellerinde Berrin’e hitaben yazılmış not olduğu halde geldikleri gibi binayı terk ettiler... Onlardan beş ya da on dakika sonra da Arzu gelmişti. Telaşlı olduğu her halinden belliydi. “İnşallah Kemal bey beni son bir defa kabul eder!” diyordu. Arzu, gördüğü manzara karşısında küçük dilini yutayazdı. Avazı çıktığı kadar bağırmamak için kendini zor tuttu. Sedef ölmüş gibi yerde yatıyordu: -Sedef!.. Genç kız, sessizlikten sonra kendine hitaben yapılan çağrıyı duymuş, birazcık kendine gelebilmişti. Arzu da zaten hemen eğilmiş ve genç kızın kollarına girerek onu kaldırıp sandalyesine oturtmuştu. Hemen bir kolonya ile ellerini yüzünü ıslattı. -Kutu... Kutu duruyor mu yerinde? -Ne kutusu Sedef? Sana ne oldu böyle? -Eyvah kutuyu yırtmışlar? -Sedef sen iyi misin? Ne oldu az önce anlatır mısın? Sedef Arzu’ya olanları özetledi kesik cümlelerle. Ardından kutunun mahiyetini anlattı bildiği kadarıyla. Arzu hem kutudaki kağıdı merak etmiş hem de Kemal beyin bir daha büroya gelmeyeceğini öğrenmişti. “Öyleyse şimdi Kemal bey nerede olabilir ki?” dedi içinden. Geç kaldığını anlamıştı Arzu. Bir sigara yakıp durum muhakemesi yaptı. Kemal bey buraya bir daha gelmeyecekse, kirli işlerin kokusunu en az kendisi kadar sezmiş olmalıydı. Sedef’e döndü: -Bak canım, -Sizi dinliyorum Arzu hanım. -Kemal bey eğer bir daha buraya gelmeyecekse, senin de burada boş yere beklememen lazım. Çünkü bu illet adamlar bugün buranın altını üstüne getirdilerse, yarın da gelip senin kişiliğine saldırabilirler. En iyisi sen burayı bekleme tutkundan vazgeç. -Siz niçin geldiniz? -Ben bir vicdan azabını teskin için geldim. Yoksa ben de bir daha sizinle karşılaşmayacağım. > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT