BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Anlatılanları tepkisizce dinliyordu...

Anlatılanları tepkisizce dinliyordu...

Mehpare hanım donuk bakışlarını her zamanki gibi bir tek noktaya dikmiş, yatağının içinde oturuyordu.



Mehpare hanım donuk bakışlarını her zamanki gibi bir tek noktaya dikmiş, yatağının içinde oturuyordu. Muhsin çekingen adımlarla yaklaştı yatağa: - Anne, anne, bak ben geldim. Yaşlı kadın bir tek tepki bile vermedi bu sözlere. Çevirip başını bakmadı bile. Genç adam üsteledi: - Anne, ben geldim diyorum, ben, Muhsin! Mehpare hanım bu biraz yüksek tonlu söylenen sözler üzerine dudaklarını kıpırdattı, şakaklarındaki damarlar gerildi, gözlerini kapadı. Sanki hiçbir şey duymak istemiyormuş gibi bir saklılık içinde büzüldü yatağında. Serdar bey araya girdi: - Beyefendi, rica edeceğim. Yapmayın. Ters tepkiler alabiliriz. Bütün çabalarımız boşa gider. Muhsin ise dişlerini sıkmıştı, gözleri kısık, bakıyordu annesine: - Mahsus yapıyor, beni engelleyemedi, onun için mahsus yapıyor. Beni mutsuz etmek için. İntikam alıyor benden. Genç adamın bağırışlarına servisteki hemşireler de koşup gelmişlerdi. Herkes neler olduğunu anlamaya çalışıyor, bu kendinden geçmiş adamın ne yapmak istediğini çözmeye uğraşıyordu. Serdar bey biraz sert bir şekilde müdahale etti. - Lütfen Muhsin bey!... Burada bu şekilde davranamazsınız. Kendinize gelin. Muhsin dişlerini ve yumruklarını sıkarak geriledi. Onun annesine bakışlarındaki öfkeyi ve nefreti görmemek mümkün değildi. Mehpare hanımda ise en ufak bir tepki dahi yoktu. Hemşirelerin ve hasta bakıcıların da yardımıyla genç adamı çıkardılar dışarıya. Muhsin kızgın bir şekilde yürüdü çıkış kapısına doğru. Bir yandan da bağırıyordu: - Mahsus yapıyor, sadece benim huzurumu bozmak için. İlgi çekmek için. Genç adamın hastahaneden çıkmasıyla doktor Serdar bey hızla mehpare hanımın yattığı odaya döndü. Yaşlı kadın kıpırdamadan oturuyordu yatağının içinde. Sadece yanaklarında gözlerinden süzülen yaşların ıslak izleri vardı.  İki aydır her gün hastahaneye gidip geliyordu Talat bey. En ufak bir iyileşme belirtisi yoktu yaşlı kadında. Bu arada Tahsin’in mahkemesi görülmüş, genç adam beş yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Onun ihtiyaçları bitmiyordu bir türlü. Servet beyin gayretleriyle hastahaneye sevk edilmiş, ama uyuşturucu alışkanlığından kurtulamamıştı bir türlü. Durmadan haber gönderip para istiyor, hırçın tavırlar sergiliyordu. Talat bey oğlunu her ziyarete gittiğinde onun asabi tavırlarına maruz kalıyor, sürekli azar işitiyor ve horlanıyordu. Yaşlı adam bütün bu davranışları oğlunun içinde bulunduğu olumsuz ve ümitsiz şartlara bağlıyor, elinden geldiğince onu rahatlatmaya, destek olmaya çalışıyordu. Muhsin ise hiç aramamıştı babasını. Hastahanede geçen olayı yaşlı adam doktordan öğrenmişti. Bu olay Mehpare hanımda çok ters tepkiler oluşturmuş, yaşlı kadın daha da kötüleşmişti. Bu yüzden ona mümkün olduğunca huzurlu, sevecen bir tavırla yaklaşmak gerekiyordu. Her gün öğlen çıkıyordu evden Talat bey. Hastahaneye gidiyor, akşam saatlerine kadar karısının yanında kalıyordu. Onu bahçeye çıkartıyordu tekerlekli sandalyede. Ona gazete okuyor, geçmiş, güzel günlerden bahsediyordu. Hep aydınlık şeyler anlatmaya çalışıyordu. Doktor Serdar bey öyle tembih etmişti. Bütün anlatılanları tepkisizce dinliyordu Mehpare hanım. Hiç kıpırdamadan öylece oturuyordu kocasının yanında. Akşam gitme vakti gelince Talat bey karısını odasına çıkartıyor, yatağına geçmesine yardım edip alnından öpüyor ve ayrılıyordu. Tıpkı vazifeye gider gibi her gün aynen tekrarlanıyordu bu işler. Arada bir Handan ve Servet bey uğruyorlardı yaşlı adamın evine. Oturup gönlünü alıyorlar, onun haline duydukları üzüntüyü, acıma hissini belli etmemeye gayret ederek, havadan, sudan muhabbetler ederek, onu içinde bulunduğu üzüntülü, dertli ortamdan koparıp almaya çalışıyorlardı. İyice çökmüştü Talat bey. Geceleri çok zor uyuyor, yaşadığı olayların etkisiyle bir türlü denge kuramıyordu. Maddi açıdan büyük sıkıntı çekmekteydi. Tahsin’e yetiştiremiyordu hiçbir şeyi. Emekli maaşından Muhsin evlenmeden önce aldığı kredi borcu kesilince hiçbir şey kalmıyordu doğru dürüst. Muhsin biraz para göndermişti o konuşmalarından sonra ama hemen bitmişti gelen para da. O sabah biraz peynir ve bir domatesten oluşan kahvaltısını ederken kapı vuruldu hızlı hızlı. Heyecanlandı yaşlı adam. Bu saatte kimse gelmezdi evine. Tahsin geldi bir anda aklına. Oğluna cezaevinde kötü bir şey olmasından korktu. Çabucak gidip açtı kapıyı. Tanımadığı bir adam vardı karşısında. - Buyurun beyefendi, kimi aradınız? - Sen bu evde mi oturuyorsun? Şaşırdı yaşlı adam. Kekeledi: - E... evet. Burada oturuyorum. Adam kalın bıyıklı, oldukça toplu, siyah saçlı kırk beş, elli yaşlarındaydı. Başını uzatıp evin içine doğru baktı: - Bak bey amca. Ben bu evin sahibiyim... Tam iki aydır kira alamıyorum, bankaya yatıyordu kira parası. İki aydır zırnık yok! Talat bey hayretle baktı adama. Omuzlarını kaldırdı: - Evladım ben bilmiyorum. Bu evin kirasını oğlum ödüyor. Onun herhalde bir dalgınlığına gelmiştir. Merak etme, yatırırlar. Adam dik dik baktı Talat beye: - Onu bunu bilmem bey amca. Bu iş iki güne kadar hallolmazsa kapının önüne koyarım. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT