BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıskanç

Kıskanç

Üç kabadayı, Rasim’in ofisinden ayrılırken başları öne eğik, sudan çıkmış balık gibiydiler. Hiçbirinin ağzını bıçak açmıyordu. Kapıdan dışarı çıktıklarında, herbiri başka yöne kayboldu. İstanbul’da kaç istikamette böyle kaç kişi rastgele kaldırım arşınlamaktaydı...



Arzu, Sedef’e tembihini yapmış, başının çaresine bakması gerektiğini söylemiş, hatta bu adamların kendisine bile zarar verebileceği ihtimalinden söz ettikten sonra bürodan ayrılmıştı. Sedef kendinden çok, koruyamadığı emanete kahroluyordu. Şimdi içinde ne olduğunu kendinin bile bilmediği bu emanet, o üç adamın elindeydi. Kimdi bu adamlar, meçhul emaneti nereye götürebilirlerdi? Hiçbir şey bilmiyordu. Bir müddet çaresizliğine ağladı. Tek başına neye karar vereceğini bilmiyordu. Arzu’nun dediği gibi gitse miydi? Kalırsa gerçekten kendine birileri zarar verir miydi? Giderse Kemal bey hasbel kader geri dönüp de bu perişan hali görürse kendisine ne yüzle bakardı? Saate baktı, bir hayli geçmişti vakit. Gözyaşlarını sile sile ortalığı temizledi, sildi süpürdü. Çantasını alarak oradan ayrıldı.  Rasim bey, kendisine uzatılan evrakı şöyle inceledi göz ucuyla. Bir taraftan da soruyordu adamlarına: -Eee ne olmuş yani? -Yani efendim, Kemal bey bir çekirdek kabuğu gibi açıkta kalmış oluyor. Bundan sonra öldürsek de ondan bir lira kopartmamız mümkün değil. -Öyle mi yazıyor? -Evet. Adam herşeyini hanımının üzerine yatırmış. -Yani? -Yani bundan sonra eğer müsaadeniz olursa, kadının peşine düşeceğiz. -Konuşma be, asma kabağı! Nerde gördün Rasim’in kadınlara güç kullandığını? Beceriksiz adamlar. Siz bana Kemal beyi bu evraklar hazırlanmadan önce bulacaktınız? -Ama efendim? Rasim zile bastı. Özel korumasını çağırdı. Talimatını verdi: -Bu sığırcık yavrusunu ve yanındaki çömezlerini ödüllendir. Kemal olayına da son verin. Kuş kafesten uçmuştur. Tamamdır. -Başüstüne efendim. Çete başı sonunun geldiğini anlamıştı. Ama cezası ne olacaktı onu bilmiyordu. Dışarı çıktıklarında özel koruma, kapıda bekleyen diğer iki kişiyi de çağırdı. Üç kişiye, üzerlerinde bulunan makineleri teslim etmelerini söyledi. Ardından sertçe kararı bildirdi: -Kovuldunuz! Bir daha üçünüz dahi bir araya gelmeyeceksiniz. Bir araya gelmeniz cezanızı affedilmez kılacaktır. Kanunlarımızı iyi biliyorsunuz. -Biliyoruz abi. -Şimdi toz olacaksınız!.. Üç kabadayı, Rasim’in ofisinden ayrılırken başları öne eğik, sudan çıkmış balık gibiydiler. Hiçbirinin ağzını bıçak açmıyordu. Kapıdan dışarı çıktıklarında, herbiri başka yöne kayboldu. İstanbul’da kaç istikamette böyle kaç kişi rastgele kaldırım arşınlamaktaydı. Şimdilik bu aylak takımına üç kişi daha eklenmişti. Yalnız çetebaşı denilen adam bir ara kendi kendine mırıldandı “Sahi ya!” dedi. “Acaba tek başıma başarabilir miyim?” Sonra kendi sorusuna kendisi cevap verdi: -Kemal’in soyadını biliyorum. Karısının adı da Berrin’di. Karıyı buldum mu tamam be. Rasim karıya el kaldırmaz ama, ben Rasim miyim?  Avukat Murat, o sabah kahvaltı sonrasında hanımını ve biricik kızı Emel’i öpmüş, çantasını alıp kapıya yönelmişti. Ayşe eşinden ricada bulundu: -Bizi hiç gezmeye çıkartmayacak mısın Murat? -Biliyorsun Ayşe, çok yoğunum gerçekten. Ama söz bu hafta sonu biraz rahatlarsam sizi alıp şöyle bir Boğaz gezisine çıkartırım. Şimdilik Allahaısmarladık: -Güle güle... Büroda ise Haluk bey bütün yazılımları tamamlamıştı. “Gerisi artık genç avukata kaldı” dedi. Yaklaşık bir saat sonra da Murat büroya gelmişti. > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT