BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Arefe düşünceleri

Arefe düşünceleri

Kurban bayramı, bazıları için bir ibadet, bir vecd. Bazılarına tatil fırsatı. Marjinal bir kesim içinse kan. Onlar, günler öncesinden başlayarak milletin dini duygularını tahribe yönelik bozguncu neşriyat yaptılar. Her bayram öncesinde bunu tekrarlarlar. Mü’minlerin gözünün içine baka baka hakaretler yağdırmaktalar. Milletin değerlerinden kopuklar.



Kurban bayramı, bazıları için bir ibadet, bir vecd. Bazılarına tatil fırsatı. Marjinal bir kesim içinse kan. Onlar, günler öncesinden başlayarak milletin dini duygularını tahribe yönelik bozguncu neşriyat yaptılar. Her bayram öncesinde bunu tekrarlarlar. Mü’minlerin gözünün içine baka baka hakaretler yağdırmaktalar. Milletin değerlerinden kopuklar. Müşterek taraf yalnızca aynı toprakları paylaşmak. Evet, hatta vatan bile böyleleri için eh işte bir toprak parçasından ibaret. Bunlar ideolojik saplantısı olan kişiler. Esasında hasta tipler. Diğerleri; yani bayramı yalnızca tatil vesilesi sayanlarsa gamsızlar veya sorumsuzlar. Elbette bayram aynı zamanda tatil zamanıdır ama bir kamp hayatı değildir. Beş yıldızlı otellerde kumar sefaheti için varolmamıştır. Bunlar daha ziyade paralı kesim. Diğer taraftan... Alttan alta korkunç bir Hıristiyanlaştırma faaliyeti sürüyor. Propaganda, gazete ilanlarına kadar yayıldı. Bunun nelere yol açacağı görülmeli. O, görülmezken İslamın inanç ve amel manzumesi hakkında yıkıcı çalışmalar yapılmakta. Taktik belli. Önce soğutma. Sonra cahil bırakma, tahribat, yok etme ve yerine yenisini ikame. Plan aynen budur. Bu sinsi planda küçümsenemez mesafeler de alınmıştır. Hırıstiyanlık bir semavi din. Tarihen sabit. Ancak, İslamiyetin yerini almasına da izin verilemez. Bütün bunların temelinde batılılaşmayı da çağdaşlaşmayı da Avrupalılaşmayı da yanlış anlama, anlatma ve uygulama yatmakta. İnsanın mânevi tarafının olmaması mümkün değil. Mümin, Hakka iman ederken, münkir batıla inanır. İnsan, inanmak zorunda. Bu noktadan bakınca münkir acınacak insandır. Zaten mü’min kızamaz. merhamet eder, acır ve çare olur. Resulullah efendimiz, aleyhisselam, alemlere rahmet olduğuna göre onun ümmetinin de marjinale de, dejenere tipe de merhametle yaklaşması gerekir. O, inkâr ederek mahrum kalmıştır. Mahrum olanın neyine kızılacak. Allah’a iman eden tertemiz Müslüman da öyle yapıyor. Onların, diğerlerinin dedikleriyle, tartıştıklarıyla alakası yok. Sadece marjinal tipler veya köksüzlerle değil, din uleması kılığındaki din yıkıcısı nasipsizlerle de meşgul olmuyor. Ana nehir yatağında gürül gürül akmakta. Bu nehir 15 asırdır akıp gelmekte. Kıyamete kadar da öylece sürüp gidecek. İyiler iyilikleriyle, kötüler, kötülükleriyle kalacaklar. Yarın bayram. Bir kulübeciği olan fakir Müslüman, villadaki bir inkârcıdan daha mesut. Hayır, daha değil, mukayese edilemeyecek kadar bahtiyar. Bir telefonla olsun herhangi bir dost veya akrabasını tebrik edememek, bayram zamanlarında kendini bir kovuğa saklamış sürüngenler gibi yapayalnız bırakmak, içinde bulunduğu büyük aileyle inanç, heyecan ve imânı paylaşamamak ne nasipsizliktir. İyi ki bayramlar var. Stresten kurtulma, günahlardan arınma, kendini aşma günleri. Hayır ve güzellik vakitleri. Kalbleri kazanma zamanları. Bu lezzeti herkes anlayamaz.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT