BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıskanc

Kıskanc

Ne için gidecekti iş yerlerine? Hangi şirketinin hangi işini görüşmek için? İflas ettiğini mi söyleyecekti yoksa? Ya da bütün mal varlığını eşinin üzerine devredip iyot gibi açıkta kalmış biri olduğunu mu anlatacaktı? Peşindeki mafyadan mı söz edecekti yoksa? Hangisini?



Apartmanlar üstüne üstüne geliyordu!.. Haluk amca, Berrin hanımın davasıyla ilgili yazılımları Murat’a teslim ettikten sonra, gazeteye göz atmaya başladı. Üçüncü sayfayı okurken bir tuhaf oldu Haluk bey. “Kıskançlık cinayeti” başlıklı bir haber vardı. Yayınlanan fotoğrafların iki tanesini tanıyor gibiydi. “Bunlar o çocuklar değil mi?” dedi kendi kendine. Ardından Murat’a döndü: -Yahu Murat baksana. Bunlar o iki çocuk değil mi? Murat “Ne var?” dercesine gazeteye baktı. Gözbebekleri büyüdü. Şöyle bir sendeledi. “Aman Allahım!” dedi. “Bunlar Orhan ile Menekşe?!.” Sonra çabuk çabuk haberi okumaya başladı: “Eşinin kendini aldattığından şüphelenen baba, hanımı A.S.’yi beş yerinden bıçaklayarak öldürdü.” “Ben sebep oldum bütün bunlara” demeye başladı Murat. “Eğer o gün oraya gitmemiş olsaydım, adam beni görmeyecek ve bu cinayeti işlemeyecekti.” Öyle ki eli ayağı tir tir titremeye başlamıştı genç avukatın. Haluk amca, yine tecrübesini konuşturacaktı. Önce Murat’ı bir koltuğa oturttu. Ardından sertçe ikazda bulundu: -Ne alakası var? O adam senin oraya geleceğini bildiği için mi orada bekliyordu. Adamın kendisi manyak. Bir kere karısından şüphelenmeye başlamış. Onu kafasına koymuş. Bu, sen olmasan bir başkası olacaktı. Eve sütçü bile girse, şüphelenecekti. Bunlar kafayı yemiş insanlar evladım. Sakın kendini suçlama. -Ama Haluk amca? -Aması maması yok. Bir kere bu olayla senin uzaktan yakından bir ilgin yok. Biz sadece tanıdığımız iki çocuktan dolayı bu olaya daha fazla üzülmüş durumdayız. Bir süre sonra olayın şokunu atlattı Murat. Bu arada Haluk amca da gazetedeki haberin yorumunu okuyordu. “Vay be” dedi mırıldanarak. “Yine klasik bir kıskançlık hikayesi... Adam eve her akşam zil zurna sarhoş geliyor. Kendisi hanımıyla hiç ilgilenmiyor. Üstüne üstlük bu ilgisizliği sebebiyle hanımının kendini unutup kendinden başkasına meyil vereceği vehmine kapılıyor!.. Sonra bu vehim onda saplantı halini alıyor. Büyük bir şüphe peydahlanıyor alkol dolaşan damarlarında. İlgisizliği sebebiyle perişan olan karısını önce evden kovuyor. Ardından da sanki azılı düşmanını takip eder gibi uzaktan evini gözetliyor. En ufak bir şüpheli durumda ise erkeklik sandığı iğrenç saldırısını gerçekleştirip, mağdur ettiği, hayatını zindan ettiği, gençliğini geleceğini kararttığı biricik hanımına son darbeyi indiriyor. Yazıklar olsun. Kadın bu alçak dünyadan çekip kurtuldu. Bir pisliğin ömür boyu kahrını çekmektense ölüp kurtuldu. Ya çocuklar? O masum yavruların ne günahı var be? Allahtan korkmaz mı insan?” Gazeteyi katlayıp fırlatırcasına bir kenara bıraktı. Bir süre odada sessizlik oldu. Sonra baktı ki Murat çok etkilenmiş, konuyu değiştirmek istedi Haluk amca: -Neyse evlat, bu tür vakalar ne ilktir ne de son olacaktır. Ömrümüz böylesi saçmalıkları yazmakla geçti mahkeme zabıtlarına. “Pişmanım” sözünü söyleyen nice geri zekalıların gözyaşlarını izledik film gibi. Ama hayat bu devam ediyor. Biz işimize bakalım.  Kemal bey, cep telefonunu usulca kapatıp cebine koydu. “Demek Sedef de gitmiş” dedi. Şu İstanbul ilk defa kendini sıkıyordu. Koca koca apartmanlar ilk defa üstüne üstüne geliyordu. Araba klaksonları sanki onun için çalıyordu. Şimdi ne yapacaktı? Binlece tanıdığı vardı aslında şu koca şehirde. En lüks otellere gitse kapıda karşılanırdı? Hangi iş yerine gitse, başköşeye buyur edilirdi? Peki ya sonrası? Ne için gidecekti iş yerlerine? Hangi şirketinin hangi işini görüşmek için? İflas ettiğini mi söyleyecekti yoksa? Ya da bütün mal varlığını eşinin üzerine devredip iyot gibi açıkta kalmış biri olduğunu mu anlatacaktı? Peşindeki mafyadan mı söz edecekti yoksa? Hangisini? Otelde beş parasız kaldığını söylediğinde acaba yine aynı muameleyi görebilecek miydi? Her seferinde bahşiş olarak bıraktığı paralar, şu köprü altında naylonlar üzerinde iş yapmaya çalışan satıcıların belki günlük kazancı kadardı. “O Kemal ayakta karşılanır, bu Kemal değil” dedi. O sırada yanına yaklaşan genç bir kızı farketti. Kırmızı önlüklü kız, kendine geliyordu. Evet evet, kendine yaklaşmıştı işte... > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT