BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıskanc

Kıskanc

Kemal bey, o kadar sıkılmıştı ki, birden ter yürüdü alnına. Gitse bir türlüydü, gitmese bir türlü. “Allahım sen bana sabır ver” dedi içinden. Cebinde beş kuruş parası yoktu. Hoş önemli olmayabilirdi. Çünkü çağıran kimse öderdi hesabı. Ama çağıran kimdi?!.



Cebinde hiç parası yoktu Genç kız görünüşüne göre civardaki lokantalardan birinin komisi olsa gerekti. Fakat buna rağmen oldukça düzgün konuşuyordu. Ayrıca oldukça bakımlıydı. Kemal beye elini uzattı: -İyi günler beyefendi. Kemal bey, üzüntülerini bir kenara bırakmak zorunda kalarak cevapladı genç kızı: -İyi günler. -Ben karşı lokantadan geliyorum. -Evet? -İçerideki bir beyefendi, sizi görmüş. Masasına davet ediyor. Bir tuhaf oldu Kemal bey. Şaşırdı. Etrafına bakındı. Tekrar döndü kıza: -Ben, yani beni mi? -Evet beyefendi? Sizin isminiz ne? -Şey, benim adım Kemal ama? -Tamam bize de Kemal bey diye söyledi. Aynen sizi tarif etti. Kemal bey, o kadar sıkılmıştı ki, birden ter yürüdü alnına. Gitse bir türlüydü, gitmese bir türlü. “Allahım sen bana sabır ver” dedi içinden. Cebinde beş kuruş parası yoktu. Hoş önemli olmayabilirdi. Çünkü çağıran kimse öderdi hesabı. Ama çağıran kimdi? Kimbilir hangi tanıdığıydı? Burada ne aradığını sorarsa ne cevap verecekti? Böylesi cevapsız sorular beyninde tur atarken, bir yandan da genç kızın refakatinde lokantadan içeri girdiler. Kemal bey, artık kendi iradesinden çıkmış, genç kızın uydusu olmuştu. Lokantadakiler de hiç izzet ve ikramda kusur etmeyecek şekilde karşıladılar. Kemal bey çevreye, oturan kimseleri tanımak için masalara kaçamak bakışlar fırlatıyordu. Genç kız, cam kenarında ortada bir yerde, kimsenin oturmadığı ama yemeklerle donatılmış masanın başına geldi. Önce bir şaşkınlık yaşar gibi oldu. Hemen yanındaki garson olağan bir şekilde ikazda bulundu: -Siz beyefendiyi alın masaya. Arkadaşı lavaboya kadar gittiler, gelirler. Kız da aynısını tekrar etti: -Arkadaşınız hemen gelecekmiş efendim, siz buyurun. Kemal bey, şaşkındı. Karnı da çok acıkmıştı gerçi. Gayet de mükemmel bir ziyafet sofrasıydı masada bulunan. Ama o, yemekten öte, yaşadığı karmaşıklık içinde nasıl davranacağının hesabını yapıyordu. Haliyle masaya oturdu. Kendisine sunulan yemeklerden yemeye başladı. Bir taraftan da lavaboya gitmiş de gelecek olan meçhul arkadaşını merak ediyordu. Lokantada bıçak çatal sesinden başka hiçbir ses duyulmuyordu. Kemal bey, neredeyse yemeği yarıya getirmişti. Zaten nutku tutulmuş olan bir insan da ancak bu kadar yiyebilirdi. Ne vakit ki eli, yemeye gidip gelmede yavaşlamaya bayladı, o zaman lavabo tarafından bir beyefendi çıktı. Kemal bey gözlerini ona çevirdi. Hiç tanımadığı biriydi. Kimbilir bu belki başka bir insandı. Kendi arkadaşı henüz içeride olmalıydı. Hoş gelecek olanın da kim olduğunu bilmiyordu ya... Ama enteresan bir şey oldu. O adam kendi masasına geliyordu. Hatta gelmişti işte. Sandalyeyi çekip masaya bile oturmuştu. Otururken de önce Kemal beye bakmış, iyi günler gibisinden başını eğmiş, ama hiç de samimi bir tavır takınmamıştı. Kemal bey, bir tuhaflaştı. Başını geriye çevirip garson kızı aradı. Ama kız ortalarda gözükmüyordu. “Hay Allah” dedi içinden. Adama birşey söylemeye kalksa, tanımıyordu ki... Demese, adamın masasındaydı ve yemek yiyordu. Gerçi adamın yemekleri de önceden yarı olmuştu ama o adamdan kendisine neydi? Kemal bey, neyin ne olduğunu anlamaya çalışırken lavabodan gelip masaya oturan adam birkaç lokma daha atıştırdıktan sonra garsoniye bölümüne seslendi: -Hesap lütfen! Gele gele bir başka garson geldi. Gayet kibar bir lisanla masaya tabak üzerinde yazılı hesabı çıkarttı. -Buyurun efendim. Adam hesabı görünce çıldırmış gibi oldu. “Bu ne böyle beyefendi?” dedi. “Siz kaç kişilik yemek parası alıyorsunuz? > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 110248
    % 0.84
  • 3.8277
    % -0.93
  • 4.5278
    % -0.49
  • 5.1355
    % -0.16
  • 155.463
    % -0.28
 
 
 
 
 
KAPAT