BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kurban eti diğerlerine benzemez

Kurban eti diğerlerine benzemez

Üçüncü sınıftayım... O sene çok borca girmiş, bir apartman dairesi almış ve apar topar taşınmışız. Bina ve mahalle komşularıyla henüz tanışıp kaynaşmamış olduğumuzdan, kimseler bizim biz de bilmiyoruz kimin kim olduğunu...



Üçüncü sınıftayım... O sene çok borca girmiş, bir apartman dairesi almış ve apar topar taşınmışız. Bina ve mahalle komşularıyla henüz tanışıp kaynaşmamış olduğumuzdan, kimseler bizim biz de bilmiyoruz kimin kim olduğunu... ..... Hemen ardından kurban bayramı geliyor, ama annem için için ağlamakta... “Kurban etinin bir başka koktuğunu” o zaman duyuyorum... Annem sessiz sessiz ağlamakta; çünkü ilk defa kurban kesemiyoruz... § Bekliyoruz... Bekliyor annem de, ama kim getirecek; yabancıyız buralarda!.. Kapının sesinde kulağı; ama her defasında bütün zilleri çalan, el öpmeye gelen çocuklar!.. Annem gene ağlamakta; Acaba gidip birinden “azıcık” istesek olur mu?.. ..... Babam beni kasaba gönderecek ama annem itirazda; “Kurban eti bir başka kokuyor, diğer etler kurban etine benzemiyor!..” § İkinci günün akşamı veya üçüncü günün öğleden evveli, henüz yabancısı olduğumuz mahalledeki evimizin zili çalıyor... Eski sokaktan (Uşak’lı#dılar) komşumuz Halime hanımın kızı Füsun ve kardeşi İbrahim geliyor, el öpüp bayramlaştıktan sonra, küçücük bir paket bırakıp gidiyorlar; Anem yine ağlamaya başlıyor... ..... Ümitlerinin tükendiği bir zamana denk gelmiş olmalı... Beklemekten vazgeçtiği bir an olmalı... Ağlıyor, ve diyor ki; “Kurban eti diğer etlere benzemez... Göreceksiniz!..” § Burnunun “direkleri” sızlamaktan vazgeçiyor artık annemin... Çarçabuk doğruyor o eti; gözlerinde titreyen yaşlarla... Sonra bir tencerenin içinde çevirmeye başlıyor... Ardından bütün evi mis gibi bir koku doldurmaya başlıyor; kurban etinin kavrulma kokusu... “Kurban etinin kokusu, diğer etlerin kokusuna benzemez”, diyor annem... § Şimdi düşünüyorum da, eğer o komşumuz o gün o eti göndermemiş olsaydı, annem o bayram bitmeden sanırım hastalanırdı... Ve sanırım bu bayram da, aynen, benim o bayram günü ağlayıp duran annem gibi ağlaşan anneler vardır... ..... Şimdi düşünüyorum da; Füsun ve İbrahim’in anneleri (bir de taşındığımız ilk akşam, yemek hazırlayıp bize göndermiş olan) Uşak’lı Halime hanım teyzeyi, rahmetli annem, “o günkü sevinciyle” bekliyordur inşallah bizim bilmediğimiz iyi yerlerde... ..... Ve biliyorum artık o günden sonra; Kurban eti başka etlere benzemiyor... Başka etler kurban eti gibi kokmuyor...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT