BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eko life

Eko life

Bayram öncesi stres atmak için geçen hafta 4 günlüğüne Balıkesir’in bir tabiat harikası olan Edremit ilçesindeydik ailece... Daha önce fotoğraflardan ve televizyon görüntülerinden bildiğim Edremit’i yakından görünce daha da beğendim.



Tabiat harikası Edremit Bayram öncesi stres atmak için geçen hafta 4 günlüğüne Balıkesir’in bir tabiat harikası olan Edremit ilçesindeydik ailece... Daha önce fotoğraflardan ve televizyon görüntülerinden bildiğim Edremit’i yakından görünce daha da beğendim. Bir turizm beldesi olarak hafızamda yer alan Edremit’in bu şeklin çok ötesine geçtiğini gördüm. Türkiye’nin birçok turizm beldesini gezdim, çoğunun da turizm ünvanının arkasına sığınıp yan gelip yattığına şahit oldum ama Edremit bu kabuğu yırtmış. Sadece turizm yaftası ile kalmayan ilçe, buna modern şehircilik anlayışını da eklemiş. Oksijen kalitesi bakımından dünyanın üçüncü bölgesi ilan edilen, yeşilin her tonunu gözlerinizin önüne seren Edremit ilçesinde, bir jeotermal devrimine şahit oldum. Edremit Belediye Başkanlığı, kısa süre önce bölgede açılan iki kuyudan çıkarılan sıcak suyun aynı zamanda cilt hastalıklarına, romatizmaya, ameliyat sonrası iyileştirmelere ve sindirim bozukluklarına da iyi geldiğini tespit etmiş. İşte bu andan itibaren Belediye Başkanı Av. Tuncay Kılıç, düğmeye basmış. İlçedeki Entur Kaplıcaları ve Adramis Otel, bu termal su ile sağlık turizmine hizmet veriyor. Başkan Kılıç, bununla da kalmamış, geçen yılın sonlarında Japon, Fransız, Alman, Amerikan, İngiliz ve İzlandalı 14 bilim adamını ilçeye davet ederek, jeotermal projesini incelemelerini sağlamış. Yabancı bilim adamları Edremit’e ve son derece sağlıklı buldukları jeotermale hayran olmuşlar ve kendilerini “Edremit’in dünyadaki fahri elçileri” ilan etmişler. Hatta, “Bütün Edremit’i bu su ile ısıtabilirsiniz” diyerek Başkan Kılıç’tan bu yönde bir çalışma yapılması dileğinde bulunmuşlar. Hemen çalışmalara başlayan Başkan, bu yılın sonunda bütün Edremit’in jeotermal su ile ısıtılacağını söylüyor. Başkan Tuncay Kılıç’ın bir diğer büyük projesini daha öğrendik. Bu yıl sonundan itibaren Edremit bir “orkide şehrine” dönüştürülecek. Kurulacak dev seralarda, sıcak ortamı seven orkideler, jeotermal su ile yetiştirilecek ve dünyaya ihraç edilecek. Bunun çalışmaları için de düğmeye basılmış. Bütün bu gördüklerimizden sonra bir turizm ilçesi olan, bir zeytin ve zeytinyağı ilçesi olan Edremit’in çok ciddi anlamda kabuğunu yırttığını görmek beni sevindirdi. Aracı kurumlarla zeytin ve zeytinyağı ihracatı gerçekleştiren Edremit, sadece Akçay beldesinin güzelliği ile değil bütün yönleriyle bir turizm başkenti olmaya doğru adım adım ilerliyor. Edremit’in kabuğunu yırtmasını sağlayan Belediye Başkanı Av. Tuncay Kılıç’ı tebrik ediyoruz. Aynası iştir kişinin... Edremit’te gördüğümüz güzelliklerden sonra Belediye Başkanı Av. Tuncay Kılıç’ı tebrik etmek istedik. Ancak bulunduğumuz süre içerisinde ilçede olmadığını, bir iş için Ankara’ya gittiğini öğrendik. Biz de, “Aynası iştir kişinin” diyerek Edremit’in insanlarına sorduk Başkan Tuncay Kılıç’ı... MHP’den olmasına rağmen partizanlık yapmadığını, belediye kadrosu içerisinde her partiden çalışanların işe alındığını söylediler. İlçe halkının “çat kapı” Başkan Kılıç’ı makamında ziyaret edebildiklerini, hatta “Şu faturayı nereye ödeyeceğim?” gibi isteklerle bile bizzat kendisinin uğraştığını belirttiler. Belediyenin bir kuruş borcu olmadığını, belediye ile çalışan bütün sendikaların Başkan Kılıç’a minnettar kaldıklarını, paralarını zamanında aldıklarını öğrendik. İlçedeki tüm sivil toplum örgütlerinin bir araya gelerek Başkan Kılıç’a, “Artık bu kadar Başkanlık yeter, seni Meclis’te görmek, sadece Edremit’e değil bütün Balıkesir’e hizmet etmeni istiyoruz” diyerek milletvekili yapmak için ısrar ettiklerini dinledik. Doğrusunu isterseniz, birçok yer gezdik ama bölge insanının tümü tarafından övülen bir Belediye Başkanı’na ilk kez Edremit’te rastladık. Dileğimiz, Tuncay Kılıç gibi belediye başkanlarının sayısının daha da artması... Bakan Vural’a “sahtecilik” davası Köşemizi takip eden okurlarımız hatırlayacaktır, daha önce PTT eski Genel Müdürü Dursun Dağaşan’ın maruz kaldığı haksızlıklara değinmiştik. Devletin “kara deliklerinden” biri olan PTT’yi daha görevinin ilk yılında kâra geçirdiğini ve birçok ilklere imza atmasını sağlayarak örnek bir kuruluş haline getirdiğini yazmıştık. Dursun Dağaşan’ın tüm bu başarılı çalışmalarının ardından “Sen misin PTT’yi kurtaran!” denilerek görevinden alındığını içimiz burkularak belirtmiştik. Şimdi öğrendik ki, Dağaşan’ın görevden alınma olayında ilginç gelişmeler yaşanıyor. Ulaştırma Bakanlığı, Dağaşan’ın görevden alınması için çok sayıda müfettiş görevlendirerek, şu iddiaları soruşturmuş: “Dağaşan, İstanbul’da PTT ile ilgili bir vakıf kurmuştur. PTT’ye ait antika eşyaları evinde kullanmıştır. 4 trilyon liralık sahte pul bastırmış ve bu pulları imha etmek yerine piyasaya sürmüştür. Bir diğer olay ise PTT Yönetim Kurulu üyelerini izinli göstererek gerçeğe aykırı belge düzenlemiştir.” Müfettişler Bakanlığın bu iddialarını araştırdı ve sonuçta Dağaşan’ın bu suçlamalarla ilgili bir ilgisinin olmadığı ortaya konuldu. Bu aklamanın ardından Dursun Dağaşan için bir aklama da Danıştay’tan geldi. Danıştay 2. Mahkemesi, Dağaşan için öne sürülen “usulsüz yollarla bir anonim şirketi kurma” suçlamasını kaldırdı. İşte bu gelişmelerden sonra PTT eski Genel Müdürü Dursun Dağaşan, Ulaştırma Bakanı Oktay Vural başta olmak üzere, kendisi ile ilgili olarak soruşturma dosyası düzenleyen müfettişler hakkında 30 milyar liralık tazminat davası açtı. Dağaşan ayrıca, Cumhuriyet Başsavcılığı’na “Evrakta sahtecilik” ve Suç tasnii” iddialarıyla Ulaştırma Bakanı Vural ve görevlendirilen müfettişler hakkında bir de suç duyurusunda bulundu. Sonucunu çok merak ettiğim tazminat davası 28 Mart’ta Ankara Asli Hukuk Mahkemesi’nde görülmeye başlanacak. Bakalım şimdi de kimi kurtaracaklar? Bankacılık sektörüne aktarılan 5 milyar dolarla hangi bankaların ve banka patronlarının kurtarılacağı, sorusu halen askıda duruyor. Hangi bankaların kurtarılacağı piyasada çok iyi biliniyor ama ekonomi yönetimi bu konudaki suskunluğunu ısrarla sürdürüyor. Şimdi de, yeni bir Çek Kanunu hazırlanıyor. Amaç, karşılıksız çek yüzünden haklarında dava açılan, mahkum olan iş sahiplerini “rahatlatmak”... 2000 yılında 262 bin kişinin mahkum olmasına yol açan, geçen yıl ise yine 260 binden fazla kişinin “karşılıksız çek kesmekten” mahkemelik olduğu Çek Kanunu’nun değişmesi için ekonomi yönetimi tasarı çalışmalarına başlamış. Söz konusu tasarının kanunlaşması halinde, karşılıksız çek kesen ve sayısı 300 bine doğru giden işyeri sahipleri 1 ilâ 5 yıl arasında değişen hapis cezasından kurtulacaklar. Yeni Çek Kanunu’nda neler olacak? İşte bazı başlıklar: - Çek karşılıksız çıkarsa, banka, çek defteri sahibine 10 işgünü içinde mektup yazacak ve kendisine ait bütün çek defterlerinin iadesini isteyecek. - Karşılıksız çek kesen, banka tarafından yapılan ihtara rağmen çek karnesini iade etmezse hapis değil para cezasına çarptırılacak. - Çekin karşılığının bulunmaması halinde verilecek olan para cezası 50 milyar lirayı geçemeyecek. Bunun yanı sıra ekonomi yönetimi bir de “Nereden Buldun Kanunu” için çalışma yapıyormuş. Hatırladığımız kadarıyla 1998 yılında karar alınan ancak uygulaması 2003 yılının başına ertelenen Nereden Buldun Kanunu’nun tekrar ertelenmesi gündeme gelmiş. Büyük işadamlarının özellikle bu konuda ekonomi yönetimine “baskı”ya varan çağrılarda bulunduğunu öğrendik. İnanılmaz bir servet edin, hesabını vermeye gelince yan çiz... Nasıl olsa hapis cezası da yok, karşılığının olmadığını bildiğin halde çekleri peş peşe kes... Oh ne alâ memleket!..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT