BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hanımlara müjde

Hanımlara müjde

“Nature” adlı tıp dergisinde bir süre önce yer alan habere göre; günde bir soğan yemek, kadınlarda kemik erimesini önlüyor.



“Nature” adlı tıp dergisinde bir süre önce yer alan habere göre; günde bir soğan yemek, kadınlarda kemik erimesini önlüyor. Yemeklerin ve salataların vazgeçilmez çeşnisi olan soğanın aynı zamanda harika bir şifa bitkisi olduğunu hepimiz biliyoruz. Ancak “Nature” isimli dergide yer alan haber, özellikle menopoz dönemini yaşayan hanımlar için tam bir “müjde” niteliği taşıyor. Bu güzel haberin başlığı şu: “Günde bir soğan yemek, kadınlarda kemik erimesini önlüyor.” İsviçre’nin Bern Üniversitesi’nde fareler üzerinde yapılan deneylerde, hergün düzenli olarak kurutulmuş soğan yedirilen farelerde kemik erimesinin yüzde 20 oranında azaldığı görüldü. Bu oranın, kemik erimesi görülen kadınlarda kullanılan “Calcitonin” adlı ilacın etkisinden çok daha yüksek olduğu belirtildi. Bu arada kemik erimesi kadınlarda menopoz döneminden sonra başladığı dikkate alınarak, deneylerin, yumurtalıkları çıkartılmlış fareler üzerinde yapıldığı kaydedildi. Araştırmayı yürüten Dr. Roman Mühlbauer, menopoz dönemlerinde kadınların normal gıda rejimlerine paralel olarak sebzeye önem vermelerinin yararlı olacağını ifade etti. Zor dönemi kolay atlatmak için... Menopoz, hanımların hayatındaki en zor dönemlerin başında gelir. Bu hal, bazı hanımlar için bir “kâbus” gibidir. “Âdet kesimi” veya “Yaş dönemi” diye de bilinen menopoz; kadınlarda 45-50 yaşları arasında başlayan; çeşitli organik ve psikolojik belirtiler gösteren bir dönemdir. Bu yaşlarda; aybaşı kanamaları tedricen azalmaya başlar. Önce, birkaç ayda bir kere adet görmeye başlayan kadın, bir süre sonra tamamen kesilir ve çocuk yapma kabiliyeti kaybolur. Ancak cinsi arzûları kesilmez. Bu dönemde; yorgunluk, baş dönmesi, çarpıntı, hazımsızlık, sinir bozukluğu, şişmanlama, tiroid bezinin büyümesi, migren, el ve ayak karıncalanması, huzursuzluk gibi belirtiler görülür. Bu devreyi en iyi şekilde atlatmak için mümkün olduğu kadar güneşli, temiz havadan yararlanmak ve beslenme kaidelerine dikkat etmek, sık sık banyo yapmak da faydalıdır. Bu dönemde görülen şikayetleri azaltmak maksadıyla aşağıdaki reçetelerden de yararlanılabilir. > Bir su bardağı sıcak suya; bir çorba kaşığı adaçayı konur. 5 dakika bekletildikten sonra süzülür. Suyuna, 1 kahve kaşğı bal karıştırıldıktan sonra içilir. Aynı işlem, günde 3 kere tekrarlanır. > Bir su bardağı kaynak suya; bir çorba kaşığı ufalanmış melissa konur. 10 dakika bekletildikten sonra süzülüp, içilir. Bu işlem, günde 3 kere tekrarlanır. > Bir bardak sıcak suya; 5-6 tane taze papatya veya bir çorba kaşığı kuru papatya konur. 5 dakika bekletildikten sonra süzülüp, içilir. Günde 2 kere, tekrarlanır. > 4 bardak suya; bir tutam atkuyruğu, bir tutam ısırganotu, bir tutam civanperçemi, bir tutam eğirotu ve bir tutam çobançantası konur. 10 dakika kaynatılıp, süzülür. Suyuna, 3 çorba kaşığı bal ilave edilir. Sabah aç karnına, öğle yemeğinden önce ve gece yatmadan önce birer kahve fincanı içilir. En az 6 hafta devam edilir. Soğan birçok derdin devası Bileşiminde; uçucu ve sabit yağlar, şekerler, fermentler ve amino asitler bulunan soğanın, insan vücudu için sayılamayacak kadar çok faydası vardır. İşte bunlardan bazıları: Vücutta biriken zararlı maddelerin ve suyun dışarı atılmasını sağlar. İdrar söktürür, böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesini yardımcı olur. Zayıflamayı sağlar. Egzama ve diğer cilt hastalıklarında tedaviyi kolaylaştırır. Romatizma, mafsal iltihabı, idrar tutukluğu ve damar sertliğinde faydalıdır. Zihin yorgunluğunu giderir, sinirleri yatıştırır. Kalp çarpıntısını dindirir. Mikrop kırıcı özelliği dolayısıyla; akciğer hastalıkları, grip ve soğuk algınlığının tedavisine yardımcı olur. Vücudun direncini artırır. Öksürüğü söktürür, bronşları temizler. Prostat bezinin büyümesini önler. İktidarsızlıkta faydalıdır, cinsel gücü artırır. Diyabet hastalarında şekerin düşmesine yardım eder. Bağırsaklardaki mikropları temizler. İhtiyarlamayı geciktirir. İştah açar. Kalbi kuvvetlendirir. Koroner damarları genişletir. Ateşte pişirilerek dolama ve arpacığın üzerine konduğu zaman iltihabın çabuk boşalmasını sağlar. Kafein zararlı mı, yararlı mı? Her gün çeşitli gıdalarla az veya çok tükettiğimiz kafein hakkında neler biliyoruz? En önemlisi de zararları mı daha fazla, yoksa yararları mı? Araştırmalara göre; üç büyük fincan kahve içen birisinin beynindeki kan dolaşımında, kafeinin etkisi azalma oluyor. Beyin damarları büzülüyor. Uyku bozuklukları meydana geliyor. Tansiyonu yükseltiyor. Gastrit ve mide ülseri gibi hastalıklarda şikayetler artıyor. Bağımlılık yapıyor Çocukların çikolataya ne kadar düşkün olduğunu bilirsiniz. Çikolatanın içinde bulunan ksantin türevi “teobromin” kafeinle birleştiği zaman bağımlılığı beraberinde getiriyor. Sonra da ortaya bağırsak hareketlerinin yavaşlaması ve kronik kabızlık çıkıyor. Elbette faydaları da var kafeinin. Az miktarda alındığı zaman fizik ve beyin aktivitesi artar, çalışma kapasitesi yükselir, uyku arzusu azalır, fikirler daha berraklaşır ve daha çabuk doğar. Vitamin deposu mango kanseri de önlüyor Genellikle Güney Amerikalılarla Meksikalılar tarafından tüketilen ve son zamanlarda Türkiye’de de manav tezgahlarını süslemeye başlayan mango adlı tropikal meyve, vitamin ve fiber bakımından süper bir depo. Normal bir portakal büyüklüğündeki mango meyvesi; bir tas çavdardan daha fazla fiber içeriyor, ayrıca meyvenin içinde bol miktarda A ve C vitaminleriyle potasyum bulunuyor. Araştırmacılar, tüm bu vitaminlerin dışında, mango meyvesinde anti-kanserojen madde olarak bilinen Beta-keroten’in de önemli miktarda bulunduğunu belirledi. Beta-kerotenin hücrelerin hasar görmesini önlediği ve kolesterolü düşürdüğü biliniyor. Kalın bir kabuğu bulunan ve içindeki lifler sebebiyle, dilim dilim kesilerek yenilebilen mango meyvesi, tropikal tatlılığı sebebiyle Güney Amerikalıların en fazla tükettiği meyve olarak biliniyor. Mango, son yıllarda ABD’de de en çok tüketilen meyvelerin başında yer almaya başladı. Orta büyüklükte bir mangoda 190 kalori bulunuyor. Kendileriyle görüştüğümüz Ziraat mühendisleri; kivinin yetiştiği ortamları seven mango meyvesinin, Türkiye’nin Güney kesimlerinde yetiştirilebileceğini söylediler. Pirinç suyu ile sağlıklı ciltler Günümüzde birçok kadın, maddi imkansızlıklar sebebiyle veya zaman bulamadığı için cildinin bakımı ile ilgilenemiyor. Ancak evde kendi imkanlarıyla yapacakları maske ve losyonlar, onların bu konudaki ihtiyaçlarına cevap verecektir. İşte size evinizde her zaman bulabileceğiniz veya çok kolayca temin edebileceğiniz birkaç cilt bakım maskesi. Önce bir litre suya bir çay bardağı kadar pirinç koyup 10 dakika kaynatın. Sonra ince bir tülbentten süzün. Elde ettiğiniz pirinç suyunun bir kısmı ile cildinizi bir güzel yıkayın. Sonra cildinizi 10-15 dakika kadar kaynamış su buharına tutun. Ardından mandalina suyu ile yüzünüzü silin. Birkaç dakika bekleyip cildinizi tekrar pirinç suyu ile yıkayın. Bu işlemi sabah ve akşam tekrarladığınız zaman cildinizin birkaç gün içinde canlı, sağlıklı ve parlak bir görünüm kazandığını hemen farkedeceksiniz. İdrar yanması için papatya İdrar yollarında veya idrar yaparken yanma belsoğukluğu, ülser, mesane iltihabı, prostat iltihabı, yumurtalık iltihabı, gibi rahatsızlıklardan kaynaklanabilir. Bu nedenle, tedaviye geçmeden önce, hastalığı doğuran sebebi tesbit etmek gerekir. Tedavi, hastalığı doğuran sebebe göre yapılır. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden de faydalanılır: > Yarım bardak suya; 1 çorba kaşığı kuru papatya çiçeği ve 1 tatlı kaşığı anason konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 4-5 defa, birer çay bardağı içilir ve yanma geçene kadar devam edilir. > Yarım litre suya; 1 avuç semizotu konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer su bardağı içilir. > 1 bardak sıcak suya; 1 tutam nane konur. 10 dakika bekletildikten sonra, süzülür. Tamamı bir kerede içilir. Günde 3 defa tekrarlanır. Kepeğe karşı sirkeli su Saçlardaki kepeklenme son derece can sıkıcıdır. Kış aylarında saçlar fazla yıkanamadığı için kepeklenme bu aylarda biraz daha artar. Kepekten kurtulmanın ilk şartı temizliktir. Saçları sık sık yıkamaktır. Ancak bazen, bütün bunlara rağmen kepeğin önüne geçilemez. O zaman aşağıdaki basit formüller size yardımcı olacaktır. > Daha önce yıkayarak temizlediğiniz saçlarınızı; bir litre suyun içine 2-3 çorba kaşığı sirke koyarak hazırladığınız sirkeli suyla friksiyon yaparak tekrar yıkayın. 6 saat bekledikten sonra başınızı kükürtlü sabunla yıkayın. > 6 bardak (1-1.5 litre) suya 2 tutam biberiye koyun. 10 dakika kaynattıktan sonra süzün. Saç diplerine friksiyon yapın ve bunu her gün tekrarlayın.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT