BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Öteki... (Sebahat Emir - GÖNLÜMCE)

Öteki... (Sebahat Emir - GÖNLÜMCE)

Son zamanlarda bir "öteki" lafıdır gidiyor. Kimdir bu öteki? Göreceli bir kavram... Öteki, ben'in dışında kalan varlık; farklı olan, kabullenilmeyen, dışlanan, hor görülen, sorunların kaynağı olan, başbelası, düşman... Seçin seçebildiğinizi. Tarih, diğeriyle ötekinin ezeli çatışması...



Son zamanlarda bir "öteki" lafıdır gidiyor. Kimdir bu öteki? Göreceli bir kavram... Öteki, ben'in dışında kalan varlık; farklı olan, kabullenilmeyen, dışlanan, hor görülen, sorunların kaynağı olan, başbelası, düşman... Seçin seçebildiğinizi. Tarih, diğeriyle ötekinin ezeli çatışması... Gücün egemen olduğu tarih zamanlarında diğerinin hayati amacı ötekini tepelemek, sindirmek, asimile etmek, yok saymak, dayatmacı bir tutum sergilemek... Herkes için bir öteki vardır, mesela hayatı ve insanı sadece beyninin sol yarım küresiyle algılayan bir solcu için sağcı, "öteki"dir. İlerlemenin önünde tek engel olarak kabul edilen, yok sayılan, küçümsenen, dışlanması gerekendir. Geçmiş dönemlerde toplumda diğeriyle öteki arasında yaşanan acı olaylar birbirine karşı körüklenen kinlerin sonuçlarıdır. Milliyet gazetesi yazarlarından Ece Temelkuran bakınız bu trajik önyargılı şartlanmayı bir yazısında nasıl dile getiriyor: "İyi insanlar solcu olur! Biz böyle öğrendik. Üstelik annemiz de babamız da öyle olduğu için herkesi de solcu sanırdık. Sağcılar herhalde kötü adamlardı, çünkü gazetelerde iyi kalpli vesikalıkları yayınlanan, siyah beyaz ağabeyi öldürenler onlardı! Bu yüzden sağcılara hiç ısınamadık. Birçoğumuz -Daha dün annemizin- şarkısından önce -Karlı Kayın Ormanında- türküsünü öğrenir ve okulda o şarkıları söylememiz için iyice tembihlenirdik." Bazıları hâlâ anlamak istemese de, bugün artık diğerinin ötekini anlama, tanıma, hoşgörüyle yaklaşma, karşılıklı fikri alışveriş neticesinde "bütüncüllüğü" yakalama, farklılıkları kabul ederek bir arada barış ve huzur içinde yaşama yollarını arama zamarıdır. Tarihe "İstanbul ruhu" olarak geçen "Medeniyetler Buluşması"nın da temel amacı buydu. Dünya, artık öteki dışlandığı, mutsuzluk ve çaresizlik batağına saplandığı sürece diğerinin huzur bulamayacağını anlamış durumda. Bu yüzden Medeniyetler Buluşması çerçevesinde gerçekleştirilen "Öteki Kim?" paneli çok anlamlı ve aydınlatıcıydı. Dışişleri Bakanı İsmail Cem, "öteki"nin, soyut bir kavram olmadığını, ihtiyaçtan doğduğunu belirterek şöyle diyordu: "Bugün kavramsal bir değişiklik var. Giderek öteki kavramı diğerine göre tanımlanıyor. Pozitif bir eğilim var. Öteki, artık ne olduğuna göre değil, ne yaptığına göre algılanıyor. Diyalog, katılma, dahil etme gibi yöntemlerle bu sorunu el birliği ile çözmeğe çalışmalıyız." Panelde konuşan Tunuslu tarih profesörü Muhammed Fantar, öteki kavramına ilginç bir yaklaşım sergileyerek düşüncelerini şöyle ifade ediyordu: "Öteki, benden farklı kişi... İçinde biraz da ben varım. Ötekine kıyasla kendimi tanımlarım. Öteki varsa ben de varım. Öz kimlikle öteki arasında ilişki olduğu zaman harikalar doğar. Ötekiyle buluşmak manevi dünyamızın temellerini oluşturur. Benim zenginliğim, güvenliğim, ötekinin zenginliği, güvenliği varsa vardır. Öteki, sadece insan olmaz, bir bitki, bir çevre de olabilir. Ötekine karşı dikkatli olmazsam kendi kendimi mahvedebilirim." Sözün kısası sevgili okuyucularım, birey olarak da toplum olarak da yeniden yapılanma sürecine girerken artık "Öteki" diye belirlediklerimizi tanımak ve anlamak kaçınılmaz bir olgu..
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT