BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > CEP TELEFONU

CEP TELEFONU

Adam, o gün bir değişiklik olsun diye öğle yemeği için ünlü hamburgerciye gitti. Siparişlerini tepsiye koyduktan sonra cam kenarında bir yere oturdu. Yemeğini yerken ilgisini çeken şeye, sigara faslında daha dikkatli baktı.



Adam, o gün bir değişiklik olsun diye öğle yemeği için ünlü hamburgerciye gitti. Siparişlerini tepsiye koyduktan sonra cam kenarında bir yere oturdu. Yemeğini yerken ilgisini çeken şeye, sigara faslında daha dikkatli baktı. Karşı masada çekici bir hanım, hüzünlü bir şekilde sigara içiyordu. İlk bakışta kızıl saçları dikkat çeken, yirmili yaşların sonunda gibi gösteren hanım sanki bedeniyle orada, sürekli dalan gözleriyle bambaşka yerlerdeydi. Adam, önlenemez bir içgüdüyle masasından kalkıp: - Oturabilir miyim, diye sordu, cevabını beklemeden hanımın yanına oturdu. Hanım durumunu bozmadı. - Geçmiş olsun, deyince kadın kafasını çevirdi: - Anlamadım? Adam tebessüm etti: - Yani, deminden beri dikatimi çekti, üzgünsünüz. Üzüldüğünüz her ne ise onun için geçmiş olsun dedim. - Ha... sağolun! - Paylaşmak isterseniz, iyi bir dinleyiciyim. - Sağolun.  Üçüncü sigarayı bitirdiklerinde genç adam bu hüzünlü hanımla ilgili hemen herşeyi biliyordu. Mesleğinin merkezi olduğu için Ankara’dan İstanbul’a büyük hayallerle gelmiş, bir iki televizyonda ve ajansta kısa süreli dönemler dolaştıktan sonra işsiz kalmış, bu arada evlilik denemesinden başarısızlıkla çıkmış, sokak deyimiyle “sıfırı tüketmişti.” Reklam metni yazarıydı. Bütün bu serüveni, kırgın ve kısık bir cümle ile bitirirken, acı bir gülümseme gelip güzel yüzüne yerleşti: - Bugün benim doğum günüm... Nasıl kutlama ama...  Genç adam çaresizce ne yapacağını düşündü bir süre... Zaman kazanmak için, başından beri her tutuşunu kabul ettiği için bir kez daha sigara uzattı hanıma... Ve kararını verdi; bunu nasıl uygulayacağını hesaplamaya başladı. Genç hanımın, pardon Açelya’nın, başından beri ilk kez hüzünden uzak, sanki bulunduğu mekana ve gerçek hayata geri dönmüş, gözlerini büyüterek ve kaşlarını çatarak izlediği şu hareketleri yaptı: Cep telefonunun pilini çıkardı, kartını aldı, pili tekrar takarak Açelya’nın önüne koydu. - İyi ki doğdun Açelya, umarım tekrar görüşürüz, deyip muhtemel itirazını duymamak için koşar adım kapıya yöneldi. Durdu, kafasanı geri çevirip: - Bu arada Hüseyin ben... dedi, hamburgerciden çıktı.  Açelya “ezilmişti.” Keşke hiç konuşmasaydım diye geçirdi içinden. Telefona elini sürmekten korkuyordu. Ne yapacağını düşündü. Bir süre sonra karar vermiş bir insanın hızlı hareketleriyle kalkıp çıktı.  Genç hanım İstanbul’a geldiği günden beri, yani iki yıldır çektiği sıkıntıların finalini, en büyük sıkıntıyla yaşamıştı. Yani derdin büyüğü sona saklanmıştı sanki... - İkisini de aynı yerden mi çaldın, diyordu kulağında uğuldayan komiser sesi... Donuk, metalik, kendisine ait olmayan bir sesle: - Hayır, dedi Açelya, diğerini... diğerini bir arkadaşım hediye etti. Hüseyin için hangi sıfatı kullanacağını şaşırmış, “arkadaşım” derken küçük bir sıcaklık dalgası kalbine temas edip geçmişti. Komiser, karşısında bütün saygınlığını kaybetmiş, her türlü hakareti kabule ve her an yere yıkılmaya hazır bu kadına inanmadı: - Yok yahu! Kız bu telefonu kim kime verir, otomobil parası kadar fiyatı var neredeyse! Açelya başını kaldırmadı, cevap vermedi, sigarasından duman çekti. Komiser arada bir salvolarına devam ediyordu: - Dükkan sahibi birazdan gelecek. Dua et, davacı olmasın. Hapisanede yatacak tip yok sende... Parçalarlar orada seni... Açelya, kendisine doğum günü hediyesi veren yarım saatlik arkadaşı Hüseyin için ne yapacağını şaşırmış, hamburgerciden çıktığında karşı caddede bir telefon mağazası görmüş, neredeyse beş parasız olarak girdiği bu dükkanda tezgahtara telefon çeşitlerini getirtmiş, inceleme sırasında tezagahtarın da meşguliyetinden yararlanıp bir telefonu çantasına atmış, ancak tecrübeli tezgahtar masa üstündeki telefonları çabuk saymış ve acemi hırsızın koluna yapışmıştı daha dükkanın üç adım ötesinde... Aynı hamburgerciye her gün aynı saatte gitme ve Hüseyin’i görürse ona hediye bir telefon aldığını söyleme planı dört dakikada yatmıştı. - Hah, geldiniz mi, dedi komiser kapıdan giren dükkan sahibine... Dükkan sahibi komiserin masasının önündeki koltuğa oturdu. Açelya adama bakıp, kafasını kirli camdan dışarı çevirdiğinde gözlerinden sicim gibi yaş yağıyordu. Titrek dukaklarla söylediğini sadece kendisi duydu: - Hüseyin...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT