BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bilsem ki Döneceksin

Bilsem ki Döneceksin

Mükemmel bir kahvaltı sofrası onları bekliyordu. Necip Bey hizmetçinin yaptıklarıyla yetinmiyor, mutfakta ne bulduysa sofraya taşıyordu. Büfenin üzerindeki vazoyu getirip masanın ortasına koyunca neredeyse hiç boş yer kalmadı.



Mükemmel bir kahvaltı sofrası onları bekliyordu. Necip Bey hizmetçinin yaptıklarıyla yetinmiyor, mutfakta ne bulduysa sofraya taşıyordu. Büfenin üzerindeki vazoyu getirip masanın ortasına koyunca neredeyse hiç boş yer kalmadı. Lâle, bu sürpriz misafirin varlığından rahatsız değildi. Sevmişti onu. Annesi ve babası üç yıldır birbirlerinden ayrıydı. Bu ayrılık onu hırçınlaştırmış, arkadaşlarından başka bir şey düşünmez olmuştu. Şimdi evdeki yalnızlığını bir arkadaşıyla paylaşıyordu. Bu paylaşım ne kadar sürerse sürsün, hoş bir duyguydu. Aileye bir gece yarısı operasyonuyla katılan misafirin varlığı, baba kızın aylardır ilk defa birlikte yaptıkları kahvaltıya ayrı bir renk kattı. Dakikalar bir sohbet havası içinde geçti. Bugün cumartesiydi ve Necip Bey’in film stüdyosunda yapılacak dünya kadar işi vardı. Eşi Gülay’ın evi terk ettiği günden beri kızını ilk defa böylesine mutlu görüyordu. Bu mutlu günün her anını değerlendirmeliydi. - Nasıl bir cumartesi istersin? diye sordu. Kızların ikisi birden baktılar. Muhatabın kim olduğunu anlamamışlardı. Necip Bey’in bakışlarının Sabiha’nın üzerinde olduğu görülünce o cevap verdi. - Ben bu akşam Ankara’ya dönmek istiyorum. Önümde sadece yarım gün var. Eğer mümkün ise stüdyoda bir film çalışması ve Topkapı Sarayı’na gitmek istiyorum. Görmemi istediğiniz başka yerler var mı? Lâle gülümsedi. - İstanbul için böyle bir soru anlamsız. Altı ay gezsen görmediğin yerler kalır. “Bu şehr-i stanbul ki bi mislü behadır. Bir sengine yekpare Acem mülkü fedadır.” İmza: Nedim. Necip Bey’in ise düşündükleri çok farklıydı. - Akşam müzikli bir yere gidelim, dedi. Lâle üzüntüyle babasına baktı. - Baba, ben bu akşam... - Lâle, ben yok, biz varız. Bu akşamki bütün randevularını iptal ediyorum. Programlarımızı birleştiriyoruz. Sahilde bir yer ya da bir balık lokantası olabilir... Boğaziçi’nin güzelliklerini seyredelim. Birden aklına geldi. - Sabiha, sana teklif ettiğim o film çalışması için ne diyorsun? İstanbul denince Sabiha’nın aklına hiç iyi şeyler gelmiyordu. Bu şehirde işe nereden başlayacağını bilmek bile başlı başına bir dertti. Onun düşünceli haline çözüm Necip Bey’den geldi. - Ben diyorum ki pazar günü bizim senaristlerden biriyle bir yerlere kapanıp bir ön çalışma yapalım. Konunun ana hatlarını belirleyelim. Genç kız sevgilisinin ihanetinden sonra içine kapanır. Karşılaştığı hoş olmayan bir durum ya da bir arkadaşının teklifi üzerine spora başlar. Bir gün yolu İstanbul’a düşünce olanlar olur. Hatta Tepebaşı’ndaki lokanta ve çingenelerle yaşanan o müthiş geceyi de konuya ilave edelim. İnanıyorum ki ortaya harika bir senaryo çıkacak. Sabiha endişeliydi. - Yarın sabah evde olmazsam, büyükbabama nasıl açıklama yaparım? - O küçük ayrıntıları bana bırak. Asistanımı yarın sabah uçakla Ankara’ya gönderir bu meseleyi hallederim. - Bence ilk senaryoyu büyükbabamı nasıl ikna edeceğiniz konusunda yazsanız daha iyi olur. Kahkahalarla güldüler. Söz uzadıkça yeni konulara girildi. Her yeni konuyla birlikte orijinal ve pratik çözümler ürettiler. Kahvaltı bir türlü bitmek bilmiyordu... > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT