BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıskanç

Kıskanç

Murat, hanımının iğneleyici, etkileyici, vazgeçirici sözlerini dinlerken bir yandan “acaba?” diyor, öbür yandan montunu giyiyordu. Öyle bir yola girmişti ki dönüşü yoktu sanki. Ama karısının sözünü dinleyip “peki, gitmekten vazgeçtim” de diyemezdi.



Murat çaresizliği hiç bu kadar yaşamamıştı. Bir tarafta ölüm tehdidi almış bir müvekkili kendisini iki saatliğine yanına çağırıyordu. Öte yanda hanımı Ayşe, “O kadın evine çağırsa bile gidersin” diyebilecek kadar tahminler yapıyor ve işin garibi bu tahminleri doğru çıkıyordu. Ne cevap vereceğini şaşırmıştı. Hanımının suratına baktı. Telefon hâlâ kulağındaydı. Ayşe alaycı ve kahredici bir tarzda gülümsüyordu acı acı. Başını iki tarafa sallarken de “Hey gidi Murat hey. Yazıklar olsun. Üç kuruş para için elin ne olduğu belli olmayan kadınının evine gitmeye bile hayır diyemiyorsun” anlamında mimikler sergiliyordu. Öte tarafta Berrin telefon başında kesik kesik ağlıyor ve Murat’a yalvarıyordu. Murat “Kusura bakmayın, gelemem!” dese çok ayıp etmiş olacaktı. Çünkü ona “Ne zaman istersen arayabilirsin” demişti. Eğer böyle zırt pırt arayacağını bilseydi söyler miydi? Ama hayır demeyi hem erkekliğine hem gururuna hem mesleğine yediremiyordu. Beri tarafta, biricik eşi Ayşe takmıştı bu kadına. Belki ikide bir telefon etmeseydi bu kadar olmayacaktı ama, şartlar öyle gerektirmişti. Tabii ne şekilde olursa olsun bir kadının gece demeden gündüz demeden araması ister istemez Ayşe’nin kıskançlık duygularını kabartmış ve kocasını, işi de olsa bu işi yapmaktan alıkoymaya zorlamıştı. Berrin telefonda “Alo alo” derken Murat bunları hesap ediyor ve ne karar vereceğini düşünüyordu. Ama çaresizdi. Sanki başka şansı yoktu: -Pe-ki... Geli-yorum tamam, dedi. Telefonu kapattı. Ayşe’ye baktı. Ayşe öfkeden kıpkırmızı olmuştu. -Ne oldu!? Bak, ayağına çağırsa gidersin demiştim. Haydi hayır deseydin ya! -Yahu karıcığım bilip bilmeden konuşma öyle. -Neyi bilip bilmiyorum. Bir kadının seni evine çağırmasını bilmeyecek ne var. İşte seni yanına çağırdı ve gidiyorsun. Ne derse yapıyorsun. Bir de bana kalkmış bilip bilmeden diyorsun. -Ayşe, “tehdit almış” diyorum sana. -Polise niye haber vermiyormuş? -Yahu ölümle tehdit etmişler. -Hıh sen onu gel de külahıma anlat! -Ya ne? -O kadın sana aşık oldu biliyor musun. Bu arayışlar hep birer deneme. Bakalım her dediğine peki diyor musun demiyor musun? Eğer bir kere hayır diyebilseydin, bir daha aramayacaktı. Ama nerdeee? -Dava ne olacaktı hayır deseydim? -Hiiç, aynen devam edecekti. Sen avukatsın unutma Murat. Bir kadının dadısı değil. -Yahu ne kadar ağır konuşuyorsun sen? -Niye? Berrin hanım daha mı kibar ve hafif konuşuyor? -Ayşe, hep beni yanlış anlıyorsun. Ama çok pişman olacaksın beni üzdüğün için. Ben şimdi iki saat sonra gelirim. Lütfen olayları böyle büyütme. -Git haydi git. Belki sana sürpriz birşeyler daha hazırlamıştır. Kimbilir belki börekler açar... Yazıklar olsun e mi? O kadar ısrarıma rağmen gidiyorsun. Yazıklar olsun. Murat, hanımının iğneleyici, etkileyici, vazgeçirici sözlerini dinlerken bir yandan “acaba?” diyor, öbür yandan montunu giyiyordu. Öyle bir yola girmişti ki dönüşü yoktu sanki. Ama karısının sözünü dinleyip “peki, gitmekten vazgeçtim” de diyemezdi. Berrin’e “geliyorum” demişti. “Yahu şu erkeklik ne zor be!” dedi içinden. Ayakkabısını giydi. Kapıya yöneldi. Ayşe kendisini uğurlamaya bile kalkmamıştı. Oysa kocasını her zaman boynuna sarılıp öyle yolcu ederdi. “Allahaısmarladık” derken ilave etti Murat “İki saate kadar dönerim” -Hiç zahmet etme, istersen orada yat! -Yahu dönerim diyorum sana. Tamam merak etmeyin. -Ben kapıyı kilitliyor yatıyorum Murat bey. Çünkü benim evde kocam olmayacak. Kocam bir başka kadını beklemeye gidiyor da. Bu en son söz Murat’ın beynine balyoz gibi çarpmıştı. Fakat kapıyı da çekmişti. Kapı kapanmıştı. Koridorda öylece kalakaldı... > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT