BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Piyasada deprem etkisi

Piyasada deprem etkisi

Bayram sonrasında, piyasalar sakin bir şekilde seyrederken, Perşembe günü yaşanan ufak deprem, önce Borsa’yı, ardından da dövizi etkiledi. Borsa 300 puandan fazla gerilerken, döviz yükseldi.



Bayram sonrasında, piyasalar sakin bir şekilde seyrederken, Perşembe günü yaşanan ufak deprem, önce Borsa’yı, ardından da dövizi etkiledi. Borsa 300 puandan fazla gerilerken, döviz yükseldi. Kısa süreli paranoyanın ardından, işler normale döndü ama klasikleşmiş deprem tartışmaları da kaçınılmaz olarak başladı. Esasen, hafta içinde iki önemli gelişme daha yaşandı. Birincisi, Türkiye ile ABD arasında yapılan ticaret ve ekonomik işbirliği görüşmeleri, ikincisi de Merkez Bankası’nın uzun bir aradan sonra kotasyon (gösterge) faizinde ikişer puan indirim yapması oldu. Türk-ABD ticaret görüşmeleri, uzun bir süredir önemli beklentileri de oluşturmaktaydı. Ancak, görüşmeler sonunda basına yansıyanlar, “dağ fare doğurdu” şeklinde özetlenebilir. Elde edilen ve Türkiye’nin lehine yorumlanabilecek iki sonuç, birkaç tekstil ürününde kotaların kalkması ve “ İmtiyazlı Sanayi Bölgeleri” anlaşması oldu. Gerçi, kotalar sadece Türkiye için değil, diğer ülkeler için de kalktı ama, yine de sektörel bir avantaj da elde edilmiş oldu. Özel bölgeler anlaşmasıyla da , Türkiye, ürünlerini kota sınırı olmaksızın ABD’ye satabilecek. Ancak bu anlaşmada Türkiye doğrudan taraf olmayacak, ABD-İsrail arasında daha önce yapılmış olan anlaşmaya dahil edilecek. Bir bakıma İsrail’in peşine takılmış olacak. Bu anlaşma, kısa vadede bir şey getirmeyecektir, zira hayata geçirilmesi bir hayli zaman alan bir uygulama. Ama yine de Türkiye ihracatı açısından ilerleyen yıllarda bir takım avantajlar sağlayacağını da öngörebiliriz. Türk-Amerikan iş görüşmeleri de böylece sonuçlandı. “Dost ve müttefik” Türkiye, dost ve müttefik olarak kalmaya devam etti. Merkez Bankası’nın faiz kotasyonlarını iki puan indirmesi de haftanın diğer önemli gelişmesiydi. Yeni IMF programında faiz çıpası kullanıldığı için, bu indirim piyasalarca önemsendi. Kısa vadeli faiz oranları düşerken, repo cazibesini iyice yitirdi. Uzun vadeli bonolar ise halen getiri açısından tatminkar olmaya devam ediyor. Aslında Merkez Bankası, faizleri yavaş ve temkinli düşürmeyi tercih ediyor. Bunda da haklı çünkü, hızlı faiz düşüşünün nelere mal olduğunu Türkiye Şubat krizinin hemen öncesinde öğrendi. Ancak enflasyondaki muhtemel gerilemeye göre, reel faizlerin yüksek kalmasını istemediği için, ekonomi yönetimi bu indirimi yapmış oldu. Faizlerin düşmesi, biraz da, sabit getirili yatırım araçlarında duran bir kısım paranın tüketim veya yatırım olarak piyasaya girmesini sağlayabilir. Ancak, kısa dönemde, Merkez Bankası’ndan yeni bir faiz indirimini beklememek gerekir diye düşünüyorum. Şubat ayı enflasyonunun ne çıkacağını görmek de bu açıdan önemli olacaktır, mevsim etkisi arındırıldıktan sonra, enflasyonda anlamlı bir düşüş görülürse, bu ileriki dönemlerde yeni faiz indirimleri için de beklenti oluşturabilir. Dövizin de, bu haftaki deprem etkisini saymazsak, önemli bir artış göstermeyeceğini varsayarsak, bu beklenti kuvvetlenebilir. Türkiye artık uygulamalar ve gerçekleşmeler bekliyor. Rakamlar, icraatlar yeni dönemde piyasaların yeni kriterleri olacak. 2002 bir performans ve ekonomik programın kendisini ispat yılı olacaktır. Yatırımların, kararların bu doğrultuda oluşturulması ve yanlış beklentilerle yatırımların yönlendirilmemesi önem arz etmektedir.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT