BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Zayıf banka Fon’a gider

Zayıf banka Fon’a gider

BDDK Başkanı Akçakoca: Desteğe rağmen iyileşmeyen bankalara yine el koyacağız “Üzerİnde çalıştığımız programın amacı güçlü bir bankacılık sistemi ortaya çıkarmaktır. Bankaların öz kaynaklarını güçlendirmeyi, bankaların tekrar faaliyet planı yapabilmelerini hedefliyoruz. Hortumcuya destek, diye bir şey söz konusu değil.” Birleşecekler! “Eskİden mevduattan yiyen banka Fon’a alınıyordu. Bundan sonra durumu hâlâ eksi olan banka yine Fon’a alınacak. Bu sektörde zayıfa yer yok. Birleşecekler ve güçlenecekler. Karşılık ayırmayan kendini ateşe atar.”



İSTANBUL- Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Engin Akçakoca, bankacılık sektörünün mutlaka güçlendirileceğini belirterek, zayıf bankaların ya birleştirileceğini ya da Fon’a devredileceğini söyledi. TGRT’de gazeteci-yazar Ziya Osman Açıkel’in hazırlayıp sunduğu “Ekonomi Kulisi” programına konuk olan BDDK Başkanı Akçakoca, ekonomimizin can damarı olan bankacılık sektörünün ayağa kaldırılması için yapılan Cumhuriyet tarihinin en büyük operasyonunu bütün ayrıntılarıyla anlattı. Ziya Osman Açıkel’in yönelttiği, “Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na yeni bankalar alınacak mı?” sorusuna karşılık Akçakoca şunları dedi: “Eskiden mevduattan yiyen banka Fon’a alınıyordu. Eğer bu yönetmelikten sonra durumu eksi ise yine Fon’a alınacak. Yani eski ile yeni arasında bir fark yok. Eksi ise işlem aynıdır. İstiyoruz ki ana sermaye yeterlilik oranı asgari yüzde 5 olsun. Asgari yüzde 5 olması bunun altında olanlar için sermaye artırımı demektir. 5’e ulaşamıyorsa, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu yönetimi ve denetimi ele alacaktır. Bu sektörde zayıflığa yer yok. Belki birleşecekler ama zayıf olmayacaklar.” BDDK Başkanı Engin Akçakoca, bankaların verdikleri krediler için karşılık ayırmak zorunda olduklarını belirterek, “Karşılık ayırmayanlar kredi sermaye yeterlilik rasyosunu bozar, yani kendini ateş atar” dedi. Sağlam iş yapıyoruz Ziya Osman Açıkel’in “Yeni kanunla banka patronlarına destek verileceği iddia ediliyor. Alacağınız banka hisselerini ne yapacaksınız?” sorusuna karşılık Akçakoca’dan şu cevap geldi: “Birincisi hortumcuya destek diye bir şey söz konusu değil. Biz bu katkıda bulunursak, hisse senedini satın almış oluruz. Aldığım hisse senedini ertesi gün satışa çıkarırım. Yani kaçarı yok, hiç meraklanmayın çok sağlam bir şekilde götürüyoruz. İki şekilde sermaye katkısını düşünüyoruz. Birincisi ana sermaye kısmında alım satım yapılıp kağıtlarla bu işi düşünüyoruz. Bu kağıtların bir kısmını nakit olarak düşünebilirsiniz. Bazı kağıtları nakte dönüştürmek Hazine’nin dengelerini de bozabilir. İkinci kısmı katkı sermayesi dediğimiz yedi seneliktir. Bu kağıdın alım satımı mümkün değil. Bu sadace teminat mektubu gibi düşünüyoruz. Banka bu süre içinde sermayesini taksitler halinde artıracak, artırmazsa hisse senedi almak suretiyle ben artıracağım. Böylelikle bankaların sermaye yeterlilik rasyoları kabul edilebilir düzeyde olacak. Sermayeyi güçlendirmek önemlidir.” Bankaların verdikleri kredileri geri çağırmaları olayına inanmak istemediğini belirten BDDK Başkanı Akçakoca, “Bankalar firmalarla yine gözgöze gelecekler. Matematik olarak sermaye yeterlilik rasyosunu tutturamayan bazı bankalar kredilerini geri çağırıyor olabilir, bankalar verdikleri krediler içinde karşılık ayırma zorundadır. İstanbul Yaklaşımı’nın mutlaka çalışması lazım, bankalarımızında bunu muhakkak çalıştırması lazım. Bunun sonucunda reel sektör firmalarımız da kabuk değiştirecek. Bu anlaşmalar yapıldıkça, bankalarımız firmalara yeni şekiller verecek” diye konuştu. 300 trilyonluk iştirak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun son derece hızlı çalıştığını belirten Akçakoca açıklamalarına şöyle devam etti: “TMSF, geçen sene 7.5 milyar dolar gelir bilanço zararlarını devraldı. 19 bankanın gelir bilanço zararları 7.5 milyar dolar. Fakat biz Hazine’den 18 milyar dolar bir kaynak almışız ve buralarda kullanmışız.” Ekonomi güçlenecek Türkiye’nin güçlü bir ekonomi ve finans sektörüne sahip olması gerektiğini vurgulayan Akçakoca, “Yeni bankacılık kanunu ekonomiye aranan taze kanı sağlayacak mı?” sorusuna şöyle cevap verdi: “Konu çok hassastır. Dolayısıyla nereye çekerseniz o yöne gidiyor. Türkiye’nin güçlü bir ekonomi ve güçlü bir bankacılık sistemine sahip olması gerekiyor. Son 2 senedir ekonomiyi güçlü hale getirmek için uğraş veriyoruz. Üzerinde çalıştığımız programın amacı güçlü bir bankacılık sistemi ortaya çıkarmaktır. Bankaların öz kaynaklarını güçlendirmeyi, bankaların tekrar faaliyet planı yapabilmelerini hedefliyoruz. Ne bankacılık sektörü ne de reel sektör bir diğeri olmadan faaliyetlerini sürdürmesi mümkün değildir”. Paralar sisteme akmalı Öz sermayenin elde tutulmadığından yakınan Akçakoca, “Sadece bankalar değil, bu reel sektör içinde geçerli. Eğer bugün dışarıdaki, yastık altındaki ve kasadaki paramızı çıkartıp tekrar sistem içine yada bankacılık sistemine koysak, yaşadığımız sorunların önemli bir bölümünü aşmış olacağız” diye konuştu. Akçakoca şöyle devam etti: “Türkiye’nin kronik problemleri süre gelmiş, sonunda iki tane kriz yaşamışız. Krizlerden birinde faiz sarmalına bir diğerinde enflasyon sarmalına yenik düşmüşüz.” Tarişbank’ta geri dönüş yok Engin Akçakoca, fondaki bankalarla ilgili şöyle konuştu: “Biz 19 tane bankayı fona almışız. Bunların bir çoğunu çözüme kavuşturmuşuz. Geçen sene içinde 2.5 milyar dolardan fazla mevduatı satmışız. Şimdi sadece bir geçici banka olarak kullandığımız Bayındırbank kaldı, bir de Toprakbank kaldı. Matematik ve mali olarak biz haklıyız. Herkese uyguladığımız matematik ve mali şartları uygulayacağız. Tarişbank’a bakarsanız geri dönüşü yok. Yani toparlanması mümkün değil. Satışları söz konusu değil, talip de çıkmadı. Danıştay, bizim de hatalı olduğumuz noktaları görerek bankaları eski sahibine iade etti. Danıştay bizim kararlarımızı esastan görüşmeye devam edecek ama, bu arada bankalar maddi olarak güçlenmeyecek. Tarişbank bizim bankayı güçlendirmek için içine koyduğumuz 55 trilyonu bize geri ödeyecek, ayrıca sermayesini artırıp bizim istediğimiz düzeye gelecek. Kendilerini toparlamaları mümkün görünmüyor.” Birleşmelere teşvik Yeni bankacılık kanunuyla banka birleşmelerine olumlu baktıklarını belirten Akçakoca şunları söyledi: “Yabancı bankaların Türkiye’de 5 sene sonra bilanço yönetimi yüzde 25’i geçmez. Bu durumun piyasalara olumlu katkılarda bulunacağına inanıyorum. Hem yurtdışı finansman kaynakları ve Türkiye’ye yabancı sermaye girişi açısından yararlı buluyorum. Türkiye içindeki milli bankalarımızın birleşmesini de teşvik ediyorum. Umarım gerçekleşir. Bankaların sayısı azalsın, önemli olan güçlenmeleridir.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT