BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kemal Abi’nin haftalığı

Kemal Abi’nin haftalığı

Yok yok adam falan ölmedi... F.Bahçe de yenilmedi... Ama Lorant, Rizespor karşısına öyle bir orta saha sürdü ki, şayet konuk takım formadan, isimden ve taraftardan korkmayıp tarzı olan ve çok takıma kök söktüren, dikine çabuk oynamayı 10 kişi kaldığındaki gibi ilk yarıda da sahaya yansıtabilseydi, facianın daniskası olurdu. Neden mi?



Kadıköy’deki orta saha faciası! Yok yok adam falan ölmedi... F.Bahçe de yenilmedi... Ama Lorant, Rizespor karşısına öyle bir orta saha sürdü ki, şayet konuk takım formadan, isimden ve taraftardan korkmayıp tarzı olan ve çok takıma kök söktüren, dikine çabuk oynamayı 10 kişi kaldığındaki gibi ilk yarıda da sahaya yansıtabilseydi, facianın daniskası olurdu. Neden mi? Galibiyeti önce ıskalayan, sonra da yuhlarla devam eden ve de sabır taşları parça parça olan seyirci, acaba hangi eylemle finiş yapardı? Rapaiç ve Simao’ya arka üçlünün önünü forma eden bir hocaya güvenmek pek kolay olmayacaktır. Mustafa Denizli’yi en çok eleştiren bir yazar olarak şunu düşünüyorum, acaba Lorant öne mi geçecek? Dikkat! Lucescu’nun aklı karıştı! Dediğim gibi Terim’le girişilen flörtten sonra Lucescu’ya bir şeyler oldu... Kendisini, Terim hocanın mirasına dokunmadan yürüdüğü için kurnaz bir hoca olarak övmüştük. Ama bazı oyuncuları olmadık yerlere yerleştirip tertip tercihlerini yanlış yapmaya başladı. Ergün’ün illa ki ortada görev alması gerekir. Çünkü Hasan ve Berkant’ın dağınıklığını bu futbolcu dengeliyor. Radu, Liverpool maçı için doğru bir seçimdi ama, Ümit Karan sağlamken ve cezalı değilken tartışmasız ilk onbirin adamıdır. Yani Abdurrahman Çelebi örneği... Andersson - Oktay kaosu! F.Bahçe’nin muhteşem seyircisi ki, sonunda takımını da ıslıklamaya ve yuhalamaya başladı, yani bu işten anladığını kanıtlamaya başladı, Andersson’a tepki gösterip, Oktay’ı oyun alanına davet etti. İşte burada aynı seyircinin notu düştü. Andersson şu anda F.Bahçe’nin kadro yapısı düşünüldüğünde vazgeçemeyeceği oyuncudur. O çıktıktan sonra Oktay’la tek pozisyon bile üretemedi F.Bahçe... Haa, Andersson gol kaçırıyor, bazen ayakta duramayıp yere de düşüyor ama, fizik yapısı ve duracağı yeri bilmesiyle rakip savunmanın balansını arkadaşları için bozuyor. Bunu anlayamazsanız ele geçen fırsat, yerini eski züğürtlüğe bırakabilir. Bu kulüpte futboldan anladığını sanan o kadar çok ulemâ var ki... Vah, vah, vah! Daum’un notu! Daum’un Y.Yozgat maçındaki notu bir hayli yüksekti. Ronaldo’suz kaldığından 3-5-2’yi zorunlu olarak sahaya sürdü. Ama en önemlisi, Tümer’le İlhan’ı farkı ikiye çıkardıktan sonra kulübeye alışı ve diğer tehlikeli madde Tayfur için de son 10 dakikayı beklemesi tam bir ustalık gösterisi idi. Bu arada ikinci Yimpaş golündeki müdahale kararsızlığı hariç Ahmet Yıldırım’ın ne kadar önemli bir transfer olduğu da ortaya çıktı. Beşiktaş, Ayhan’a karşılık iyi iş yaptı diye zaten o günlerde yazmıştım. Şimdi üstüne yaldız sarıyorum. Ve bütün otoritelerin Beşiktaş için en iyi derecenin beşincilik olacağını öne sürdükleri günlerde, bu sütunlarda aynı takıma şampiyonluğun en güçlü adayı yakıştırmasını yapan bir kişi olarak ‘harbi’ liderliğini de kutluyorum. Ahmet Dursun durmasın! Ben Ahmet Dursun’u Kocaelispor’dan beri takip ediyorum... Barcelona maçındaki oyunu bile Yimpaş maçındakinin yanında solda sıfır kalırdı. Müthiş bir efor harcaması, etkili teknik gösterisi, sürekli gezinme ve iki adet şık gol... Ahmet’e acaba sihirli değnek mi değdi? Bravo Nedim Atilla! Akşam’ın Göztepe - G.Saray maçı ile ilgili kritiklerinden birini İzmirli meslekdaş Nedim Atilla yapmış. Ve demiş ki, Göztepe, G.Saray’dan öğrendikleriyle kazandı. Yani korkmamayı öğrendiği için kazandı. Bravo Nedim! Türkiye’de bugün, en dipteki, hem kadro, hem de ekonomik açıdan en fakir takım bile en pahalısına, en iyisine karşı direnip maçı kazanabiliyorsa, hem de oynayarak, bu G.Saray’ın sayesinde olmuştur. Yani korkmadan, çekinmeden ama organize biçimde... Neden Bülent Yavuz? MHK Başkanı Bülent Yavuz istifanın eşiğinden döndü diye bir haber okudum. Federasyon başkanı Ulusoy da bu istifayı engellemiş. Yapma be Bülent! Öyle bir kaç zirtopozun ortaya attığı iddialara bozulup kaçmak var mı? Şayet içinizde varsa dandik hakem, onları temizleyerek görevini yap! Mesela Yılnur Önen’in ne kadar iyi niyetli olursa olsun, iyi hakemlik yapabileceğine hâlâ inanıyor musun? Ben inanmıyorum. Kabiliyeti bu kadar. Geçen sezonki F.Bahçe - Samsunspor maçından sonra bu arkadaşın işi bırakması gerektiğini yazmıştım. Aradan bir yıl geçti, değişen bir şey yok... İşte asıl burada sana görev düşüyor. Kulüplerin borcu mu var ki?.. Özhan Canaydın, ATV’de açık açık borcumuz 55 milyon dolar dedi... Hasan Arat da Beşiktaş’ın kamburunun sadece 6 milyon dolar civarında olduğunu açıkladı. F.Bahçe’de 45 milyon dolar civarında olduğu söyleniyor. Eh, tepetaklak gitmiş bir ülkede sporun lokomotifleri bu kadar borçlularsa, vallahi mesele yok! Zaten Üç Büyükler’in bu ülkede ayrıcalığı vardır. Bu borçları beşe de katlasanız hiç birşey olmaz. Öyle ya, devletin en zirvesinden en tabanına kadar Üç Büyükler sevdasına yakalanmamış bir adam mı var ki?.. Haaa, UEFA, bu borçlar meselesine bir takım müeyyide uygulamak yoluna çıktı. İşte burada biraz sıkıntı doğar... Onu da aşarız be! Şevket Yılmaz’ın başına gelenler! Bir gazete okudum. Fenerbahçe - 2000 Derneği’nin başkanı Şevket Yılmaz dostum, kurullar listesine aday gösterdiği arkadaşlarından hiç bir listeye alınmadığından, sinirlenerek kongreyi terketmiş. Doğru mu, yalan mı bilemem.... Ben gazetede okuduğum haberin yalancısıyım, yalansa... Ama doğruysa.... Haaaa, haaaa, haaaa... Yaaa Milan, yaaa Fiorentina... Efendim, Fiorentina düştü düşer... Milan, ilk yarıda dört çektiği İnter’e 1-0 kaybedip şampiyonluk şansını tamamen yitirdi. Ben şöyle bir şey hatırlıyorum. Bir teknik direktörü vardı bu takımların. Önce Fiorentina’da, sonra da Milan’da çalışmıştı. Fiorentina’da çalışırken bütün İtalya şunu diyordu: Bize 50 senedir yalan izlettirmişler. Bu adam geldi, futboldan zevk almaya başladık. Bu sözleri kulaklarımla duydum... Hem de Fiorentina’nın maçında değil, Bergamo’da Atalanta-Roma maçında... Aynı İtalyanlar, Juventus’un stadında da “Bu adam devrim yaptı. Artık kendi takımlarımızın maçından çok Fiorentina’nın televizyona giren maçlarını seyretmekten daha büyük zevk alıyoruz” diye konuştular. Bu adam şimdi kafasını soğutuyor. Yakında öyle bir ısıtacak ki, dünya yandı demektir. Aslan hocam benim! Sen, Cumhuriyet tarihinin bana göre Atatürk’ten sonra en büyük Türk’üsün.... Koyu katolik, yabancı yaşatmayan ve futbol endüstrisinin bir numaralı ülkesinde hâl⠓Fatih”sin. Ama burada hatırlarda mısın acaba? Her sene bir çok zibidiyi sanatçı diye köşkte kuyruğa sokanlar, acaba sana bir kuru takdirname bile vermeyi akıllarına getirdiler mi? Türkiye AB’ye dalabilmek için olmadık tavizleri sunmaya hazırlanırken, sen çoktaaan girdindi bile... Şimdi İtalya’da, tahminime göre, ardından bir 3-4 milyon ağlayan var... “Ne mutlu Türk’üm diyene” diye işte böyle Türk’e derler... Kim korkak acaba Uluç dostum? Hıncal Uluç dostum tutturmuş ‘Lucescu korkak’ diye... Taktı ya bir kere... Haa, Lucescu bir baş bölümde yazdığım gibi tertip ve oyuncuya yer seçimi konusunda bazı hatalar yapıyor. Ama asla korkak değil. “Avrupa maçlarında cesur, bizim ligde korkak” yorumu yapan Uluç’un bu görüşüne gülmek gerekir. Öyle ya, bizim takımlar Liverpool, Roma ve Barcelona’dan falan güçlüler... Hem ‘Takımı tepeden tırnağa kötü oynadı’ diyor, sonra da ‘Lucescu korkak’ diyor. Ne tutarlı değil mi? Sonra bir şey daha var. G.Saray, İzmir’de 3-5-2 oynamış! Düüüt! İyi iyi... Bu yorumlar Türkiye’de futbol sevdalısına kimin bu işten anladığını daha iyi anlatıyor. Sağolasın Hıncal dostum! Sadık İlhan içeride ya diğerleri?.. Sadık hocayı tutukladılar. Ben hukuktan anlamam ama, bugün Türkiye’de içeride olması gerekirken, her gece alemlerde ekrana gelen o kadar demir parmaklık adam var ki... Hukuk mu, gukuk mu?... Banka soyanlar, bankaların içini boşaltanlar bando mızıka ile karşılanırken, gazeteleri hâlâ yayın hayatını pişkince sürdüren, televizyonları su gibi para harcayan ve hapishane yerine köşklerine kurulmuşken, yerine Sadık hoca içeride... Sonra ne kadar üst yargı organı başkanı varsa hukuk diye feryat ediyor... Bir zamanların ünlü savcısı da artık ekranların şovmeni gibi... Çıkıp şimdi feryat etse ya... İki adet baklava çalmış gariban hâlâ içerideyse, diyeceğim şudur; bizim demokrasi tam anlamıyla “Rezaletsi...” Ben de böyle bir şey uydurdum işte! Nasıl olsa moda değil mi?
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109110
    % -0.51
  • 3.8657
    % -0.65
  • 4.5562
    % -0.59
  • 5.1893
    % -0.59
  • 156.34
    % -0.17
 
 
 
 
 
KAPAT