BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bilsem ki Döneceksin

Bilsem ki Döneceksin

Bahçe girişindeki bekçiye başlarıyla selâm verip içeri girdiklerinde Lâle telaşlıydı. Geç kalmışlardı. Merdivenleri adımlarken Sabiha’nın çekingenliği arttı. Heyecanı içine sığmaz oldu. Kendini başka bir dünyada yürüyormuş gibi hissetti.



Bahçe girişindeki bekçiye başlarıyla selâm verip içeri girdiklerinde Lâle telaşlıydı. Geç kalmışlardı. Merdivenleri adımlarken Sabiha’nın çekingenliği arttı. Heyecanı içine sığmaz oldu. Kendini başka bir dünyada yürüyormuş gibi hissetti. Okul müdürünün odasına gittiklerinde Lâle, Sabiha’nın durumunu kısaca anlattı. Müdür, onlarla yakından ilgilendi. Nakil işlemlerine hemen başlayacaklarını söyleyerek tebessüm dolu bir yüzle onları oda kapısına kadar uğurladı. Yanından ayrılmadan önce Lâle’ye: - Arkadaşına okulumuza ayak uydurması konusunda en büyük yardımı senden bekliyoruz, dedi. Sınıfa girdiler. Bir yığın meraklı gözün bakışları altında öğretmene açıklama yaptılar. Beş dakikalık bir gecikmeden sonra ders başladığında bütün dikkatler dağılmıştı. Okulların son aylarını yaşadığı bir dönemde sınıfta yeni bir öğrenci öğretmenlerin bile bugüne kadar alışkın olmadıkları bir durumdu. Matematikçi yeni bir konuya girmeden dersi biraz erken bitirdi. Lâle o dakikadan itibaren fısıltılı soruların muhatabı oldu. Teneffüs zili çaldığında Lâle’nin kız arkadaşları Sabiha ile tanışıyorlardı. O yarım günün nasıl geçtiğini fark etmediler. Her yeni öğretmen Sabiha’nın nakil için yanlış bir zaman seçtiğini, bunun ancak çok çalışmakla aşılabileceğini söyledi.  Vakit akşam üzeriydi. Sabiha ve Lâle, ellerindeki ikişer paketle parkta dinlenirken tatlı bir sohbete dalmış, etraflarıyla bütün irtibatlarını kesmişlerdi. Okuldan çıkınca bir süre dolaşmışlar, mağazaya kadar yürüyerek gitmişlerdi. Mağazadan sonra uzunca bir yol daha yürümüş, bu arada epeyce yorulmuşlardı. Sabiha etkilenmiş görünmüyordu. Oysa Lâle’nin bir adımlık hali kalmamış, kendini bu parka zor atmıştı. Yorgunluktan nefesi bir süre düzelmedi. Sabiha hakkında merak ettiği konular için bundan daha güzel fırsat olmazdı. - Okulu beğendin mi? diye yeni bir soru sordu. Sabiha, Lâle’nin bu soruyu hangi amaçla sorduğunu anlamak için onun yüzüne baktı. Samimi görünüyordu. - İlk intibalarım olumlu. Kısa zamanda ayak uyduracağımı zannediyorum. - Ailen kabul edecek mi? - Bilmiyorum ve nasıl bir tepki göstereceklerini çok merak ediyorum. - Kabul etmezlerse?.. - Onları ikna etmeye mecburum. - Bu film işine inanıyor musun? - İnanmasam burada olmazdım. - Tanıştığımız gün senin ne özelliğin olduğunu sormuştum. Cevabını öğrenemedim. - Demek ki henüz zamanı gelmemiş. Lâle gülümsedi. Sabiha’da her şeye rağmen çözemediği sırlar vardı. Bu kızın İstanbul’a gelmesinin gerçek sebebi neydi? Amacı gezip görmekse neden hâlâ geri dönmüyordu. Babası onu İstanbul’da tutmakta kararlıydı. Bu işin sonunun nereye varacağını merak ediyordu. - Abla karnımız aç, biraz para ver. Kızların ikisi birden dönüp baktılar. Dilenci kılıklı dört çocuk, yan yana dizilmiş bekliyorlardı. Lâle ilgilenmedi. Onlardan İstanbul sokaklarında her zaman vardı. Başıboş gezen, dilenen; aç kalırsa hırsızlık, yankesicilik, kapkaççılık yapan çocuklar... > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109110
    % -0.51
  • 3.8657
    % -0.65
  • 4.5562
    % -0.59
  • 5.1893
    % -0.59
  • 156.34
    % -0.17
 
 
 
 
 
KAPAT