BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Cevapsız ‘aşkımız’

Cevapsız ‘aşkımız’

Merhaba, Biraz iç, biraz dış kaynaklı haberlerin öne çıktığı bir hafta geçirdik. Defalarca patlayan ama yine geri sayım görüntüsü veren “Ortadoğu yine barut gibi”... Yıllardır devam eden ‘kedi-fare’ oyununda yine öfke tırmandı ve Filistinli siviller evinde bile rahat oturamaz hale geldi. Umarız, “Durdurun bu kanı” çağrılarımız yine sonuçsuz kalmaz.



Merhaba, Biraz iç, biraz dış kaynaklı haberlerin öne çıktığı bir hafta geçirdik. Defalarca patlayan ama yine geri sayım görüntüsü veren “Ortadoğu yine barut gibi”... Yıllardır devam eden ‘kedi-fare’ oyununda yine öfke tırmandı ve Filistinli siviller evinde bile rahat oturamaz hale geldi. Umarız, “Durdurun bu kanı” çağrılarımız yine sonuçsuz kalmaz. Hindistan’da ise cami yerine tapınak yapmaya kalkarak müslümanları kalbinden hançerleyen Hindular’ın günden güne artan vahşeti, dış dünyaya yönelik radarlarımızın tespit ettiği en önemli görüntülerdi. Ya yakın olacak, ya... Bir ihracatçının gazetemizde yer alan, “Irak, sadece bize mi ırak” sitemine, bu hafta başında cevap geldi. Kalabalık bir iş adamı grubuyla Bağdat’a giden Dış Ticaret Müsteşarı Kürşad Tüzmen, artık bizim de ‘hesabını-kitabını bilen’ bir ülke olmaya başladığımız izlenimini verdi. Tüzmen’in, “Irak, bize de yakın olacak” sözü yüreklerimize su serpti. Zira hem sorumuza cevap alıyor, hem de sınır komşumuza, bütün dünyadan mal akarken biz ‘bakar’ durumundan kurtuluyorduk. Tabii ABD bombaları, iki komşuyu birbirine bağlamaya çalışan bu ipleri kökünden koparmazsa... İçerisi toz-duman Kendisine dert yanan çiftçiden ‘daha da dertli’ çıkan “Tarım Bakanı’nın acı itirafı”nı ve parti kapattırma şampiyonu Erbakan’ın ‘yeniden siyaset’ umutlarını bitiren “Şok ceza”yı bir kenara bırakırsak, haftaya damgasını vuran iç gündem AB tartışmasıydı... Koalisyonun iki ortağı MHP ve ANAP arasında, uzun süredir devam eden “AB düellosu”, geçen hafta, birden bire ateşlendi ve daha geniş bir platforma yayıldı. “Komşularımızla nasıl barış kuşağı oluştururuz” konulu bir toplantıda, gündemin tamamen özüne uygun olan, “AB zaten almayacak, biz Rusya ve İran ile ilişkilerimizi geliştirelim” şeklindeki görüşünü beyan etmesi üzerine, anlamsız bir gürültü koptuğunu gören Org. Tuncer Kılınç, sözlerini ‘yeniden izah etmek’ zorunda kaldı. Anayasa’nın; değiştirilmesi teklif dahi edilemez bir maddesine karşıymış gibi tepki gören bu gözlemin, hakkıyle değerlendirilmesini mümkün kılacak sağlıklı bir zemin bulunmayınca, “İşimize bakalım” ifadesiyle yerini alan durağan konuma geçtik ve “AB değişmez hedefimiz” şeklinde ‘son nokta’yı koyduk... Hangisi kâbus?.. Gerçi, Avrupa yolundan dönmeyeceklerinin tekrar altını çizme ihtiyacı duyan koalisyon ortakları, “Sabote etmeyin” ve “Bizi AB karşıtı gibi gösterenlere gereken cevabı vererek Oyunu bozduk” türü açıklamalara devam ederek, kendilerini ‘garantiye aldılar’ (!). Toplumu ne kadar temsil ettiği bilinmeyen, hatta ‘şimdi seçim olsa’ anketlerine göre pek de temsil edemediği anlaşılan parti ve liderlerin tepkisini anlamak mümkün değildir. Org. Kılınç’ın; dış politikada ‘beyin cimnastiğine davet’ten ibaret olan sözleri, sanki Türkiye’nin ‘boynunda kireçlenme’ varmış da ‘batı’ya dönünce ‘doğu’ya hiç bakamazmış gibi, gereksiz bir hassasiyetle karşılanmıştır. Halbuki bilmiyorlar ki, “Size mahkumuz” anlamına gelen bu tek yönlü ısrarımız, yerini biraz ‘esnekliğe’ bırakabilse Avrupa da bu kadar ‘duyarsız’ davranamayacak ve ‘aşkımıza’ karşılık verecektir. Sahi, bu ‘yol haritası’ düşünmeyi ve konuşmayı yasaklayan ‘kâbuslar âlemi’ne götürmesin bizi... *** Görüşmek üzere...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT