BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > EKO LIFE

EKO LIFE

Afganistan’a yönelik operasyonun ardından, Avrupa ve ABD’nin o bölgeden ticaret yapmayı durdurduğu savaşın ilk günlerinde basında yer almıştı. Hindistan, Afganistan, Çin gibi pazarlardan, özellikle tekstil ürünlerini almayı bırakan Batılılar, Türk pazarına yönelmiş ve savaşın ‘faydası’nı görmüştük.



Türk tekstilinin savaş bereketi Afganistan’a yönelik operasyonun ardından, Avrupa ve ABD’nin o bölgeden ticaret yapmayı durdurduğu savaşın ilk günlerinde basında yer almıştı. Hindistan, Afganistan, Çin gibi pazarlardan, özellikle tekstil ürünlerini almayı bırakan Batılılar, Türk pazarına yönelmiş ve savaşın ‘faydası’nı görmüştük. Biz, savaş bitsin her şey tersine döner, diye düşünürken, Durman Mensucat Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Kahraman, bunun böyle olmadığını söyledi. Kahraman’ı dinleyelim: “Uzak Doğu’dan Türkiye pazarına büyük bir dönüş başladı. Çünkü ucuz diye tercih edilen Uzak Doğu ürünleri artık kabul görmüyor. Bu ürünler suni elyaftan yapılıyor, çoğu sentetik ve sağlık için de son derece zararlı. Hem Batı hem de Türk pazarında faaliyet gösterenler, mecburen Türk pazarına yönelince Uzak Doğu mallarının da ne kadar kalitesiz olduğunu gördü. Fransız modası bile artık Türk kumaşı istiyor, model istiyor, çizgi istiyor.” Türk tekstil pazarının kendi içerisinde çıkardığı ‘fiyat kırma’ rekabetine de değinen Kahraman, bu konuda şikayetçi: “Aynı ürünü 2-3 firma fiyat düşürerek yabancı müşteriye teklif ediyor. Bu hem müşteriyi kaçırıyor, hem haksız rekabete sebep oluyor. Bu rekabet ortamı kontrol edilmeli. Fiyat kırma Türkiye için bir kayıp.” Uzak Doğu’daki savaş halinin Türkiye’ye olumlu yansıdığını ve bunun neticelerini almaya devam ettiklerini belirten Kahraman, birçok uluslararası firmanın ürün alımlarını Türkiye’ye yönlendirdiklerini bunlar arasında, Bulgaristan, Yugoslavya, Romanya, Polonya, Macaristan, İran gibi ülkelerin bulunduğunu ifade etti. Kahraman, bir de gayrı resmi ihracatı anlattı: “Etrafımızdaki bazı ülkelere katır sırtında mallar götürüldüğünü biliyoruz. Bunlar inanamayacağınız ölçüde, çok büyük miktarlarda... Örneğin İran... Katır sırtında kumaşlar gidiyor bu ülkeye. Bu şekilde yapılan ihracatın 3-4 milyar dolar civarında olduğunu biliyoruz. En ciddi müşterilerimiz arasında Ermenistan bile var. Rusya ve Ukrayna, ille de ‘Made in Turkey’ markası istiyor. Ama tanıtım eksikliği çektiğimiz de doğru. Eğer Türk yetkililer, gerçek anlamda dünyaya Türk mallarının tanıtımını sağlayacak organizasyonlara ağırlık verseler, Türk tekstili dünyanın bir numarası olur.” Durman Mensucat Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Kahraman’ın sözlerine hak vermemek mümkün değil. Özel sektörümüz aslanlar gibi... Ancak ekonomi yönetimi, bunun farkında değil... Bu insanlar Ankara’dan sadece ‘yol göstermelerini’ istiyor. Ankara ise, ısrarla ‘üç maymunu’ oynuyor. Tanklarımız İsrail’e emanet Türkiye, 170 adet M-60 tankının modernizasyonu ihalesini sonuçlandırdı ve ihaleyi İsrail’in IMI firması 700 milyon dolarlık fiyat teklifiyle kazandı. İhaleye IMI ile birlikte American General Dynamics ve FNSS-Nurol şirketleri de katıldı. Milli Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu ve Genelkurmay Başkanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun da katıldığı karar toplantısında Başbakan Ecevit’in, tankların İsrailli firmaya verilmesinde bazı tereddütlerini dile getirdiğini öğrendik. Ecevit, Filistin ile İsrail arasında bir savaşın yaşandığı dönemde Türk tanklarının modernizasyonunun İsrailli bir firmaya verilmesindeki endişelerini toplantıdakilere aktarmış. Ecevit, alınan karar sonrasında, Filistin davasına duyarlı olan Türk toplumunun tepkisinin olumsuz olabileceği yönünde dikkat çekmiş. Sonuçta Ecevit, ikna edilmiş ve ihale İsrailli firmaya kalmış. Başbakan’ın toplantı sonrası verdiği bilgilerden öğrendiğimiz bunlar... Öğrenemediklerimize gelirsek... Bildiğimiz kadarı ile İsrailli firma, daha önce modernizasyon için 1 milyar dolar fiyat vermiş ve yüksek bulunarak görüşmeler askıya alınmıştı. Derken söz konusu firma, fiyatını birden 300 milyon dolar indirdi ve 700 milyon dolara ihale onlarda kaldı. Bu aşamada gündemde olan bazı soruları sıralamak istiyoruz: “şeffaflaşma” rüzgarının estirilmeye çalışıldığı bir dönemde, ihale de sonuçlandığına göre, ihaleye katılan diğer iki firma nasıl bir teklifle gelmişti? Onlar da yüksek fiyat mı vermişti? İsrail firmaya ‘fiyatını indirmesi’ için yapılan teklif bu iki firmaya da söylendi mi? Ecevit’i kim ikna etti ve iknanın çerçevesi neydi? Toplantıda Filistin olayına yönelik endişeleri bir tek Ecevit mi dile getirdi? Şeffaflık rüzgarının gerçekten estiğine inanmak istiyoruz... Ülker de dondurmacı oluyor Yaz ayları yaklaştıkça dondurma sektöründe de hareketlilik başladı. Gerçi dondurma sektörünün yetkilileri, “Dondurma kışın da yenir” diyerek propaganda yapıyorlar ama yaz aylarındaki canlılığı bir türlü yakalayamıyorlar. Türk piyasasına yerleşmiş ve artık klasik marka haline gelmiş yerli ve yabancı dondurma firmaları şimdiden reklamlara başladı. Burada hemen bir hatırlatma yapalım ve bu yıl işlerinin o kadar kolay olmayacağını belirtelim. Türkiye’nin gıda devlerinden olan Ülker grubu da dondurmaya girme kararı almış. Ülker yetkilileri, bugünlerde dondurmaya isim bulmak için yoğun bir çalışma içerisindelermiş. Red Bull, Türkiye’yi terkediyor Tarım Bakanlığı ile enerji içeceği Red Bull arasındaki yaklaşık 8 aylık mücadele ilginç boyutlar kazanmaya devam ediyor. Bilindiği gibi Bakanlık, bir süre önce Red Bull’un satışını ‘sağlığa zararlı’ bularak yasaklamıştı. Bakanlık’tan en son yayınlanan ve Resmi Gazete’de yayınlanan tebliğ, bu yasağı daha da resmileştirdi. Enerji içeceklerine litrede 150 miligram kafein sınırlaması getirildi. Tabii hemen gürültü koptu... Çünkü 71 ülke dahil bizde de satılan enerji içeceği Red Bull’un yetkilileri itiraz ettiler. Çünkü Red Bull 350 miligram kafein içeriyordu. Ekonomi sayfalarımızda, hatırlarsanız, hem Red Bull’a hem de Tarım Bakanlığı’na cevap hakları vermiş, iki taraf arasındaki bu çekişmeyi sütunlarımıza yansıtmıştık. Tarım Bakanlığı’nın tebliğinin ardından Red Bull Türkiye Genel Müdürü Aykut Ferah’tan açıklamalar geldi. Ferah, “Bakanlığın aldığı karar Dünya Ticaret Örgütü Anlaşması’na, bu örgütün kuruluş anlaşmasına, Gümrük Birliği’ne ve Türkiye’nin AB’ye verdiği taahhütlerin hepsine aykırıdır” diyor. Dış Ticaret Müsteşarı Kürşat Tüzmen’e de sesleniyor Aykut Ferah: “Bu kararın alınmasında size danışıldı mı?” Türk ekonomisine 2002-2006 yılları arasında 153 milyon dolarlık bir ihracat katkısı yapmayı hedeflediklerini ancak bu karardan sonra bunların iptal edildiğini belirten Aykut Ferah şöyle devam ediyor: “Red Bull GmbH, Türkiye’den aldığı soğutucu ve tekstil malzemelerinin 20.5 milyon dolarlık ilk altı bölümünü iptal etti. 15 milyon dolarlık ikinci bölümünün iptali de şu anda gündemde. Red Bull GmbH, Türkiye’yi Asya ve Afrika’nın üretim merkezi yapmak için yatırıma gelecekti. Bu da ertelendi. Ülke genelinde 63 dağıtım şirketimiz var ve buralarda 540 insan çalışıyor. Yasaklama yüzünden stoklar tükendiği için bunlar şimdi boş oturuyorlar. Bu insanların hepsi işsiz kaldı. Sekiz aydır olağanüstü bir durum yaşıyoruz. Hukuk hiçe sayılıyor, uluslararası anlaşmalar hiçe sayılıyor. 27 yaşında bir genç olarak bu durumda artık söyleyecek bir şey bulamıyorum. Bizim karşımıza hiçbir bilimsel belge getirilmeden böyle bir uygulamaya gidilmesini anlayamıyoruz. Red Bull GmbH yetkilileri, şu anda Türk pazarından çekilmeyi ve bu ülkeye yapılacak yatırımın bölgedeki bir başka ülkeye kurulmasını görüşüyor. Bu karar alınırsa, Türkiye, yabancı yatırımcının karşısında büyük itibar kaybına uğrayacaktır.” Tarım Bakanlığı ve Red Bull arasındaki mücadele şimdi bu aşamada... Yabancı yatırımcının ülkeye gelmesi için seferber olduğumuz bu günlerde Red Bull’un Türkiye’yi terketmesi ne gibi sonuçlar doğurur? Sanırım bunun cevabını en iyi Tarım Bakanlığı verecektir.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT