BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bilsem ki Döneceksin

Bilsem ki Döneceksin

Uçakta yer bulamayınca Ankara’ya trenle geldiler. Rahat bir yolculuk yapmış, bu arada senaryonun bazı ayrıntıları üzerine sohbet etmişlerdi. Necip Bey sözü fazla döndürüp dolaştırmayı sevmiyordu. Sabiha onun en çok bu yönünü beğeniyordu.



Uçakta yer bulamayınca Ankara’ya trenle geldiler. Rahat bir yolculuk yapmış, bu arada senaryonun bazı ayrıntıları üzerine sohbet etmişlerdi. Necip Bey sözü fazla döndürüp dolaştırmayı sevmiyordu. Sabiha onun en çok bu yönünü beğeniyordu. Gece uyumuş uyanmış ve bol bol sohbet etmişlerdi. Yemekli vagonu ziyaret ederek yolculuk sırasında mola vermeden yemek yemenin tadına varmışlardı. Ankara Garından bir taksiye binip önce Sabiha’nın evine uğradılar. Kapı kapalıydı. Komşuları Hayriye Hanımın yanına gittiler. Kadın Sabiha’yı bir anda karşısında görünce sevinçle kucaklayıp yüzlerini öptü. Halini hatırını sordu. Sabiha yol yorgunuydu. Onunla uzun uzun konuşmak istemiyordu. Yanındaki Necip Bey’i amcası olarak tanıttıktan sonra babaannesinin kaldığı yeri sordu. Kadın, ne adresi ne de telefon numarasını biliyordu. Büyükbabasının ise henüz dönmediğini söyledi. Yine de Hayriye Hanım kendisi kadar diğer komşu kadınların da aynı konuyu merak edeceklerini düşünerek Sabiha’nın günlerdir nerede olduğunu, kiminle kaldığını öğrenmek istedi. Sabiha: - Teyzeciğim, bunları daha sonra uzun uzun konuşuruz, diyerek yanından ayrıldı. Tekrar evlerine döndü. Anahtarı çantasıyla birlikte kaybolduğu için içeri giremedi. Onun eve girmekte ısrar ettiğini görünce Necip Bey sordu: - İstanbul’a dönmekten vaz mı geçtin? Yoksa evden almak istediğin bir şeyler mi var? - Vazgeçmedim ama ne yapacağımı tam olarak bilemiyorum. Bütün özel eşyalarım burada. - O konuyu hallettiğimizi zannediyordum. Sabiha pencereden baktı. Ders çalışırken kullandığı tahta masa, beyaz formika televizyon dolabı, örtüsü solmuş iki kanepe, dolabın hemen yanında ailenin tarihi kadar eski bir köşesi kırık ayna, onun hemen yan tarafındaki çividen sarkan kaya şimşirinden el yapımı tesbih ve diğer eşyalar... Evin içinde her şey yerli yerindeydi. Evden çıkarken perdeleri kapatmayı unutmuşlardı. Bu unutkanlık onların evi normal olmayan şartlarda ya da böyle ayrıntılarla uğraşamayacak bir halde terk ettikleri anlamına da geliyordu. Necip Bey, Sabiha’nın eve baktıkça hüzünlendiğini ve neredeyse ağlamak üzere olduğunu görünce yolun kenarında kendilerini bekleyen taksiciye işaret eti. Araba hemen evin önüne yaklaştı. Necip Bey omzuna yaslanan Sabiha ile taksiye doğru yürüdü. Genç kız daha fazla dayanamadı. Gözlerinden birkaç damla yaş yanaklarına doğru aktı. Taksiye bindiler. Onların uzaklaşmasını meraklı bakışlarla seyreden Hayriye Hanımın da gözleri yaşlıydı.  İki günlük Ankara seyahatinden eline geçen yalnızca ayrılık elemi ve yorgunluktu. Acaba büyükbabası milyonların yaşadığı İstanbul’da kendisine ulaşabilecek miydi?.. Buna yetecek kadar ömrü var mıydı?.. Daha önemlisi ona kavuşmak için Sabiha’nın ne yapması gerekiyordu. Genç kız okulda sık sık dalıp gidiyor, sınıfta olduğunun farkına varması bazen uzun zaman alıyordu. > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109156
    % 1.14
  • 3.8206
    % -0.38
  • 4.5076
    % 0.05
  • 5.1028
    % -0.67
  • 153.399
    % -0.43
 
 
 
 
 
KAPAT