BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıskanç

Kıskanç

Ne hikmetse adımları ağırlaşmaya, bedenini taşımakta zorlanmaya başlamıştı. Yürüyordu ama ezbereydi. Kapının dibine geldiğinde, kalbi heyecandan küt küt atıyordu. “Allahım bana güç ver” dedi. Bir müddet kulak kabarttı içeriye ve...



Asansörün üçüncü katta durmasıyla birlikte, çevik bir hareketle kapıyı açtı bekçi. İşte koridora çıkmıştı ve Kemal beyin söylediğine göre şirketinin ofisi şu ilerideki eskitme mobilyalı kapıydı. O tarafa yöneldi. Ama ne hikmetse adımları ağırlaşmaya, bedenini taşımakta zorlanmaya başlamıştı. Yürüyordu ama ezbereydi. Kapının dibine geldiğinde, kalbi heyecandan küt küt atıyordu. “Allahım bana güç ver” dedi. Bir müddet kulak kabarttı içeriye. Acaba Kemal bey ne yapıyordu? Canlılıkla ilgili bir emare var mıydı? Bir öksürük, bir bilgisayar tuşlarının sesi ya da ne bileyim bir telefon konuşması gibi... Duyguları vehimlerine doğru yol alıyordu. Evet, içeride hiç ses seda yoktu. Demek ki bu adam intihar etmeye gelmişti buraya? Hemen harekete geçip kurtarmalıydı! Parmağını düğmeye yaklaştırdı. Nasıl da titriyordu? Neredeyse kalbi duracaktı. Bir mıknatıs gibi, zil butonu parmağını geri ittiriyordu sanki. Bunlara sebep olan tek şey, kararsızlık duygusuydu tabii ki... Son bir gayretle düğmeye bastı. Ama ne basış: “-Zııırrrrrrrrrrr!” İçeride Kemal beyin yüreği ağzına geldi. Masasından bir ok gibi fırladı. “Allah kahretsin” dedi. “Buldular beni” Eli ayağı birbirine dolaştı... Cevap vermemeliydi. Kesinlikle içeride kimsenin olduğunu belli etmemeliydi. Şaşkın şaşkın bir o tarafa bir bu tarafa bakındı. Saklanmak isteyen hırsızlar gibiydi kendi bürosunda. Neden gelmişti bu sessiz vakitte buraya? Aklına geldi birden: “Güvenliği aramalıyım!” Sekreter kız Sedef güvenliğin telefonunu biliyor olmalıydı. Ses çıkartmamaya dikkat ederek odasından çıkıp, Sedef’in masasına yaklaştı. Bu arada kapının zili bir daha öttü acı acı: “-Zııırrrrrrrrrrr!” Kemal bey, alnına biriken terleri silerek, Sedef’in telefon fihristini buldu. Aceleyle “G” sayfasını açtı. Güvenliğe baktı. İşte bina güvenliğinin telefonu yazılıydı. Alelacele tuşlara bastı. Evet çalıyordu: “-Haydi koçum aç telefonu haydi!” diyordu. Ama telefona cevap veren yoktu. “Eyvaah!” dedi Kemal bey, “Çocuğu hakladılar. Sonra geldiler. Vay başım... Allahım bana yardım et!! “Hemen 155 polis imdat”ı aramalıyım. Hemen! Elinden yere düşmüş telefon ahizesini son bir gayretle yerden alırken, zil bir daha çaldı: “-Zıırrrrrrrrrrrrrrr” Ardından boğuk bir ses, Kemal beyin yüreğini ağzına getirdi: “Kemal beey! Kemal Beeey!” Ve kapıya atılan bir omuz darbesi... Bu, en son gelişme yorgun iş adamının kaldıracağı yük değildi. Telefon ahizesi elinden düşerken, Kemal bey de Sedef’in sekreter koltuğuna yığılıp kalmıştı... O an bitmişti her şey... Artık kapıya omuz darbesi de vurulsa, kapı da kırılsa fark etmezdi. Artık Kemal bey duymayacak, hissetmeyecekti... Güvenlik görevlisi sinir krizine girmişti. Haberlerde izlediği göz altına almalar, derinliğine soruşturmalar zaten hep yüreğini ağzına getiriyordu. “Ya bizim iş hanında da böyle bir olay olsa, ben de sorguya çekilirsem ne yaparız hanım?” diyordu, eşi Zeynep’e. İşte şimdi bir iş adamı intihar etmişti! Binada şu an bir tek kendisi vardı. Kurallara göre, bu saatten sonra amirine sormadan kimseyi içeri almamalıydı. Öyleyse bu adamın buraya girmesine ne için izin vermişti? Dolayısıyla bu adamı kendisinin öldürmediğine kimi nasıl inandıracaktı? Gözlerinden sıcak damlalar kederden genç yaşta derin çizgiler oluşturan yanaklarından aşağı süzülmeye başladı. Gariban eşi Zeynep geldi gözlerinin önüne. Bugün yarın bir çocukları olacaktı. Genç kadın kocasına demişti ki: “Amirinden iki gün içinde izin iste. Bebeğimiz olacak. Paramız var mı?” Demişti ki Zeynep’ine, “Her ay on milyon biriktirdim. Hastane paramız var. Güvenlik amiri hele o gün gelsin, birşeyler düşünürüz demişti. Ona söylerim. Hem para isterim hem izin...” Yarın izin isteyecekti. Ama şimdi ne olacaktı hali? “Ah Zeynep’im, ben mapuslara düşersem sana kim bakacak çileli yarim? Ben öldürmedim. İntihar edeceğini bilseydim izin vermezdim. Bir suçum yok benim. Seni kim götürecek hastaneye? Kim ödeyecek paranı? Bebeğimiz ne olacak? Kendi vehminin son noktasına geldiğinde çıkardığı feryat ile birlikte, kapıya olanca gücüyle yüklendi: -Ne olur ölme Kemal bey... Ölme geldiiimmm... > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT