BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kenarın dilberi

Kenarın dilberi

Hasmın sitemini anlamamak hasma sitemdir. Hasmın sitemini anlamamak hasma sitemdir! Günlerdir kulaklarımda yankılanıyor bu cümle. Rahmetli anneannem söylerdi sık sık. Anlamsızca size sataşmada bulunan birisi olursa siz de hatırlayın. Bunlar eski ve anlamını tam taşıyan kıymetli sözler. Bir de ‘Kenarın dilberi ne kadar nazik olsa nazenin olamaz’ derler. Eh bu sözü doğrulayacak çok örnek var günümüzde.



Hasmın sitemini anlamamak hasma sitemdir. Hasmın sitemini anlamamak hasma sitemdir! Günlerdir kulaklarımda yankılanıyor bu cümle. Rahmetli anneannem söylerdi sık sık. Anlamsızca size sataşmada bulunan birisi olursa siz de hatırlayın. Bunlar eski ve anlamını tam taşıyan kıymetli sözler. Bir de ‘Kenarın dilberi ne kadar nazik olsa nazenin olamaz’ derler. Eh bu sözü doğrulayacak çok örnek var günümüzde. Sokak ağzıyla konuşmak, tartışırken edepten ayrılmak, bir fikri savunurken hakarete varacak ifadeler kullanmak bize yakışmaz. İşte bütün mesele de bu zaten. İnsan konuşurken, dudaklarından dökülen sözlerin kendisine yakışıp yakışmadığını tartmalı. Eğer hafif kalıyorsa ve genel üsluba aykırı düşüyorsa imtina etmeli. Diyeceksiniz ki, ‘Hangi yüzyılda yaşıyorsun?’ Haklısınız. Anlayışım ikibinli yılların hızlı yaşamına ve düşünmeden konuşma meyline pek uyum sağlamıyor. Ama insanları değiştiremezsiniz. Bana doğru gelen biçimde yaşamak doğal hakkım. Elbette bu hakka herkes sahip. Yani, her koyun kendi bacağından asılır. Konuşma biçimi kişiyi ele verir. Aslını inkâr etme eğilimi olanları zora sokar. Kendilerini ne kadar sıksalar, bir gün bir yerde mutlaka açık verirler. Ağızdan kaçan tek sözcükle asıllarına dönerler. Konuşmak bir sanattır. Beyinle dil arasında mutlaka uyum olmalı, mantık son şekli vermelidir cümlelere. Sırf bu yüzden hepimizin ana dili aynı olduğu halde aynı biçimde konuşmayabiliyoruz. Düzgün konuşmak için doğru düşünmek şarttır. İnsanın kendi hırslarına kapılması, kendisini müdafaa etmeye çalışması, bu uğurda iftira etmesine ya da hakaret sınırına yaklaşmasına sebep oluyorsa bu yanlıştır. Bütün bunlar nereden çıktı şimdi? İyi bir soru. Bunlar aslında hep aklımda ama yazıya dökmek için bir sebep bekliyordum. Sebep, Cuma akşamı televizyon ekranından geldi. Hakkımda konuşanın sözcüklerini dinlerken yazmam gerektiğini anladım. Türkçe konuşmak konusundaki hakimiyetini bildiğim, mesleğimi kendisinden öğrendiğim bir kişi bile milyonların huzurunda mahalle ağzını tercih edebiliyorsa halimiz vahim diye düşündüm. O ki bana ekranda kullandığımız dilin gençlere örnek olacağını öğretmiş. Bu dilin dünyanın en güzel dillerinden birisi olduğunu bildirmiş. O ki, televizyonun çok güçlü bir araç olduğunu, doğru işlere hizmet etmesi gerektiğini anlatmış! Şimdi, alın karışlamaktan, köprüden atlamaktan dem vuruyor. Zaman dünyayı, insanları değiştiren bir canavar sanki. Tanıdığınızı zannettiğiniz simaları hiç bilmediğiniz şekillere sokabiliyor. Bunları düşündüğüm için sizlerle paylaşıyorum. İşte yine aynı yankı. Hasmın sitemi... Kenarın dilberi...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT