BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bilsem ki Döneceksin

Bilsem ki Döneceksin

Galata’yı, üzerindeki köprüleri ve kıyı boyunca uzayıp giden sur kalıntılarıyla iç içe geçmiş binaları seyrederek ilerliyorlardı.



Galata’yı, üzerindeki köprüleri ve kıyı boyunca uzayıp giden sur kalıntılarıyla iç içe geçmiş binaları seyrederek ilerliyorlardı. Süha Bey sözlerine devam etti. - Galata, Bizans döneminde tüccarların en çok uğradıkları yerlerden biri olmuş. Bu kıyılarda cami, Rum ve Ermeni kiliseleri ile sinagog bir arada. Balat, Ayvansaray ve Cibali civarları 1950’li yıllarda çeşitli sebeplerle azınlıkların buraları terk etmeleri üzerine bu semtlerdeki Rumların sayısı son yıllarda iyice azaldı. Yahudilerin en yoğun olarak yaşadıkları Balat’taki Osmanlı’dan kalma 6 tekkeden bugün sadece birinin kalıntıları var. Kıyı boyunca uzayıp giden 5 kilometre uzunluğundaki surların ise pek azı ayakta... Biliyorsunuz İstanbul’un çağ açan fethinde kuşatma 52 gün sürdü. Liman ağzına gerili zinciri aşamayan Osmanlı gemilerinin mutlaka Haliç’e girmesi gerekiyordu. Bunun için de tek çare teknelerin karadan yürütülmesiydi. Fatih Sultan Mehmet akıl almaz plânını uygulamaya koydu. Tarihte bir eşine daha rastlanmamış bu karadan gemi yürütme teşebbüsü bir gecede başarıya ulaştı. Sabah gözlerini açan Bizanslılar bu inanılmaz manzarayı görünce paniğe kapıldılar. Fatih’e ait bu tarihi buluş bin yıllık Bizans’ın son imparatoru Constantinus’u endişeye düşürdü. Barış anlaşması yapmak istedi. En ağır şartları dahi kabul etmeye hazırdı. İstanbul surlarına kadar olan yerleri tamamen terk etmeyi, Sultanın kararlaştıracağı en yüksek vergiyi ödemeyi teklif ediyordu. Hatta Bizans’taki güvenlik kuvvetlerinin Türkler tarafından tayinine bile razıydı. Bu teklifleri getiren Bizans elçilerine Sultan Mehmet: “Ya ben Bizans’ı alırım, ya Bizans beni!” diyerek cevap verdiğinde sadece 21 yaşındaydı. Aynı gün Haliç üzerine bir köprü yapımına karar verdi. Kalasların demir çengellerle birbirlerine bağlanmasıyla 380 metre uzunluğunda ve beş askerin yan yana geçebileceği bir köprü yapıldı. Hem de bir günde. “Duayı bırakanlar öbür dünya cehenneminde yanacaklarsa, kılıcı bırakanlar da bu dünya cehenneminde yanacaklardır.” diyen Fatih, havan topu dediğimiz, görmeden ateş eden topların da ilk bulucusu. Kızları askere almadıkları için bazı konular sizlere her zaman yabancı. Karşıdan Fener Rum Patrikhanesini seyrettikten sonra akşam üzeri Eyüp semtinde bulunan Eyüp Sultan Camii ve türbesine vardılar. Arabayı uygun bir yere park ettiler. Akşam namazı yakın olduğu için bahçeyi, avluyu, türbeyi ve camiyi acele acele gezdiler. Süha Bey, Eyüp Sultan hazretleri hakkındaki bilgileri dönüş yolunda anlattı. Böylece vakit kazandı. Kızların fazla geç kalmalarını istemiyordu. - 670 yılında İstanbul’u kuşatmaya gelen Emevi orduları arasındaki Peygamber sancaktarı Hz. Ebu Eyyub El-Ensâri, İstanbul surları önünde şehit düşen bir büyük sahabedir. Peygamberimiz Medine’ye hicret ettiğinde onu evinde misafir etmiştir. İstanbul’un fethini müteakiben Akşemseddin’in Eyüp Sultan’ın kabrinin yerini ortaya çıkarmasından sonra Fatih Sultan Mehmet’in emriyle inşa ettirilen Eyüp Sultan Camii, İstanbul’da yaptırılan ilk ve en eski camilerden olması dolayısıyla önemlidir. Yurdumuzda en çok ziyaret edilen yerler arasındadır. 1766 yılındaki İstanbul depremi sırasında yıkılmış, daha sonra 3. Selim tarafından yeniden inşa ettirilmiş. Bizans zamanında Hıristiyanlar bile Eyüp Sultan türbesine hürmet göstermişler, kıtlık ve kuraklık olduğunda etrafında toplanarak dua etmişlerdir. Osmanlılarda padişahların kılıç kuşanma merasimleri bu türbenin önünde ve cuma günleri yapılırmış. Burası İslam aleminin en kutsal yerlerindendir... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT