BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıskanç

Kıskanç

Kocasını yolcu eden Ayşe, buruk duygularla tekrar mutfağa döndü. Yarım kalan bardağındaki çayı tek başına yudumlayacak sonra da masayı toplayacaktı... Murat da, eşinin herşeyi bir tarafa bırakıp kendisine hazırladığı kahvaltının mutluluğuyla arabaya bindi.



O sabah, eşi Ayşe’nin sesiyle uyanan Murat oldukça yorgun ve bitkin gözüküyordu. Saati sordu hanımına: -Çok geç kaldım. Biraz daha uyusam diyorum Ayşe. -Kahvaltı hazır. Ayrıca büroya gitme vaktin de yaklaşıyor. -Çok yorgunum? -Tabii yorgun olursun. Gece yarılarında uyursan öyle olur. Hiç alışık değilsin ki. -Anlıyorum. Tamam kalkıyorum canım. -Haydi kahvaltıya gel çabuk. Murat kalktı, elini yüzünü yıkadı. Bu arada uykusu da iyice açılmıştı. Kahvaltı masasında Ayşe ile yalnızdı. Kızı Emel henüz uyuyordu. Gözlerle eşine teşekkür etti. Sandalyeyi çekip masaya oturdu. Çayından bir yudum aldıktan sonra minik ekmek dilimine uzanırken sordu: -Bana kızgın değilsin değil mi Ayşe? -Yoo, neden kızacağım ki? -Aslında sen bir harika kadınsın. İnan ki senin hakkını nasıl ödeyeceğimi bilmiyorum. -Bizi unutmazsan ödersin Murat. Biz sadece senin sevgin ve ilgine muhtacız. -Hiç üzülme karıcığım. Bu duygular bende ilk zamanki kadar taze. Hatta her geçen gün daha da artıyor. -İnşallah hep öyle olur. Kahvaltı boyunca birbirlerine iyi niyetli duygularla iltifatlarda bulundular. Kahvaltı sonrası büroya geç kaldığını söyledi Murat: -Hemen yola çıkmalıyım. -Sen bilirsin. -Akşama bir ihtiyaç var mı? -Ekmek al sadece. Başka bir şeye gerek yok. Bir de senden rica edeceğim. O kadınla avukatlığın dışında fazla ilgilenme. -Hiç merak etme. Zaten artık bir daha ancak mahkemeye çıkarken görüşürüz. Çünkü ihtarname çekileli çok oldu. Cevabı birkaç güne kadar gelir ve mahkemeye gideriz. Ben işin parasındayım. Yoksa bana ne elin kadınından Ayşe? -Ne bileyim bana hiç de öyle gelmiyor. Sanki şimdi büroya gider gitmez onu görecekmişsin gibi bir duygu var içimde. -Yanılıyorsun hayatım. Sana öyle geliyor. Sabahın köründe daha o yatağından bile kalkmaz. -İnşallah... -Haydi kendine iyi bak canım, Allaha ısmarladık. -Güle güle Murat, yolun açık olsun. Kocasını yolcu eden Ayşe, buruk duygularla tekrar mutfağa döndü. Yarım kalan bardağındaki çayı tek başına yudumlayacak sonra da masayı toplayacaktı... Murat da, eşinin herşeyi bir tarafa bırakıp kendisine hazırladığı kahvaltının mutluluğuyla arabaya bindi. Büroya yollandı. Ayşe nereden biliyordu işlerin böyle olacağını? Nereden biliyordu o kadının sabahın köründe büroya geleceğini? “İster misin, gider gitmez Berrin’i büroda göreyim?”, “Yok canım daha neler?” dedi kendi kendine... Kendisi bile görevi icabı gitmek için zor kalkmıştı. Böylesi duygularla sürdü yolculuk. Kazasız belasız büroya ulaşmıştı. Merdivenlerden yukarı çıktı. Sekreter Burcu her zamanki gibi masasının başındaydı. Poğaça ile kahvaltı yapmaktaydı. Murat beyi görünce ayağa kalktı. Göz göze geldiler: -Günaydın. -Günaydın Murat bey. -Ne haber Burcu? -İyilik efendim. Berrin hanım geldiler. İçeride Haluk beyle beraberler. Şok oldu Murat. Ağzı açık kaldı: -Berrin hanım mı? -Evet efendim. Neredeyse onbeş dakikadır burada. Genç avukat, şaşkınlığını sekreter kıza belli etmemeye çalışsa da evden çıkarken hanımıyla konuştuklarını düşünüyordu. “Allahım bu nasıl bir şey böyle?” dedi. İster istemez odasına girmesi lazımdı. Kapıyı açtı. Evet işte Haluk beyle birlikte Berrin hanım kendisini bekliyordu... > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT