BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > BİR KAYMAKAMIN DEFTERİNDEN

BİR KAYMAKAMIN DEFTERİNDEN

ABD’deki gözlemlerimden birisi de şuydu: Herhangi bir daireye gidince gerekirse ilgili görevli tarafından evrak dolaştırılır, mümkün olan en az kişi ile muhatap olunur.



ABD’deki gözlemlerimden birisi de şuydu: Herhangi bir daireye gidince gerekirse ilgili görevli tarafından evrak dolaştırılır, mümkün olan en az kişi ile muhatap olunur. Bizde elinde evrak insanlar serseri mayın gibi oradan oraya dolaşırlar. Bu, devlet millet içindir anlayışına sahip olmayan ülkeler için söz konusudur. Bosna’da ABD benzeri uygulamayı görünce sevindim. Onların şansı var... Dürüstlük en iyi politikadır. Bir bankada 25 kişiyi 50 metrekare yere sığdırırsınız ama resmi dairelerde her memura (veya ikisine, üçüne) bir oda vermek zorunda kalındığı için hizmet binaları hiçbir zaman ihtiyaca yetmez. Hele şube müdürleri vs... Müstakil oda olmazsa verimli çalışamazlar. Yer sıkıntısı şikayeti olan daireyi gezin oda kullanımındaki mantıksızlığı, israfı mutlaka görürsünüz. Hizmete göre oda düzenlemesi değil, çalışanların statülerine göre yerleşim söz konusudur. Maliye, tapu, nüfus gibi bazı dairelerde salon sistemi nispeten uygulanmaktadır. Kaynaklar bu sebeple hizmet binası yatırımı gibi verimsiz alanlara yönelir. Her kurum kendi dairesini, arabasını, makine parkını vs.. ister. Ankara’da TEDAŞ’ta (bugünkü Enerji Bakanlığı’nın imparatorluk binası) bir daire başkanını ziyaret ettiğimde yer sıkıntısından şikayet ettiğini hatırlıyorum. 35 m2’lik odasına girmek için 20 m2’lik sekreter odasından geçmek gerekiyordu. Buna ne yer ne de bina dayanır... Kalkınan bir ülkede hizmet binalarına bu kadar para harcanırsa krizden şikayete kimsenin hakkı ve yüzü olamaz... Ambulanslarda filanca belediye ambulansı vs.. türündeki yazının gerekçesi nedir acaba? Vatandaşı, ambulansın sahibi ne ilgilendirir. Filanca kurumun malıdır yazılı binaların kaçırılma tehlikesi mi vardır? Resmi hizmete mahsustur deyince bir yanlış anlama mı düzeltilmek istenmektedir. Bir de şu pankartlar... Turist döviz getirir, temizlik ister (biz istemeyiz).” NE GÜZEL GÜNLERMİŞ Orgeneral Fahrettin Altay, hatıralarında Konya’da 2. Ordu Müfettişi iken Ankara’dan gelen bir şifreli talimattan sözediyor. Talimatta, “Konya’dan bir çiftçi mebus seçip gönder” deniliyormuş. Göndereceği milletvekilinin şartları da belirtilmiş: “Meclisteki hayatında hal ve vaziyeti ve kıyafeti esas memleketindeki gibi olacak, meclis içtimalarına ve her yere kasketi, poturu ile gelecek, gündelik hayat ve yaşama tarzını değiştirmeyecek, yalnız merasim günlerinde herkes gibi frak-jaket ve redingot giyecek.” .... Eskiden milletvekiline varıncaya kadar seçip vatandaşının önüne koyan devlet, şimdi bu işi yarım yamalak partilere bıraktı da ne değişti sanki.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT