BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıskanc

Kıskanc

Telefonu kapatır kapatmaz, büyük bir yanlışlığın yaşandığını öğrenmiş olarak telaşlandı Kemal... Bu öyle bir yanlışlıktı ki, hem eşi Berrin hâlâ kendisinin ona karşı beslediği duygulardan habersizdi. Hem de kendisinden çok eşi tehlikedeydi...



Telefonun son tuşuna da basacakken, aklına bir şey gelmiş olmalı ki, vazgeçti. “Dur” dedi kendi kendine. “Önce şu Sedef’i arayayım. Bir de ona sorayım. Bakalım ne demiş bizim hanımefendi. Kendisine yazdığım notu okuyunca, içindeki evrakı da dışı gibi yırtıp atmış mı?” Vazgeçti ve bu sefer Sedef’i aramaya başladı. Çok geçmeden Sedef telefondaydı işte: -Alo buyurun? -Ben Kemal, Sedef... -Aaa, Kemal bey... Nerdesiniz? -Şu an ofisteyim. Sen ne yapıyorsun? Sedef patronunun sesini duyunca, yaşadığı heyecan dolu saatlerin verdiği üzüntüyle ağlamaya başlamıştı telefonda. Kesik kesik ağlarken aynı zamanda birşeyler anlatmaya çalışıyordu: -Kemal bey bilsen neler oldu... -Neler oldu kızım? -İsterseniz hemen gelip anlatayım efendim. -Hayır hayır gelmene gerek yok. Telefonda anlat. Beni de merakta bırakma... Sedef o gün ofiste yaşadıklarını, hem de ağlaya ağlaya anlatmaya başladı. Kemal bey duydukları karşısında bir tuhaf oluyordu... Sedef’in konuşması sonlanırken alnından aşağı boncuk boncuk ter aktığını hissetti Kemal. -Vay bee, dedi... “Yani şimdi Berrin’in o nottan haberi yok öyle mi? -Olmadı efendim. -Not o adamların eline mi geçti? -Muhtemelen evet. -Kim olduklarını biliyor musun? -Bilmiyorum ama, Rasim beyin adamları olduğu kesindi. -Anladım kızım. Çok teşekkür ederim anladım. Telefonu kapatır kapatmaz, büyük bir yanlışlığın yaşandığını öğrenmiş olarak telaşlandı Kemal... Bu öyle bir yanlışlıktı ki, hem eşi Berrin hâlâ kendisinin ona karşı beslediği duygulardan habersizdi. Hem de kendisinden çok eşi tehlikedeydi. Çünkü bütün mal varlığının ve paraların onun üzerine olduğunu öğrenmişti Rasim bey. Rasim bey böyle bir durumda hemen sonuca ulaşabilirdi. Yüreği ağzına geldi. Yoksa Berrin’in evde cevap vermemesinin sebebi bir cinayet sonucu muydu? Yoksa Berrin’i öldürmüşler miydi? -Hayır, dedi. Onu öldüremezler. Çünkü öldürürlerse parayı alamazlar. Öyleyse ne yaparlar? Bir kere daha çevirdi ev telefonunu. Acı acı çalmasına rağmen telefona cevap alamıyordu. Kalkıp hemen eve gitmeye karar verdi. Ne pahasına olursa olsun, eve gitmeli ve Berrin’in durumunu görmeliydi. Tam yerinden kalkacakken, Berrin’i bir kez daha cep telefonundan aramak geldi hatırına... İşte bu kez telefon çalıyordu... “Allahım sana şükürler olsun!” dedi. “Aç haydi Berrin aç!. Aç ne olursun sesini duyayım. İstersen bana bağır çağır. Ama aç şunu!” Kemal bu duygular içersinde, telefonun açılmasını bekleyedursun, Berrin de Murat beyin ofisinde, çalan telefon sesiyle, çantasında akrep varmışçasına yerinden hoplamıştı: -Ay yine arıyor! Haluk bey hiç telaşlanmadan ama ibretle durumu izliyordu. “Bunlar kendilerini kura kura bir hal olmuşlar” dedi içinden. Murat beyin de telaşlandığını görünce bu kez olaya müdahil oldu: -Yahu arkadaşlar size ne oluyor Allah aşkına. Telefon denilen alet illa ki tehdit için mi aranır be. Siz kafayı mı yediniz. -Ama Haluk bey? -Yahu Berrin hanım lütfen bu kadar telaşçı olmayın. Rica ederim. Arayan da adam. O da insan. Onun da canı var. Bu arada telefon ısrarla çalıyor, çalıyordu. Nihayet Murat elini uzattı: -Eğer siz konuşamayacaksanız verin ben konuşayım. -Alın buyurun. Berrin’in canına minnet olmuştu. Murat ise hayatında ilk defa bu kadar heyecanlanmıştı. O da Berrin’den etkilenmiş olmalı ki telefonun bir tehdit telefonu olduğuna göre hazırlamıştı kendisini. Sertçe cevap verdi: -Alo. Kemal bey, Berrin’in telefonunda bir erkek sesi duyunca şok oldu. Neredeyse düşüp bayılacaktı. > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109156
    % 1.14
  • 3.8206
    % -0.38
  • 4.5076
    % 0.05
  • 5.1028
    % -0.67
  • 153.399
    % -0.43
 
 
 
 
 
KAPAT