BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bilsem ki Döneceksin

Bilsem ki Döneceksin

Bir saate yakın ara sokaklarda mekik dokudular. Necip Bey’in adım atacak hali kalmayınca Sabiha ona isteksizce ayak uydurdu.



Adım atacak hali kalmadı! Bir saate yakın ara sokaklarda mekik dokudular. Necip Bey’in adım atacak hali kalmayınca Sabiha ona isteksizce ayak uydurdu. Geri dönüyorlardı. Genç kız bugün öğleden sonrasını bu işe ayırmış Necip Bey’i de yanına alarak önce Tepebaşı’ndaki o lokantaya uğramışlardı. Aradıkları garsonu bulamadılar. Lokantanın sahibi olayı öğrenince çok üzüldü. Caddenin en eski lokantalarından biri olan bu iş yerinin ciddi bir müessese olduğunu ve bugüne kadar saygınlığına gölge düşürmediğini ısrarla anlattı. Garson, günlerdir iş yerine uğramıyordu. Duyduklarından sonra, lokantaya ayak bastığı anda onu karakola teslim edeceğini söyleyerek teminat verdi. Lokantadan sonra genç kızın o gece Necip Bey’i telefonla aradığı ekmek fırınını buldular. Sabiha’nın gecenin karanlığında koşarak uzaklaştığı çingene mahallesindeki evi aradılar. Karışık sokaklara, daracık caddelere, başı sonu belli olmayan mahallelere girip çıktılar. Taş duvarlı bahçe içindeki o eve rastlayamadılar. Dönmekten başka yapacak bir şey yoktu. Necip Bey yarım gününü bu işe harcamış, onca yol yürümelerine rağmen bir netice elde edemeden döndükleri için canı sıkılmıştı. Bu sıkıntıya, Sabiha’nın biraz olsun rahatladığını görmek için katlanmıştı. Genç kız gerçekten rahatlamış mıydı? Yüzündeki ifadeden bunu anlamak imkânsız gibiydi. O yaşında Necip Bey’i yormuş, ter içinde bırakmıştı. Aradıklarını bulamadığı için ispatlayabildiği bir şey de yoktu. Bütün gayreti geride kalan çantası ve nerede kaybettiğini tam olarak bilemediği kolyesi için miydi? Garsonun ve çingene gencinin cezalarını anında uygulamış, ikisini de yaptıklarına pişman etmişti. Sebep her ne olursa olsun Sabiha o insanlarla bir defa daha karşılaşmak istiyor, onları kanunlarla da cezalandırarak başkalarının zarar görmesine engel olabileceğini ümit ediyordu. Bu nereye kadar mümkündü? İstanbul’da kanun ve kural tanımayan öyle çok insan vardı ki. Büyük şehirlerde yaşamanın bedeli böylesine ağır olmamalı, sorumsuz insanlara görevleri mutlaka hatırlatılmalıydı. Fakat her genç kız Sabiha değildi. Ya da Sabiha her zaman bu kadar şanslı olmayabilirdi. Toplumdaki her insanın aynı hassasiyeti taşıması gerekmez miydi? Necip Bey en yakın taksi durağını arıyordu. Kendi kendine söylenirken sözlerini Sabiha’ya duyurdu. - Bugün de böylece akşam oldu. - Benim için yoruldunuz. Yaptığım çok yanlıştı. - Önemli değil. - İstedim ki... - Canını sıkma. - Bunca işinizin arasında yarım gün boşa gitti. - Olur bazen. Farzet ki senaryo için ön araştırma yaptık. Genç kız gülümsedi. Yönetmenin olgunluğu ve değerlendirmedeki müsbet bakışı hoşuna gitti. Taksi durağına geldiklerinde arka taraflarındaki dükkânın önünde duran dondurma dolabını gördüler. Necip Bey elini cebine atmak üzereyken Sabiha hızla çantasını açtı. - Dondurmalar benden! dedi. Cezamı çekmeliyim. Yüzlerindeki tebessüm dondurmalar bitinceye kadar devam etti... > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109877
    % 0.19
  • 3.8589
    % -0.82
  • 4.5524
    % -0.67
  • 5.1623
    % -1.1
  • 156.204
    % -0.26
 
 
 
 
 
KAPAT